Yapay zekâ destekli araçlarda konfor artarken riskler büyüyor
Yapay zekâ destekli araçlarda konfor artarken riskler büyüyor
Haber: Enes Can YILMAZ
Araç içi yapay zekâ sistemlerinin gelişmesiyle birlikte sürüş deneyimi daha kişiselleştirilmiş ve konforlu hale gelirken, uzmanlar siber güvenlik açıkları, kişisel verilerin işlenmesi ve olası kazalarda hukuki sorumluluk gibi kritik risklere dikkat çekiyor. Yapay zekâ destekli bağlantılı araçların yaygınlaşmasıyla birlikte hem teknik hem de hukuki altyapının yeniden şekillendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Volvo Cars ve Google iş birliğiyle geliştirilen Google Gemini destekli araç içi yapay zekâ sistemi, otomotiv sektöründe yeni bir dönemin kapısını araladı. Ancak uzmanlara göre bu teknoloji yalnızca konfor değil; veri güvenliği, siber saldırılar ve hukuki sorumluluk gibi kritik riskleri de beraberinde getiriyor. Volvo Cars tarafından yapılan açıklamada, Google Gemini’nin sürücünün doğal konuşmalarını anlayabildiği, rota üzerinde uygun mola noktaları önerebildiği, mesajları özetleyebildiği ve kullanıcıya ruh hâline uygun medya önerileri sunabildiği belirtildi. Sistemin ilk etapta ABD’de kullanıma sunulacağı, ardından diğer pazarlarda da aktif hale geleceği ifade edildi. Araç içi yapay zekâ sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte güvenlik, kişisel veri kullanımı ve olası kazalarda sorumluluğun kimde olacağı tartışmaları yeniden gündeme geldi.
“Araç içi yapay zekâda güvenlik riski göz ardı edilmemeli”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Yapay Zekâ Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, araç içi yapay zekâ sistemlerinin güvenlik açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi. Araç içi yapay zekâ modellerinin kritik görevlerde yüzde 58 oranında doğru çıktı üretmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Bingöl, “Bu durum iki araçtan birinin kaza yapması anlamına gelir. Güvenli sürüş için bu oranın yüzde 90’nın üzerinde olması gerekir” dedi. Yapay zekâ sistemlerinin milyonlarca veriyle sürekli eğitilmesi ve trafik koşullarına göre güncellenmesi gerektiğini ifade eden Bingöl, tabelaların yanlış okunması veya navigasyon sistemlerine gizlenen kötü niyetli komutların ciddi siber tehdit oluşturduğunu kaydetti. Fiziksel güvenlik duvarları ile yazılımsal katmanların birlikte kullanılmasının zorunlu olduğunu söyleyen Bingöl, insan faktörünün sistemlerde hâlâ en zayıf halka olduğunu belirtti. Araçlarda toplanan kişisel verilere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bingöl, kullanıcıların KVKK kapsamında açık rıza vermeme hakkına sahip olduğunu söyledi. Verilerin reklam veya sigorta şirketleriyle paylaşılmasının KVKK ilkelerine aykırı olduğunu ifade eden Bingöl, sürücülerin veri güvenliği konusunda daha bilinçli davranması gerektiğini dile getirdi.
“Bağlantılı araçlar artık hareket eden veri merkezleri”
Gemini entegrasyonunun hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Necati Alp Çelebi ise araç satın alma sözleşmesinin tek başına kapsamlı veri işleme faaliyetleri için yeterli rıza sayılamayacağını söyledi. Çelebi, artık satın alınan şeyin yalnızca mekanik bir otomobil olmadığını, sürücünün konuşmalarını, konumunu, mesajlarını, kullanım alışkanlıklarını ve hatta ruh hâline ilişkin çıkarımları işleyebilen bağlantılı bir dijital platform haline geldiğini ifade etti. Gemini’nin doğal konuşmaları anlayabilmesi, mesajları özetleyebilmesi ve kullanıcıya ruh hâline göre içerik önerebilmesinin veri işlemenin teknik boyutu aşıp davranışsal analiz alanına geçtiğini belirten Çelebi, bu nedenle her veri kategorisi için ayrı açık rıza alınması gerektiğini söyledi. Özellikle ruh hâli analizi, stres seviyesi, dikkat durumu ve psikolojik profil çıkarımı gibi verilerin yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Çelebi, bu alanlarda genel aydınlatmanın yeterli olmayacağını ifade etti. Olası trafik kazalarında sorumluluğun yalnızca sürücüye yüklenemeyeceğini belirten Çelebi, mevcut Türk Hukuku’nun insan sürücünün kontrolündeki klasik araç modeline göre şekillendiğini söyledi. Yapay zekâ destekli sistemlerde ise araç üreticisi, sürücü ve yapay zekâ hizmet sağlayıcısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çelebi, Karayolları Trafik Kanunu’na “sürüşü etkileyen dijital hizmet sağlayıcısı” kavramının eklenmesi gerektiğini ifade etti. Uzman değerlendirmeleri, otomotiv sektöründe yapay zekâ destekli dönüşümün yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor. Araç içi yapay zekâ sistemleri sürüş konforunu artırırken aynı zamanda veri güvenliği, siber saldırılar ve hukuki sorumluluk gibi yeni risk alanları oluşturuyor. Özellikle bağlantılı araçların topladığı kişisel verilerin nasıl işlendiği ve kimlerle paylaşıldığı konusu önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak başlıklar arasında yer alıyor. Yapay zekâ destekli otomobillerin yaygınlaşmasıyla birlikte hem teknik hem de hukuki altyapının yeniden şekillendirilmesi gerektiği değerlendiriliyor.