Kene ısırığından soruşturmalara: Türkiye’de Lyme hastalığı
Lyme hastalığı tartışmaları sürüyor.
Haber: Hanzade Duru AYDIN
Dünya genelinde her yıl mayıs ayında farkındalık günleri düzenlenen ancak Türkiye'de tıp müfredatından halk sağlığı politikalarına kadar adeta ‘’görmezden gelinen’’ Lyme hastalığı, yüzlerce ölümcül ve kronik hastalığı taklit ederek binlerce insanın hayatını karartıyor. Uzmanlar uyarıyor: "Türkiye'de seroprevalens yüzde 10'lara dayandı, halk sağlığı tehdit altında".
Büyük taklitçi: 400’den fazla hastalığı taklit ediyor
Kene ısırığı ile insan vücuduna karışan Lyme hastalığı her geçen gün bir başka hastalığı daha taklit etmeye devam ediyor. Lyme hastalığı vücuda girdikten sonra adeta bir bukalemun gibi davranıyor ve kendine has belirtiler göstermiyor. Bu yüzden tıp literatüründe ona "Great Imitator" (Büyük Taklitçi) deniyor.
Görünmeyen binlerce hayat buz dağının altında
Sağlık sistemindeki bu ihmaller her geçen gün bir insanın daha yanlış tedavi altına girmesini sağlıyor. Bu yanlış teşhisler her geçen gün bir başka insanı daha kurban ediyor. Mağdurlar ordusu, tıp dünyasının en eğitimli kesiminden en çaresiz hastalarına kadar çok geniş bir tabana yayılıyor.
Prof. Dr. Vedat Turhan'ın kliniğinde tedavi ettiği 45 yaşındaki, aynı zamanda tıp doktoru olan hasta, bu kitlesel mağduriyetin en çarpıcı örneklerinden biri. Tam 20 yıl boyunca sürekli anksiyete, depresyon ve şizofreniform bozukluk gibi ağır psikiyatrik tanılar alan, onlarca ilaç yüklenen ve mesleğini yapamaz hale gelen bu hekimin, aslında kanında Lyme bakterisi taşıdığı ancak yirmi yıl sonra mikroskobik incelemeyle anlaşılabildi. Hekim doğru teşhis ve antibiyotik tedavisi ile sadece dört haftada iyileşmeye başladı.
Engellilik sonrası hukuki mücadele: Zehra Nur Saykan'ın teşhis sürecine ilişkin iddiaları
Saykan, 2006 yılında henüz 18 yaşındayken sol tarafında, tüm vücudunu çizmiş gibi bir uyuşma ve güçsüzlük şikayetiyle nöroloji kliniğine başvurduğunu, gittikleri nöroloğun başka bir ihtimal üzerinde durmadan kendisine direkt MS (Multiple Skleroz) teşhisi koyduğunu ifade ediyor. Kendisini tamamen bu sürecin ortasında bulduğunu belirten Saykan, asıl kırılma noktasının ise 2018 yılında bağışıklık sistemini baskılayan MS ilacına başlanmasıyla yaşandığını dile getiriyor. Saykan, tıp dünyasındaki zıt yaklaşımların ve bağışıklık sistemini düşüren ilaçların kendi vücudundaki gizli Lyme enfeksiyonunu agresifleştirdiğini iddia ediyor.
Yaşadığı süreci adli makamlara taşıyan Saykan, bu tedavinin ardından uğradığı kaybı ve ilaç firması ile kendisini tedavi eden hekimine karşı başlattığı çift yönlü hukuki mücadeleyi şu sözlerle özetliyor: “Aldığım ilaç beni ilk dozdan sonra %60, yedinci dozdan sonra da %92 engelli hale getirerek tekerlekli sandalyeye mahkûm etti. 2021 yılında Lyme olduğum ortaya çıktı ve aslında kronik bir Lyme hastası olarak çok geç kalmıştık. Kendimi kaybettim bu yüzden. Şu an 38 yaşındayım sadece ve ne kaybettiğimi gerçekten bilmiyorum. Bu bilinmezlik de insanı çok üzüyor, yoruyor en başında. Birinci dozdan sonra kötüleşmemi gördüğü halde yedi doza kadar bu ilacı ısrarla kullandıran doktorumun etik olarak doğru davranmadığını düşünüyorum. İlaç firması da bağışıklık baskılayıcı bu üründe 'kronik Lyme veya kene geçmişi olanların kullanmaması gerektiği' uyarısını açıkça prospektüste beyan etmediği için iki kurumu da dava ettim; şu an halihazırda dava sürüyor, hakkımı arayacağım”.
"Kendimi başkalarıyla değil kendimle kıyaslıyorum"
Hastalık öncesi dönemiyle bugünü arasındaki ağır fiziksel ve duygusal yıkımı paylaşan Saykan, yaşadığı kısıtlanmayı şu çarpıcı sözlerle ifade ediyor: “Kendimi başkalarıyla değil kendimle kıyaslıyorum. Yani bir 7-8 yıl önceki, 10 sene önceki Zehra ile bugünün 2026’sındaki Zehra'yı kıyaslamak gerçekten çok zor. Hem duygusal olarak beni yoruyor bu hem de ailemin beni görmesi gerçekten onları çok yoruyor. Bir insanın çocuğunun gözlerinin önünde bu hale gelmesi, hem de olası bir yanlışlık sonucundan bu hale gelmesi gerçekten onları da çok üzüyor. Açıkçası hem kendim için hem de ailem için bu durum çok zor ve ben de hem kendim için hem ailem için çok üzülüyorum ve endişeleniyorum. Şu an 38 yaşındayım sadece ve ne kaybettiğimi gerçekten bilmiyorum. Bu bilinmezlik de insanı çok üzüyor, yoruyor en başında. Yaklaşık 7 yıldır bu haldeyim, tamamen kısıtlı haldeyim. 2019 yılından beri engelli haldeyim”.
“Kendinizden vazgeçmeyin”
Yaşadığı trajediye rağmen kalbindeki direnci kaybetmeyen Saykan, sesini duyurmak istediği yetkililere ve bu süreci yaşayan insanlara şu sözlerle seslendi: “Kendinizden vazgeçmeyin. Süreç çok zor. Hayat gerçekten kendiniz için çok zor ama bu süreci yaşarken kimin sebep olduğuna çok iyi düşünün, çok iyi araştırın. Elimizin altında telefonlar, akıllı telefonlar ama biz onu akıllıca kullanmalıyız. Kendimizden vazgeçmemek için çok iyi araştırma yapmalıyız. Neyin iyi geleceğini, neyin kötü geleceğini tamamen doktorun ellerine teslim etmeyin. Her zaman haklı olmuyorlar. Ben bunu yaşadım, gördüm. Dediğim gibi kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum ama kim haklı ortaya çıksın istiyorum”.
Sadece kene değil: Tahta kurusu, hamam böceği ve sivrisinek tehlikesi
Tıp profesörleri de Lyme kurbanı
Lyme hastalığının yarattığı bu büyük sinsi tehdit, sadece genel popülasyonu değil tıp dünyasının en kıdemli isimlerini dahi teşhis çıkmazına sürükleyebiliyor. Prof. Dr. Vedat Turhan, klinik pratiğinde karşılaştığı ve sistemdeki açığı gözler önüne seren çarpıcı deneyimini şu sözlerle aktarıyor: “Kliniğimize gelen saygıdeğer bir hocamız, alanında Türkiye'de ve Avrupa'da söz sahibi, emektar, kıdemli bir hocamız, tıp profesörü. Diz eklem rahatsızlıkları var ve bunun için 15 yıl kadar önce kendisi bizzat Lyme hastalığından şüphelenerek Lyme'a yönelik testleri, tetkikleri yaptırıyor ve pozitif geliyor. Normalde Lyme tanısının konulmasını ve tedaviye başlanmasını bekliyoruz bu durumda. ‘Sizin romatizmal bir hastalığınız vardır’ denilerek hocamıza romatoid artrit (RA) tanısı konuluyor ve ona yönelik tedavi başlanıyor. Aradan 15 yıl geçiyor. Hocamızın şikayetleri hala devam ediyor. Detaylı bir inceleme yaptık; hocamız gerçekten Lyme vakası. Bir tıp profesörüne bile yanlış tanı konulabiliyorsa, Lyme konusunda gerçekten ciddi olarak farkındalığı artırmamız gerekiyor”.
"Yüzyılın hastalığı" ve korunma yolları
Uzmanlar, Kronik Lyme’ın insan sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar ve nörolojik komplikasyonlar bırakma potansiyeli nedeniyle önümüzdeki yıllarda çok daha büyük boyutlarla karşımıza çıkacağını, hatta bazı araştırmacıların bu patolojiyi "yüzyılımızın hastalığı" olarak adlandırdığını belirtiyor. Bu sinsi tehlikeye karşı en kritik adım ise korunma politikalarından geçiyor.
Prof. Dr. Vedat Turhan hem bireysel hem de toplumsal düzeyde alınması gereken hayati korunma yollarını şu başlıklarla sıralıyor:
Bariyer oluşturma ve doğru kıyafet seçimi: Kırsal kesimde ya da bitki örtüsünün yoğun olduğu yerlerde kene ve haşere kovucular kullanılmalıdır. Tarla, bağ ve bahçe işi yaparken uzun kollu giysiler giyilmeli, pantolon paçaları mutlak surette çorapların içerisine konulmalıdır.
Ev içi haşere ve evcil hayvan takibi: Evlerde tahta kurusu, hamam böceği gibi haşereler varsa bunlara karşı süratle önlem alınmalıdır. Evcil hayvan sahipleri, kedi ve köpeklerin üzerlerinde taşıdıkları keneler ile özellikle kedilerin taşıdığı bit ve pireler aracılığıyla Lyme’ın taşınabildiğini bilmeli ve bu konuda yüksek duyarlılık göstermelidir.
Evlilik ve hamilelik öncesi tarama: Annede Lyme hastalığı olması durumunda bakteri göbek kordonu ve plasentadan çocuğa geçebilmektedir. Bu nedenle hamilelikten önceki dönemde evlilik öncesi taramalarla hastalığın ortaya konulması ve önceden tedavi edilmesi hayati bir koruyucu tedbirdir.
*Kapak görseli yapay zekâ ile üretilmiştir.