Basketbolcu Alexandre Gavrilovic: "Türkiye'de tüm takımlar rekabet gücüne sahip"
Alexandre Gavrilovic: İstanbul trafiği başta şaşırttı ama alıştım
Röportaj: Rıdvan Emir ALTINTAŞ / Fotoğraf: Bursaspor Basketbol
ONVO Büyükçekmece’nin 2.08 boyundaki pivotu Alexandre Gavrilovic, Avrupa ve Asya liglerinde kazandığı tecrübelerini, Türkiye’deki basketbol kültürü ve lig hakkındaki düşüncelerini Haber Üsküdar'a anlattı. Gavrilovic, İstanbul’un yoğun trafiğinden, Türk sporseverlerin basketbol tutkusuna kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.
Basketbola başlama hikâyeni bizimle paylaşır mısın?
Basketbola 15-16 yaşlarında, biraz geç sayılabilecek bir dönemde başladım. Boyumun uzun olması ve babamın tavsiyesi bu kararda etkili oldu. Başlangıçta sadece sporu sevip sevmediğimi merak ediyordum. Kısa sürede, sabırla çalışarak kendimi geliştirebileceğimi fark ettim ve süreç doğal bir şekilde ilerledi.
Maç günlerin nasıl geçiyor? Maçlardan önce kendini nasıl motive ediyorsun?
Maç günlerim genellikle aynı rutinde geçiyor. Gün boyunca dinlenmeye odaklanıyorum. Salona geldiğimde ise hazırlık sürecinde yaptığımız çalışmaları zihnimde canlandırıyorum ve sahada yapmam gerekenleri görselleştiriyorum. Basketbol büyük ölçüde mental bir oyun; bu yüzden zihinsel olarak dinlenmek ve odaklanmak çok önemli.
Avrupa’nın farklı liglerinde oynadın. Sence en zor lig hangisiydi?
Fransa, Bulgaristan, VTB Ligi, Romanya, Belçika, ABA Ligi, Türkiye Ligi ve Doğu Asya Süper Ligi’nde oynadım. Her ligin kendine has özellikleri var. VTB Ligi kalite açısından öne çıkıyordu, ABA Ligi ise en zorlu ligdi çünkü genç ve yetenekli oyuncuların yoğunluğu ve sert antrenmanlar rekabeti artırıyordu. Türkiye Ligi’nde ise çok sayıda kaliteli yabancı oyuncu ve güçlü takım var; açıkçası “zayıf” takım yok.
Türkiye Ligi’ni diğer liglerden ayıran en önemli özellik nedir? Türk taraftarları hakkında ne düşünüyorsun?
Türkiye Ligi’ni farklı kılan en önemli unsur, neredeyse tüm takımların üst düzey rekabet gücüne sahip olması. Bu nedenle sezon sonunda ilk sekize girenleri tahmin etmek çok zor. Taraftarlar ise son derece tutkulu ve duygusal. Kazandığınızda sizi çok seviyorlar ama kaybederseniz tepkileri sert olabiliyor.
Bursaspor’da geçirdiğin iki sezonda en unutamadığın an hangisiydi?
İlk sezonum benim için çok özeldi. Playoff’a kalabilmek için büyük bir mücadele verdik. Sezonun son maçında Fenerbahçe ile karşılaştık. Salon tamamen doluydu, atmosfer inanılmazdı. Maçı iki uzatma sonunda kaybettik ama sonuna kadar mücadele ettik. O maç her zaman hafızamda kalacak.
Bursaspor’dan Büyükçekmece’ye transfer sürecin nasıl gelişti? Şu an orada mutlu musun?
Bursaspor’dan sonra Doğu Asya Süper Ligi’nde oynamak üzere Hong Kong Eastern ile sözleşme imzaladım. Sezon Şubat’ta sona erince, Büyükçekmece’den gelen teklifi kabul ettim. Takım o dönemde zor bir durumdaydı ve hedefimiz onları küme düşme hattından kurtarmaktı. Bu doğrultuda hâlâ yoğun şekilde çalışıyoruz.
Türkiye’yi seviyor musun? Favori yemeğin nedir?
Türkiye’yi seviyorum ve buraya geri dönmek beni mutlu etti. Türk mutfağı gerçekten harika, ama ölçülü yemek önemli.
Türkiye’de seni en çok şaşırtan şey ne oldu?
İstanbul’daki trafik beni çok şaşırttı. Çok yoğun ve insanlar agresif araç kullanabiliyor. Ama zamanla buna da alıştım.