Gençlerin gözü yurt dışında
22.01.2022 18:51

Gençlerin gözü yurt dışında


Haber Üsküdar - Samet SAĞLAM

Son zamanlarda Türkiye’den yurt dışına göç edenler hakkında birçok haber yapıldı. Biz de son dönemde yurt dışında yaşamayı seçen Serhat Gençyiğitoğlu isimli genç ile konuştuk ve neden yurt dışını tercih ettiğini sorduk. Ardından, Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Aydın Öztürk’ün genç göçü hakkındaki değerlendirmelerini aldık.

Serhat Gençyiğitoğlu: “Türkiye’de kalsaydım şu anda sahip olduklarım benim için bir hayal olurdu”

Avusturya’da yaşamayı seçen Serhat Gençyiğitoğlu bize Avusturya’ya nasıl gittiğini, hangi aşamalardan geçtiğini anlattı. Gençyiğitoğlu şunları söyledi: “Adım Serhat Gençyiğitoğlu, 1996 İstanbul doğumluyum. 16 yaşıma kadar İstanbul’da ikamet ettim. Lise ikiye geçmemle Avrupa’ya vizemin çıkması aynı zamana denk geldi ve 2011 yılında Avusturya’ya yerleştim. İlk başlarda dil, çevre, kültür ve arkadaşlıklar konusunda uzun süre zorluklar çektim.” Gençyiğitoğlu, “Yurt dışına neden gittiniz?” şeklindeki soruma şu cevabı verdi: “Babam 2001 yılında gerçekleşen ekonomik çöküşten sonra işsiz kaldı. Uzun süre iş bulamayınca Avusturya’ya iş bulma ve para kazanıp ailesine bakma ümidiyle geldi. 10 sene Avusturya’da düzenli olarak çalışarak oturma iznini aldıktan sonra bizleri yanına aile birleşimi yoluyla davet etti. Ben annem ve kardeşim aynı anda Avusturya’ya geldik. Babam eğitimimiz ve geleceğimiz için burasının daha iyi olacağını söyledi. Okul hayatı bittikten sonra işe girince bunda haklı olduklarını fark ettik.”

“Türkiye’de olmayıp da yurt dışında olan nedir?” diye sorduğumuzda ise Gençyiğitoğlu şu cevabı verdi: “Tüm herkesin eşit olması. İlk olarak zengin birinin ya da durumu kötü olanın veya ünlü birisinin de aynı okulda aynı seviyede eğitim alması diyebilirim. Örnek olarak kendi tanık olduklarımdan bahsetmek istersem. Benim bir profesörümün babasının eyalet başkanı olması ya da sınıf arkadaşımın ailesinin en zengin ailelerden birisi olması diyebilirim, ya da çok-kültürlülük, yani tüm kültürler her yerde var. Türkü de Almanı da Avusturyalısı da fark etmeksizin herkes aynı seviyede birbirlerine saygılı ve farklı görüşlere açıklar.”

Gençyiğitoğlu, “Türkiye’de kalsaydınız şu andan daha az mı kazanıyor olurdunuz?” şeklindeki soruma şu cevabı verdi: “Türkiye’de kalsaydım şu anda sahip olduklarım benim için bir hayal olurdu ve bir adım ileriye gidemezdim. Hani diyorlar ya haberlerde falan, adamlar kendi Cumhurbaşkanını tanımıyor nasıl bir gençlik yetişiyor diye. Ben bunu şu şekilde söyleyebilirim. Okulda sadece eğitim vardı. Kendimizi geliştirmek, arkadaşlarımızla yeni projeler üretmek. Ve insanları nasıl daha kolay şekilde yaşanan günlük zorluklardan kurtarırız şeklindeydi.”

Yaşadığı yer hakkında bilgiler de veren Gençyiğitoğlu, “Yaşadığım yer aşağı Avusturya eyaletinde küçük, tatlı ve tarihi Osmanlı’ya kadar dayanan bir kasaba. Osmanlı’nın Viyana kuşatmasından önce kaldığı son kale. Fakat her yerde olduğu gibi burada da imkânlarımız kısıtlı. Örnek verecek olursam, yüksekokul veya lise yok, en yakını Viyana’da ve orası da benim oturduğum yere 60 km. Trenle bir saatte varıyorsunuz fakat Viyana içinde otobüs, tramvay ya da metro gibi diğer taşıtları da kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Ben 5 sene boyunca okula sabah beş trenine binip gidiyordum. Eve geldiğimde aksam 7-8 oluyordu ki bu kışın trenlerin genellikle soğuktan dolayı motorlarının çalışmaması yüzünden daha da geç okula gitmeme ya da eve dönmeme sebep oluyordu. Ama bu bahane değildi. Ben çoğu sınavlara trende hazırlanıyordum ya da ödevlerimi yapıyordum ya da kitap okuyordum. Eğitimimi normalde 16 Mart 2020’de tamamlayacaktım. Fakat Covid-19 yüzünden 30 Nisan tarihine kadar uzatıldı ve 30 Nisan’da ilk defa maske takıp sınava girdik. Arkadaşlarımızla aynı anda beş tane büyük sınıfta olduk mesafe kuralları yüzünden. Ama tek başına profesörlerin sözlü sınavında tek başına 20 tanesinin karşısında Elektronik/Elektrik ve Telekomünikasyon sınavını verdim, 8 saat süren sınavı 4.5 saat gibi bir sürede bitirdim. Diğer arkadaşlarımın da sınavı geçmesini bekledim. Ama 73 kişiden sadece 47 kişi sınavı geçebildi” dedi.

“Türkiye’deki arkadaşlarımdan gördüklerim herkesin sinirli oluşu”

Serhat Gençyiğitoğlu, “Geri dönmeyi düşündünüz mü?” şeklindeki sorumu şöyle cevapladı: “Geri dönmeyi ilk zamanlarda düşünüyordum fakat artık burası da benim bir evim, burada da arkadaşlarım, ailem var, Türkiye’de olduğu gibi. Araya mesafe girince Türkiye’deki arkadaşlarımla olan samimiyet gitti. Geçen yaz 6 sene sonra Türkiye’ye geldim. Ondan önce kendime vermiş olduğum bir söz vardı. Ben bu okulu bitireceğim ondan sonra tatilimi yaparım diye. Bu yaz Türkiye’deki arkadaşlarımdan gördüklerim herkesin sinirli oluşu. Ve ekonomik olarak durumlarının iyi olmadığını görmemden dolayı kendime bile bir şeyler alamadım ya da gezemedim.”

Rakamlar ne anlatıyor?

TÜİK 2020 ve 2021 yıllarına ait uluslararası göç istatistikleri henüz açıklamadığı ve açıklamayı da belirsiz bir tarihe ertelediği için son 2 yıla ait göç verisi bulunmuyor. 2019 ve önceki yıllara ait göç istatistikleri incelendiğinde, Türkiye’nin hem göç alan hem de göç veren bir ülke olduğu görülüyor.

TÜİK web sayfası ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü web sayfasından derlediğimiz verilere son 10 yılda Türkiye’de ikamet izni ile kalan yabancıların sayısı yaklaşık 4 kat artarak 182 bin 301 kişiden 677 bin 42 kişiye ulaştı. Verilere göre; 2010 yılında 182 bin 301, 2011’de 234 bin 268, 2012’de 321 bin 548, 2013’te 313 bin 692, 2014’te 379 bin 804, 2015’te 422 bin 895, 2016’da 380 bin 921, 2017’de 446 bin 333, 2018’de 577 bin 457, 2019’da 677 bin 42 kişi Türkiye’den ikamet izni aldı.

Türkiye’de göç edenlere ilişkin yalnızca 2016 ve 2019 yılları arasındaki resmi verilere ulaşabildik. TÜİK sayfasından edinebildiğimiz verilere göre 2016 yılında 177 bin 960, 2017 yılında 253 bin 640, 2018 yılında 323 bin 918 ve 2019 yılında 330 bin 289 kişi yurt dışına göç etti.

 

Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Aydın Öztürk: "Gençler daha iyi ekonomik imkânlara sahip olacaklarına inandıkları için gitmek istiyor"

Yurt dışına göç hakkında Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji bölümü Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Aydın Öztürk’ün görüşlerine başvurduk. Öztürk, özellikle gençlerin yurt dışına gitmek istemesindeki nedenleri şu şekilde açıkladı: “Son yıllarda Türkiye’de yaşayan kişilerin yurt dışına gitme isteklerinde artış olduğu gözlenmektedir. Özellikle gençler arasında bu oran çok daha fazla yüksek. Bunun en önemli sebebinin ekonomik olduğunu söylemek mümkün. Öncelikle Türkiye’de yaşayan kişiler yurt dışında daha iyi ekonomik imkânlara sahip olacaklarına inandıkları için gitmek istiyorlar. Diğer önemli sebepler arasında ise farklı eğitim olanaklarını değerlendirmek, hayat şartlarını iyileştirmek, daha özgür bir yaşam sürme isteği, farklı kültürleri tecrübe etmek ya da politik sebepler yer almaktadır.”

“Bu durumun iyileştirilmesi neler yapılabilir” şeklindeki sorumuzu ise Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Aydın Öztürk şöyle cevapladı: “Kendim de bir dönem yurt dışında yaşamış ve halen yurt dışındaki kişi ve kurumlarla çalışan biri olarak, başka bir ülkede yaşamanın ya da farklı kültürlerden insanlarla diyalog kurmanın kişiye önemli bir tecrübe kattığına inanıyorum. Öte yandan, başka bir ülkede yaşamayı istemek ile yaşadığın ülkeyi terk etmeyi istemek arasında da bir fark var mutlaka. Yaşadığımız ülkede örneğin gençler nitelikli ve eşit şartlarda eğitim alabileceklerine inansa ya da mezun olduklarında emeklerinin karşılığını alacaklarını düşünseler ilk reaksiyonları başka bir ülkeye yerleşmek olmayabilirdi. Çünkü yurt dışına gitme isteğinin altında ekonomik ve sosyal eşitsizlikler yatmaktadır. Eğer toplumun büyük bir kesiminin bu yönde bir isteği varsa, bunun sebeplerini iyi anlamak ve var olan olumsuz şartların iyileştirilmesine odaklanmak gerekir. Bir ülke sosyal, politik, ekonomik, teknolojik olarak vatandaşlarına iyi bir gelecek vaat ediyorsa zaten insanların birinci tercihi gitmek değil kalmak olacaktır. Başta da söylediğim gibi, farklı bir ülkeye göç etmek bir çıkış yolu olarak değil de farklı bir tecrübe edinmek için yapılıyorsa daha anlamlıdır.”

Madalyonun görülmeyen boyutu

Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, “Ne pahasına olursa olsun mutlaka başka bir ülkeye yerleşmeliyim düşüncesinin bazı sorunlu kısımları olabilir” diyerek bunları şu şekilde açıkladı: “Örneğin Türkiye’de aldığınız eğitimin çok daha altında nitelik gerektirecek bir işte çalışmak, gittiğiniz ülkede her zaman göçmen olduğunuzun hissettirilmesi, göç edilen ülkelerin kendi sosyokültürel problemleriyle mücadele etmek zorunda kalmak da genelde madalyonun görülmeyen bir başka bir boyutudur.”