Haber Üsküdar

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin İletişim Seminerleri” dizisinin sekizinci ve son oturumunda Prof. Dr. Süleyman İrvan, yurttaş haberciliği üzerine değerlendirmelerde bulundu.

İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, seminerde yaptığı konuşmada, akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte yurttaşların da haber üretim sürecine aktif biçimde katılmaya başladıklarını ve böylece haber üretiminin profesyonel gazetecilerin tekelinden çıktığını ifade etti.

“Gazetecilik yarı profesyonel bir meslektir”

Konuşmasına “Gazetecilik nedir?” sorusunu yanıtlayarak başlayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Gazetecilik; toplumu ilgilendiren olay ve gelişmelere ilişkin haberleri araştırma, bilgileri toplama, yazma, düzenleme ve yayımlama işini kapsayan yarı profesyonel bir meslek dalıdır” dedi.

Gazeteciliği yarı profesyonel bir meslek olarak tanımlamasının nedenini ise mesleğe girişte zorunlu bir eğitim şartının bulunmamasına bağladı. İrvan, gazeteciliğin temel özelliklerini gerçekleri aktarma, halka sadakat, teyit, bağımsızlık, nesnellik ve vicdanlı olmak şeklinde sıraladı.

“Gazeteci kimdir?” sorusuna da yanıt veren İrvan, “Asıl işi ve başlıca geçim kaynağı gazetecilik olan kişi gazetecidir. En kapsamlı ve öz tanım budur” dedi. Kamuoyunda sık sık kimin gazeteci olup olmadığına ilişkin tartışmalar yaşandığını, herkesin kendi bakış açısına göre bir tanım yapmaya çalıştığını belirtti.

“Gazeteciler için kötü haber iyi haberdir”

Konuşmasında haber kavramına da değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Haberi en genel anlamıyla; toplumu ilgilendiren güncel olay ve gelişmelere ilişkin, kendine özgü bir anlatım tarzı olan yazı türü olarak tanımlayabiliriz. Bir metnin haber sayılabilmesi için güncel bir olaya ya da gelişmeye dayanması, toplumu ilgilendiren bir boyutunun bulunması ve olgusal bir dille yazılması gerekir” dedi. Haber değerlerine ilişkin de bilgi veren İrvan, “Kötü haber iyi haberdir” klişesinin gazetecilerin habere bakış açısını iyi yansıttığını ifade etti.

“Yurttaş haberciliği daha doğru bir tanımlama”

Konuşmasının ikinci bölümünde yurttaş haberciliğini değerlendiren Prof. Dr. Süleyman İrvan, kavramı “Asıl mesleği gazetecilik olmayan yurttaşların, dijital iletişim teknolojileri aracılığıyla haber üretim sürecine katılması” şeklinde tanımladı.

Tanık oldukları olayları kaydedip aktaran yurttaşların gazeteci kimliğini sahiplenme gibi bir kaygı taşıdıklarını düşünmediğini belirten İrvan, terminolojinin doğru kullanılmasının önemine dikkat çekti.

Yurttaş haberciliğinin profesyonel gazetecilikten farklarına da değinen İrvan, profesyonel gazetecilikte muhabirlerin hangi haberleri takip edeceğinin gündem toplantılarında belirlendiğini; yurttaş haberciliğinde ise tanıklığın esas olduğunu söyledi.

Kullanılan teknolojilerin de farklılık gösterdiğini belirten İrvan, yurttaş haberciliğinde en önemli aracın akıllı telefon olduğunu; geleneksel gazetecilikte ise fotoğraf makinesi, ses kayıt cihazı ve kamera gibi ekipmanların kullanıldığını ifade etti.

“Yurttaş haberciliğinde en önemli paylaşım aracı sosyal medyadır” diyen İrvan, profesyonel gazetecilikte haberlerin gazete, dergi, televizyon ve haber siteleri gibi medya platformlarında yayımlandığını aktardı.

Hızın da ayırt edici bir unsur olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İrvan, “Hız gazetecilik mesleğinin DNA’sında vardır; çünkü haberin mümkün olan en kısa sürede verilmesi beklenir. Ancak geleneksel gazetecilikte haber yayımlanmadan önce belirli süreçlerden geçer ve bilgiler teyit edilir. Yurttaş haberciliğinde ise anındalık söz konusudur. ‘Çek ve paylaş’ anlayışı hâkimdir” dedi.

“Yurttaş haberciliği kamusal gazetecilikle karıştırılıyor”

İrvan, yurttaş haberciliği pratiğinin 1990’lı yıllarda ABD’de bazı yerel medya kuruluşları tarafından uygulanan kamusal gazetecilik anlayışıyla karıştırıldığını belirtti. Bunun nedeninin, söz konusu yaklaşımın Türkçeye “yurttaş gazeteciliği” olarak çevrilmesi olduğunu ifade etti. ABD’deki uygulamada haberlerin profesyonel gazeteciler tarafından yazılmaya devam ettiğini; yalnızca haber konularının belirlenmesinde yurttaş taleplerinin ön plana çıktığını ve halkın gündemine odaklanan bir habercilik anlayışının benimsendiğini anlattı.

“Yurttaş gazeteciliği diyebileceğimiz bir pratik de var”

Konuşmasında yurttaş haberciliğinin tarihçesine de değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, özellikle kriz, felaket ve toplumsal protesto dönemlerinde geleneksel medyanın görevini yerine getiremediği ya da getirmekte yetersiz kaldığı durumlarda bazı yurttaşların gazeteci gibi hareket etmeye başladıklarını söyledi. Bu kişilerin olay ve gelişmeleri gazeteci titizliğiyle aktarmaya çalıştıklarını belirten İrvan, bu tür örnekler için “yurttaş gazeteci” ifadesinin daha uygun olduğunu dile getirdi. Arap Baharı, İran’daki protestolar ve Türkiye’deki Gezi Parkı protestoları sırasında geleneksel medyanın çekingen davranması nedeniyle yurttaş gazetecilerin oluşan boşluğu doldurduğunu ve gelişmeleri dünyaya duyurduklarını ifade etti.