Röportaj: Neval Okatalı

Büyük bir problem olmaya devam eden İstanbul trafiğinin rahatlaması adına yapılan çalışmalar ve aplikasyonlar üzerinde harita mühendisleri ve trafik uzmanları bazı noktalara dikkat çekiyor. Kendisiyle görüştüğümüz Harita Mühendisi Rahime Günay Ceylan, yaptıkları çalışmaları bizimle paylaştı.

Bize kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Rahime Günay Ceylan. Harita yüksek mühendisiyim. Şu an İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doktora yapıyorum ve İSKİ’de çalışıyorum, daha önce İSBAK'ta da çalıştım. Trafik üzerinde uygulamalar yaptık. İSBAK öncesinde Amerika'da "Şehir Sistemleri ve Mühendislik" üzerine master yaptım. Master sonucu İSBAK'da çalışmaya başladım. İSBAK'da çalıştığım yıllarda İSBAK'ın daha çok "Akıllı Ulaşım Sistemleri ve Şehir Trafiğine Uygulanması" konulu çalışmalarda bulundum. Ve o süre zarfında özellikle İBB CEP TRAFİK, yani İstanbul’un trafik durumunu gösteren mobil uygulamalar konusunda çalışmalarım oldu.

Bu mobil uygulamalar neler? Yararlı olduğunu düşünüyor musunuz?

Bununla ilgili şunu söylemek istiyorum, normalde "Google Maps" bu hizmeti sunuyor. Navigasyon ve aynı zamanda trafik durumunu gösteren harita ortamları sunuyor. Fakat İBB Cep Trafik bizim kendi ürünümüzdü. Büyükşehir Belediyesi ve İSBAK ortak çalışmasıyla beraber bu uygulamayı gerçekleştirdik. Şimdi bu uygulamanın içeriği daha da zenginleşti. İBB Cep Trafik özellikle İstanbul'da trafiği kullanan herkes için bir çözüm sunuyor. Akıllı telefonu artık günümüzde herkes kullanıyor ve bu Büyükşehir Belediyesi’nin trafiğin çözümüne yönelik bir uygulaması. En güncel, en pratik ve en iyi çözümü sunan uygulamalardan biri. İBB Cep Trafik size güncel trafiği gösteriyor, fakat bunun yanında kendi sensörlerini, kameralarını, yani  Büyükşehir Belediyesi’nin bütün teknolojik imkânlarını kullanan bir uygulama diyebiliriz. Bunun yanında, uygulamada eksik olan bir bölümün de eklendiği ve "en kısa yolu nasıl bulurum?" şeklinde çözümlerin de sunulduğu bir uygulama haline geldi son güncellemelerle beraber. Kullanıcı dostu bir uygulama, kullanımı çok kolay. Bu uygulama trafiği bir nebze olsun rahatlatmak ve özellikle son dönemde metro ağının gitgide geliştiği ve trafiği biraz rahatlattığı durumlarda yine de araç kullanmak zorunda kalan sürücülerin, yolcuların kullanabileceği bir trafik uygulaması.

Metro-Marmaray hatlarının İstanbul trafiğinde nasıl bir etkisi oldu sizce? Beklenen sonuç gerçekleşti mi?

Aslında hem metro hem Marmaray İstanbul için çok geç kalmış projeler. Özellikle İstanbul gibi nüfusun çok yoğun olduğu ve her geçen gün giderek arttığı  bir büyük şehir  için bu tür altyapı projeleri olmazsa olmazlardan. Marmaray ilk açıldığında, belki bu kadar kullanılacağı tahmin edilmiyordu. Ama Marmarayın şu an diğer metro ağlarına bağlanmasıyla beraber kullanım oranı gitgide arttı, hatta daha da artıyor günden güne, şu an tam rakam veremeyeceğim ama ayda bir milyon kişinin kullandığını söyleyebiliriz. Özellikle yeni açılan metroların devreye alınmasıyla ve güzergahlarının artık kesinleşmesiyle beraber yolcu sayılarının arttığını gözlüyoruz. Bununla birlikte şunu da görüyoruz, otobüslerde bir rahatlama dolayısıyla trafikte bir rahatlama var.

Neden?

Çünkü insanlar artık kişisel arabaları yerine metroyu tercih ediyorlar. Çekmeköy'den Üsküdar'a gidecek, hatta oradan da karşıya geçecek bir insan aktarmaları çok kolay yapabiliyor. Bu da insana "neden araç kullanayım, şu trafiği neden çekeyim?" sorusunu sorduruyor ve tabii ki öyle bir opsiyon olduğu için insanlar toplu taşımayı tercih ediyor. Zaten özendirilmesi gereken şeylerden birisi de buydu. Durakların, aktarmaların ve "sür ve devam et"  bölümlerinin çok iyi bir şekilde ayarlanması ve insanlara toplu taşımanın cazip hale getirilmesi. Bu hem İstanbullular için hem Türkiye için hem de dünya için bir katkı. Çünkü kullandığımız her araç akaryakıtla çalışıyor ve havaya karbondioksit salıyor. Karbondioksit emisyonun artmasına maalesef bizler de katkı yapmış oluyoruz. Bu nedenle eğer yeşil bir çevre istiyorsak, eğer şu anki bulunduğumuz çevrenin daha da iyileşerek çocuklarımıza kalmasını istiyorsak toplu taşımayı tercih etmemiz bizim için en uygunu.

Gözlemlerinize dayanarak,  New York ile İstanbul trafiğini mukayese edersek neler söylemek istersiniz?

Evet çok benzer iki şehirden bahsediyoruz. Hem kalabalık hem de ulaşım konusunda ciddi benzerlikleri var. New York'un avantajlarından biri, çok uzun yıllar önce bir metro ağı sistemi ile şehrin bir ucundan diğer en uç noktasına kadar hiç yer üstüne çıkmadan ulaşabiliyorsunuz. İstanbul'da şu an bu pek mümkün değil. Yavaş yavaş bu sağlanıyor. Yani daha önceden yapılmış çalışmalar ile şu an yapılmaya çalışılan güncel çalışmalar birleştirilmeye çalışılıyor, gayet de başarılı gittiğini düşünüyorum. Fakat şöyle bir şey var, New York’da insanlar artık metroyla gitmeleri gerektiğini, çok yakın bir mesafe bile olsa trafiğe takılacaklarını kanıksamış durumdalar, biliyorlar. O yüzden metro kullanımı çok yaygın. Bir metro kültürü var. O kadar ki oralarda belli metrolarda çalan müzisyenler var. "Falanca müzik grubunu görmek istiyorsanız A trenini kullanın" şeklinde. Bununla birlikte metrolar çok eski ve bakımsız. Fakat Amerika'da şöyle bir anlayış var, eğer çalışıyorsa hiç dokunma. Önemli olan çalışması. O nedenle İstanbul'da yeni yapılan, yeni oluşturulan bu metroyu temizlik, kullanım, işlerlik açısından korumamız gerektiğini düşünüyorum. Ve orada metro ağı ile otobüs ağları çok paralel. Yani metrodan çıktınız, hemen bir otobüs ağı görürsünüz. İstanbul’da şu an bu biraz eksik. Bunu da Büyükşehir Belediyesi’nin tamamlayacağını düşünüyorum. Eğer bu güncelleme olursa insanların metroya, toplu ulaşıma daha fazla yöneleceğini düşünüyorum, çünkü bizim için önemli olan kolay ulaşım. Ulaşım modlarının birbiriyle bağlantısı olması gerekiyor ki yaşayan bir ulaşım sisteminden bahsedebilelim.

Başka söylemek istedikleriniz var mı?

Son olarak şunu söyleyebilirim. Büyükşehir trafiği dediğimiz zaman sadece arabaların maruz kaldığı trafiği kastetmek biraz eksik olur. Şehir trafiği aslında bütüncül bir kavram. Kalabalık bir caddede yürümeye çalışan insanların, yani yayaların yoğunluğu da bir trafik yoğunluğunu ifade ediyor. Sokaklar, kaldırımlar yürümeye uygun, şehir mobilyaları denilen sanatsal yapılar yaya yolcunun geçişine uygun hale getirilmeli. Örneğin bebek arabası süren bir annenin çok rahat bir şekilde kaldırımlarda yürüyebilmesi, engellere takılmadan geçebilmesi, engelli aracı süren bir insanın aracıyla çok rahatlıkla otobüse binebilmesi, metrobüs asansörlerinin kullanım kolaylığı gibi konuların da yaya trafiğinde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şehirlerimiz bu sistemlerle beraber yaşayan şehirler. Şehir demek, sistemleri yaşayan bir ortam demek aslında. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Trafik de bizim her gün maruz kaldığımız, yaşadığımız bir gerçek. O yüzden de kişinin sokağa rahat bir şekilde çıkabilmesi, çıktığı anda trafik durumunu İBB Cep Trafik gibi uygulamalardan öğrenebilmesi hayatı kolaylaştıran şeyler. İSBAK olarak bunları takip ediyoruz. Yapay zeka kullanarak trafik kazalarının analizi konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle makine öğrenmesiyle trafik kazası riski taşıyan yerlerin, kavşakların, yolların otomatik olarak, otomasyona bağlanarak uyarıcı bir şekilde insanlara bir uygulama vasıtasıyla verilebileceğini düşünüyoruz. Şu an başlangıç aşamasında böyle bir çalışma var. İBB ve İSBAK son teknolojiyi takip eden hem de uygulamaya çalışan kurumlar. Ben de buralarda çalıştığım için mutluyum, çünkü bu sayede ben de teknolojiyi öğrenmiş ve kullanmış oluyorum.