Haber Üsküdar: Gamze Candan

Türkiye’de ücretsiz sunulan kanser taramalarına katılım düşük seyrediyor. Araştırmalar, erken tanı fırsatlarının ihmal ve farkındalık eksikliği nedeniyle kaçırıldığını gösteriyor.

Türkiye’de meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserler için ücretsiz tarama programları uzun süredir uygulanıyor. Erken tanı açısından hayati öneme sahip olan bu hizmetler, aile sağlığı merkezleri ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla risk grubundaki bireylere sunuluyor.

Kanser taramaları, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce erken teşhis imkânı sunarak tedavi başarısını artırmayı amaçlıyor. Fakat sahadaki veriler, birçok kişinin bu hizmetlerden düzenli olarak yararlanmadığını söylüyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de ücretsiz kanser taramaları yaygın olarak yürütülmesine rağmen bu hizmetlere katılımın beklenen düzeyde olmadığı görülüyor.

Kanser taramalarına katılımda gelir ve eğitim durumu belirleyici

Uluslararası nitelikte 811 bilimsel araştırmadaki verileri inceleyen bir çalışmada kanser taramalarına düşük katılım gösterenlerin bekar, yoksul, daha düşük sosyoekonomik statüye sahip bireylerle kırsal bölgelerde yaşayanlar olduğu tespit edilmiş. Kanser taramasına yüksek katılım gösterenler ise yaşlı, sağlık algısı zayıf olanlar, ailesinde kansere yakalanmış olan kimselerin bulunması, yüksek eğitim düzeyine sahip olma, çocuk sahibi olma, yüksek gelire sahip olma, yüksek sosyoekonomik statüye sahip olma, sağlık sigortası sahibi olma, kentte yaşama, sağlık hizmetlerine kolay erişim imkanına sahip olma gibi özelliklere sahip olanlar.

Araştırmalar, koruyucu sağlık hizmetlerine düzenli katılımın yalnızca bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı açısından da belirleyici olduğunu gösteriyor. Kanser taramalarının ihmal edilmesi, tedavi sürecinin gecikmesine ve sağlık harcamalarının artmasına neden olabiliyor. Bu durum, erken tanıyla önlenebilecek risklerin ilerleyen aşamalarda daha büyük bir yük haline gelmesine yol açıyor.

“Bende bir şey çıkmaz diye düşündüm”

35 yaşındaki Ekrem Y. kanser taramalarına gitmemesinin nedenlerini şöyle anlatıyor: “Aslında taramaların önemli olduğunu biliyorum ama hep erteledim. ‘Bende bir şey çıkmaz’ diye düşündüm. Bir yandan da ya kötü bir sonuç çıkarsa korkusu var. İş yoğunluğu ve randevu telaşı da eklenince gitmeyi sürekli erteledim. Ücretsiz olmasına rağmen çevremde düzenli giden de pek yok. Şimdi düşündükçe bunun bir ihmal olduğunu fark ediyorum.”

Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan: “Kanser korkusu, taramanın önüne geçiyor”

Haberimiz için görüşlerine başvurduğumuz Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, ücretsiz kanser taramalarına katılımın düşük olmasına ilişkin şunları söylüyor:“Kanser, küresel ölçekte morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenlerinden biri olup, erken tanı ve tarama programları hastalığa bağlı ölümleri azaltmada kritik bir role sahiptir. Dünya Sağlık Örgütü ve ulusal sağlık otoriteleri tarafından meme, serviks ve kolorektal kanserler başta olmak üzere birçok kanser türü için ücretsiz tarama programları yaygınlaştırılmaktadır. Ancak bu programların erişilebilir olmasına rağmen, bireylerin önemli bir kısmının ücretsiz kanser taramalarına bilinçli olarak katılmadıkları görülmektedir. Bu durum, yalnızca sağlık hizmetlerine erişimle açıklanamayacak çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.”

Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, bireylerin ücretsiz kanser taramalarından bilerek uzak durmalarının temel nedenlerinden birinin kanser korkusu ve tanıdan kaçınma davranışı olduğunu ifade ediyor: “Literatürde ‘kaçınma temelli sağlık davranışı’ olarak tanımlanan bu durum, bireylerin olası olumsuz bir tanı ile yüzleşmek istememeleri nedeniyle taramadan uzak durmalarına yol açmaktadır. Kanser tanısının ölüm, acı, tedavi yükü ve yaşam kalitesinde bozulma ile özdeşleştirilmesi, taramayı koruyucu bir sağlık davranışı olmaktan ziyade tehdit edici bir deneyim olarak algılamalarına neden olmaktadır.”

“Yanlış inanışlar taramayı gereksiz gösteriyor”

Yanlış inanışların taramaya katılımı azalttığını belirten Esencan, Bir diğer önemli etken sağlık okuryazarlığının yetersizliğidir. Bireylerin tarama programlarının amacı, sıklığı ve erken tanının sağkalım üzerindeki etkileri konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, ‘belirti yoksa taramaya gerek yoktur’ şeklindeki yanlış inanışları beslemektedir. Özellikle asemptomatik dönemde yapılan taramaların öneminin kavranamaması, ücretsiz hizmetlerin gereksiz veya zaman kaybı olarak değerlendirilmesine yol açmaktadır. Sağlık okuryazarlığı düşük bireylerde taramaya katılım oranlarının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu birçok çalışmada vurgulanmaktadır.”

“Kültürel ve toplumsal faktörler belirleyici”

Kültürel ve toplumsal faktörlerin taramalara bilinçli katılımı etkileyen önemli belirleyicilerden biri olduğunu söyleyen Tuğba Yılmaz Esencan, ‘’Mahremiyet algısı, utanma duygusu, özellikle jinekolojik ve kolorektal taramalarda öne çıkmaktadır. Kadınların smear testi veya mamografi gibi taramalardan, erkeklerin ise prostat ve kolorektal taramalardan bu gerekçelerle kaçındığı bildirilmektedir. Ayrıca kadercilik, hastalığın ‘kaçınılmaz’ olduğuna dair inançlar ve geleneksel sağlık anlayışları, koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik motivasyonu azaltabilmektedir.”

“Sağlık sistemine duyulan güven eksikliği de bilinçli uzak durma davranışının bir diğer boyutudur”

Sağlık sistemine duyulan güvenin de taramalara katılımı etkilediğini dile getiren Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, şunarı söylüyor: “Sağlık sistemine duyulan güven eksikliği de bilinçli uzak durma davranışının bir diğer boyutudur. Bazı bireyler ücretsiz sunulan hizmetlerin kalitesinin düşük olduğunu, sonuçların güvenilir olmadığını ya da yeterli gizliliğin sağlanmadığını düşünmektedir. Bu algı, özellikle daha önce sağlık hizmetlerinde olumsuz deneyim yaşamış bireylerde belirginleşmektedir. Sağlık çalışanlarıyla kurulan iletişimin yetersiz olması ve danışmanlık hizmetlerinin sınırlı kalması da bu güvensizliği pekiştirmektedir.”

“Randevu süreçleri ve bekleme süreleri özellikle çalışan bireyler için caydırıcı olabilmekte”

Son olarak, randevu süreçlerinin ve bekleme sürelerinin de özellikle çalışan bireyler açısından caydırıcı olabildiğini ifade eden Tuğba Yılmaz Esencan, “Bu durum, taramaların ‘ertelenebilir’ bir sağlık davranışı olarak algılanmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak, ücretsiz kanser taramalarına katılımın düşük olmasının nedenleri yalnızca bireysel tercih veya bilgi eksikliği ile açıklanamaz; psikolojik, kültürel, toplumsal ve sistemsel etkenlerin etkileşimi söz konusudur. Bu nedenle tarama programlarının etkinliğini artırmak için yalnızca hizmet sunumunu değil, risk iletişimini güçlendiren, sağlık okuryazarlığını artıran, kültürel duyarlılığı gözeten ve birey merkezli danışmanlık yaklaşımlarını içeren bütüncül stratejilere ihtiyaç vardır. Bu yaklaşım, ‘sağlık ve kaliteli yaşam’ hedefleri doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerinin toplum tarafından benimsenmesini destekleyecektir” dedi.