Haber: Hanzade Duru AYDIN

Emekli Narkotik Uzmanı İsa Altun, madde bağımlılığının nedenleri, gençler üzerindeki etkileri ve bağımlılıkla mücadelede izlenmesi gereken yollar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Altun, aile içi iletişimin, erken müdahalenin ve profesyonel desteğin önemine dikkat çekti.

Madde bağımlılığının gençler açısından oluşturduğu riskler, sosyal medyanın madde kullanımına yönelik tutumlar üzerindeki etkisi ve bağımlılıkla mücadelede ailelerin rolü tartışılmaya devam ediyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Emekli Narkotik Uzmanı İsa Altun, bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Bağımlılığın altında yatan nedenlerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Altun, özellikle çocukların ve gençlerin korunmasında erken farkındalığın önemine işaret etti.

İsa Altun: “Bağımlılık yaşı gün geçtikçe düşüyor”

Teknolojik gelişmeler, maddelere erişimin kolaylaşması, sanayileşme, modernleşme ve kentleşme gibi etkenlerin bağımlılık riskleri üzerindeki etkilerine değinen Altun, madde kullanımının bazı gençler tarafından başlangıçta sorunlarla baş etme yöntemi olarak görülebildiğini, ancak zamanla başlı başına bir soruna dönüşebildiğini ifade etti.

Madde bağımlılığının uzun yıllardır devam eden bir sorun olduğunu belirten Altun, bağımlılık riskini artıran faktörlere ilişkin şunları söyledi: “Bu sorun ülkemizde ve dünyada yeni görülen bir sorun değildir. Bu durum uzun zamandır devam eden bir problemdir ve çocukları gençleri olumsuz yönde etkilemektedir. Madde bağımlılığına giden sebepler arasında genetik yakınlık, çevre, merak, arkadaş baskısı, grupta yer alma isteği, biyolojik ve sosyal değişikliklerin yarattığı stres yer alır. Bu durum, agresyon, kaygı, stres bozukluğu, depresyon, anksiyeteye sebep olmaktadır.”

İsa Altun: “Bağımlılık bir beyin hastalığıdır”

Bağımlılığın fiziksel ve ruhsal boyutları bulunan bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Altun, kişinin madde kullanımını kontrol etmekte güçlük çekmesinin bağımlılığın temel özelliklerinden biri olduğunu belirtti. Altun, bağımlılığı şu sözlerle tanımladı: “Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Alınan maddenin kişide ruhsal, fiziksel veya sosyal sorunlara yol açmasına rağmen, bu maddeyi almaya devam etme, bırakma isteği olmasına rağmen bırakamama ve maddeyi alma isteğinin kontrol edilememesi durumunu ifade eder.”

Bağımlılık yapıcı maddelerin çeşitliliğine de dikkat çeken Altun, tütün ve alkolün yanı sıra esrar, eroin, kokain, metamfetamin, sentetik uyuşturucular ve uçucu maddeler gibi farklı maddelerin sağlık açısından ciddi riskler oluşturduğunu ifade etti. Bazı maddelerin standart toksikolojik taramalarda tespit edilemeyebileceğine de değindi.

“Sosyal medyadaki özendirici içeriklere dikkat çekti”

Sosyal medya platformlarında kullanılan tanıtım ve pazarlama yöntemlerinin gençler üzerindeki etkilerini değerlendiren Altun, özellikle tütün ürünlerinin dijital ortamlarda dolaylı biçimde tanıtılmasının önemli bir sorun olduğunu belirtti. Geleneksel medyada tütün ve alkol ürünlerinin reklamlarına yönelik yasal sınırlamalar bulunduğunu hatırlatan Altun, sosyal medya ortamlarında denetimin daha güç olabildiğine dikkat çekti.

Altun, “Tütün şirketlerinin ‘influencer’ denilen kişileri ve gerilla pazarlama tekniklerini kullanarak ürünlerini tanıtmaya devam ettiklerini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Sosyal medyada karşılaşılan özendirici içeriklerin gençlerin madde kullanımına ilişkin algılarını etkileyebileceğini belirten Altun, dijital platformlardaki tanıtım faaliyetlerinin bağımlılıkla mücadele kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Uyuşturucu kullanımının hukuki sonuçlarına değindi

Madde bağımlılığının sağlık ve toplumsal boyutlarının yanı sıra hukuki sonuçlarına da dikkat çeken Altun, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı ve kullanmak amacıyla madde bulundurmaya ilişkin düzenlemeler bulunduğunu hatırlattı.

Uyuşturucu maddelerin üretimi ve ticaretinin de Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrı suçlar olarak düzenlendiğini belirten Altun, yasa dışı madde kullanımının ve ticaretinin ciddi hukuki yaptırımlara yol açabileceğini ifade etti.

“Bağımlıya mutlaka profesyonel destek sağlanmalı”

Bağımlılıkla mücadelede profesyonel desteğin önemini vurgulayan Altun, bağımlılık sorunu yaşayan kişilere yönelik iletişimde yargılayıcı ve suçlayıcı ifadelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. Tedavi sürecinde empatiye dayalı bir yaklaşım benimsenmesinin önemine dikkat çeken Altun, şu ifadeleri kullandı: “Bağımlıya mutlaka profesyonel destek sağlanmalı ve yapılacak konuşma açık, samimi ve öğüt vermekten kaçınılarak yapılmalıdır. Konuşma esnasında hayal kırıklığı, çaresizlik, suçlama ve aşağılama duygularını kişiye yöneltmemek gerekir. İletişim süresince kişi ile empati kurulması önemlidir.”

Altun, bağımlılıkla mücadelede yalnızca madde kullanımının sonlandırılmasına değil, kişiyi madde kullanımına yönelten psikolojik ve çevresel koşulların da değerlendirilmesine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Ailelere çağrı: “Yargılamak yerine destek olun”

Bağımlılığın önlenmesinde ve tedavi sürecinde ailelerin önemli bir role sahip olduğunu belirten Altun, ebeveynlerin çocuklarıyla açık ve güvene dayalı bir iletişim kurmaları gerektiğini vurguladı. Çocuklarının madde kullanmaya başlaması nedeniyle bazı ebeveynlerin kendilerini suçlayabildiğine dikkat çeken Altun, bu yaklaşımın yerine çözüm odaklı bir tutum benimsenmesini önerdi.

Altun, “Suçlu hissetmek yerine, ne tür destekler sunabileceğimizi düşünmeliyiz. Bağımlılığı anlamak ve tedavi sürecine yardımcı olmak için uzmanlarla iş birliği yapmak da önemlidir” dedi. Bağımlılığın psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkabildiğini belirten Altun, özellikle arkadaş çevresinin ve sosyal ilişkilerin madde kullanımı açısından risk oluşturabileceğini ifade etti. Tedavi sürecinde ve sonrasında kişinin bulunduğu sosyal çevrenin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Altun, ailelerin çocuklarının davranışlarındaki değişimleri takip etmelerinin ve ihtiyaç duyulduğunda uzman desteğine başvurmalarının önemine dikkat çekti.

Bağımlılıkla mücadelede erken müdahalenin önemi vurgulandı

Bağımlılıkla mücadelede erken farkındalık, aile desteği ve profesyonel yardımın önemine dikkat çeken Altun, bağımlılık sorunu yaşayan bireylerin suçlanmak yerine tedaviye yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bağımlılık konusunda destek almak isteyen bireyler ve aileler, Sağlık Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı ALO 191 ile Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne (YEDAM) başvurabiliyor. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel çabalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Altun, ailelerin, sağlık uzmanlarının ve ilgili kurumların iş birliği içerisinde hareket etmesinin önemine işaret etti.

*Haber görseli yapay zekâ ile üretilmiştir.