Prof. Dr. Süleyman İrvan'dan KKTC’deki ‘Sansür’ tartışmalarına katkı: "Basın özgürlüğü ciddi tehlikede"
KKTC'de sansür yasası girişimi
Haber Üsküdar
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı ve KKTC Medya Etik Kurulu eski başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde 4 Mayıs 2026 tarihinde kabul edilen Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’ndaki değişikliği eleştirdi. İrvan, "masumiyet karinesini koruma" bahanesiyle getirilen yeni düzenlemenin, mahkeme süreçlerini haberleştirmeyi imkânsız hale getiren bir sansür girişimi olduğunu vurguladı.
Yasa, isim ve fotoğraf yasağı getiriyor
Cumuhuriyet Meclisi’nde kabul edilen ve Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’na eklenen 23B maddesi, mahkeme süreci devam eden kişilerin açık isim ve fotoğrafla haber yapılmasını suç haline getiriyor. “Masumiyet Karinesinin İhlali” başlıklı 23B madde şu şekilde:
"(1) Bir zanlının veya mahkum olmamış bir kimsenin yargılandığı suçla ilgili veya böyle bir yargılamada şikayeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık ismini veya fotoğrafını kamuya açık bir şekilde yazan, gösteren, basan, paylaşan veya herhangi bir yöntemle teşhir eden kişi hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde 3 (üç) aya kadar hapis cezasına veya yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin 2 (iki) katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.
(2) Yukarıdaki (1)’inci fıkradaki fiil basın, yayın, internet medyası veya sosyal medya aracılığıyla gerçekleştiren bir kişi hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde 1 (bir) yıla kadar hapis cezasına veya yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin 4 (dört) katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.
(3) Yukarıdaki (1)’inci ve (2)’nci fıkralardaki fiillerin firari bir zanlının veya yargılanmakta olan bir kimsenin bulunması veya yakalanması için yapılması halinde veya fotoğrafı ve ismi kullanılan kişinin buna rızasının bulunması halinde herhangi bir suç işlenmiş sayılmaz.
(4) Yukarıdaki fıkralar kapsamında, yargılanan zanlı veya sanığın veya böyle bir yargılamada şikayeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık isim ve fotoğrafını teşhir etmeksizin yalnızca olayın veya yargı sürecinin haber değeri taşıyan yönleriyle kamuoyuna aktarılması veya haber konusu yapılması suç teşkil etmez. Bu tür yayınlar basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir."
İrvan: "Zanlı ve sanık ayrımı yapılmalı"
Prof. Dr. Süleyman İrvan, yasa değişikliğinin en büyük kusurlarından birinin "zanlı" ile "sanık" arasındaki ayrımı gözetmemesi olduğunu belirtti. İrvan’ın değerlendirmeleri şöyle: “Polis soruşturması aşamasında zanlının isim ve fotoğraflarının yayımlanmaması etik açıdan da doğrudur, çünkü zanlı konumundaki kişilerin birçoğu dava açılmadan serbest kalmaktadır. Ancak hakkında dava açılan ve "sanık" konumuna geçen bir kişinin davası haber değeri taşır. İsim vermeden, fotoğraf kullanmadan bir davanın haberini nasıl yapacaksınız? Bu durum halkın tam ve doğru haber alma hakkını ortadan kaldırır" uyarısında bulundu.
“Gazetecilik etik ilkelerine uygun davranılması yeterlidir”
Medya Etik Kurulu tarafından yayımlanan Gazetecilik Meslek İlkeleri’nin 4. maddesini hatırlatan Prof. Dr. Süleyman İrvan, bu ilkenin masumiyet karinesini korumayı amaçladığını belirtti: “Basın yayın organları masumiyet karinesine saygılı olmalı, suçluluğu yargı kararıyla sabit olmadıkça herhangi bir kişiyi suçlu ilan edecek yayın yapmaktan kaçınmalıdır. Yargı süreci devam eden davalarda iddialar ve savunmalar adil ve dengeli biçimde aktarılmalıdır."
İrvan, bu ilkeye göre gazetecilerin mahkeme süreçlerini haberleştirirken dikkatli davranmaları ve mahkeme kararıyla suçluluğu kesinleşene kadar kişileri “suçlu” ilan etmemeleri gerektiğini vurguladı. Mahkeme başkanının, dava sürerken duruşma salonundan ses ve görüntü alınmasını yasaklamasının makul karşılanabileceğini belirten İrvan, isim ve fotoğraf kullanımına getirilen yasağın ise basın özgürlüğüyle bağdaşmadığını ifade etti.
“AİHM kararı yol gösterici olabilir”
Prof. Dr. Süleyman İrvan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2017 tarihli Axel Springer ve RTL Televizyonu ve Almanya kararına atıfta bulunarak, basın özgürlüğünün mutlak olmadığını, ancak getirilen kısıtlamaların basının kamuoyunu doğru bilgilendirme görevini engellememesi gerektiğini vurguladı.
İrvan, “AİHM kararında, ceza yargılaması sürecinde sanığın masumiyet karinesinin korunmasının gerektiği, mahkeme tarafından getirilen görüntü alma yasağının ise haber yapmayı tamamen engellemediği belirtilmiştir. Bu karar, AİHM’in devam eden ceza davalarında basın özgürlüğü ile sanığın kimliğinin korunması arasında bir denge gözettiğini göstermektedir” dedi.
Gözler Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’da
Prof. Dr. Süleyman İrvan, hukukçu kimliğiyle bilinen KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın yasa konusunda sivil toplum örgütleriyle görüşmeler yaptığını hatırlatarak, yasanın Cumhuriyet Meclisi’ne geri gönderilmesini beklediğini ifade etti: “Sayın Tufan Erhürman, basın özgürlüğü konusunda duyarlı bir hukukçudur. AİHM kararları konusunda da uzman bir akademisyendir. En doğru kararı vereceğine ve basın örgütlerinin haklı beklentileri doğrultusunda yasayı Cumhuiyet Meclisi’ne iade edeceğine inanıyorum. Bu yasa masumiyet karinesini koruma bahanesiyle yargı süreçlerini karartmakta ve basın özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına ciddi bir darbe vurmaktadır."