Haber: Emre Sertdemir / Fotoğraf: Ömer Karaoğlu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü tarafından düzenlenen 'Senaryo Konuşmaları' etkinliğine senarist Eda Tezcan konuk oldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim bölümü tarafından gerçekleştirilen 'Senaryo Konuşmaları' etkinliğine katılan senarist Eda Tezcan, öğrencilere senaristlik hakkında bilgiler vererek senaryo yazımı üzerine merak edilen konulara sorulara yanıt verdi.

“Bir yarışma ile başladı her şey”

Konuşmasına mesleğe nasıl girdiniz sorusuna yanıt vererek başlayan Eda Tezcan, “Yazmaya başlama sebebim çok uzun bir hikâye. Yazmayla ilgili hiçbir şey yapmayan biriydim. Bir gün TRT radyo oyunları yarışması açtı ve bu yarışmaya katıldım. Teknik anlamda çok kötü bir oyun yazdım ama duygu anlamında güzel bir oyun çıkarmışım ve ödül aldım. Bunun sonucunda cesaretlendim ve hikâye yarışmalarına katıldım. Yazarken iyi bir hikâyeci olma potansiyelim olduğunu fark ettim ve yolum senaryo yazımına kaydı. Bir senaryo sitesinde çok fazla zaman geçirdim ve orada tanıştığım arkadaşlarla senaryolar yazmaya başladık. Yazdığımız senaryoları sürekli TRT’ye yolluyorduk. Bir gün telefonum çaldı, Ankara’dan arandığını fark ettim ve Ankara TRT’ye davet edildik. Ankara’ya gittiğimizde TRT’de görüşmeye alındık, bizim dizimizi ne zaman yapacaksınız diye sorduk. Beklediğimizin aksine dizi için değil başka bir teklif için çağrılmıştık. Orada çizgi film yazmaya başladım” dedi.

“Türkiye’de senarist sayısı çok az”

Öğrencilere sektör hakkında bilgiler aktaran Tezcan, “Türkiye’de majör senarist sayısı çok az. Dizi pazarı çok büyük olmasına, bütün dünyaya dizi satıyor olmamıza rağmen toplamda majör diyebileceğimiz, kendisi kanıtlamış 50 kadar senarist vardır. Tabii ki senaryo guruplarının içinde çok fazla senaryo yazan insan vardır. Bu isimlerin arasına girdiğiniz zaman kendi hikâyenizi satma şansınız oluyor ancak bu yola girmek zor ve meşakkatli. Bu yola girdiyseniz ısrarcı olmanız ve vazgeçmemeniz lazım. Bu bir yolculuk ve doğrusu çok uzun bir yolculuk” şeklinde konuştu

“Karakter yaratırken gerçek insanları örnek alıyorum”

Senaryo yazımındaki en önemli unsurun karakter yaratmak olduğunu belirten Tezcan, “Karakterler yaratırken gerçek insanları örnek alarak bu işi yapıyorum. Bir dizi izleyicisi her zaman gerçeği arar. Konuşurken, davranırken, bir olaya tepki verirken sizin gibi tepki vermesini bekliyorsunuz, bu da size bir özdeşlik sağlıyor. Kısacası ben gerçek bir karakter üzerinden gidersem insanlara yakın bir şey ortaya koymuş olacağım demektir. Televizyon işinin sinemadan farkı da burada ortaya çıkıyor. O yüzden ben etrafımdan besleniyorum” ifadelerini kullandı

Öğrencilerin sorularını yanıtladı

Bir öğrencinin, ‘Dijital projeler hakkında ne düşünüyorsunuz?’ sorusunu yanıtlayan Eda Tezcan, “Ben çok klasik bir dizi senaristiyim ve gerçekten televizyona iş yapmaktan memnunum. Tabii dijitale de bir şeyler yapabilirim. Dijital bize çok sıra dışı öyküler ve fikirler anlatma şansı sundu ve bu çok hoşuma gidiyor. Bunları hakikaten televizyonda anlatamayız. Kafamda çok farklı bir iş olursa tabii dijitale de iş yaparım, dijitale iş yapmayacağım diye bir şey yok” dedi.