Sempozyumun ikinci gününde Maureen Ellis ve Emre Kızılkaya konuştu
22.10.2020 20:37

Sempozyumun ikinci gününde Maureen Ellis ve Emre Kızılkaya konuştu


Haber Üsküdar – Merve Şişman ve Pelin Gökçe Yıldız

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 7. Uluslararası İletişim Günleri / Dijital Çağda İletişim Eğitimi sempozyumu, ikinci gününde ana konuşmacılar Dr. Maureen Ellis ile Emre Kızılkaya birer konuşma yaptı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay'ın moderatörlüğünde gerçekleşen ana konuşmacılar oturumunda Dr. Maureen Ellis, "Eleştirel Küresel Göstergebilim olarak İletişim," gazeteci Emre Kızılkaya da "Bilgi ve Belirsizlik: Platformlar Çağında Medya" başlıklı birer konuşma yaptılar. 

Dr. Maureen Ellis: "Semiyotik kareyi her alanda uygulayabilirsiniz"

Ana konuşmacı Dr. Maureen Ellis, hayatının her alanında semiyotik karenin kullanabileceğin altını defalarca çizdi ve faydalarını anlattı. Ellis, “Bu kare iki kontrast kavramı iki uca koyuyor. Daha sonra kavramların kendi bölümlerinde ne gibi çelişkiler olduğuna bakılıyor. Bu semiyotik kare siz isterseniz müfredatınızda da kullanabileceğiniz bir uygulama. Kriterlerinizi belirlemenizde de yardımcı olabilir. Bununla birlikte etiğin ne kadar önemli olduğunu da anlayacaksınız. Eski bilim insanları kendilerini çevrecilerden üstün görüyordu. Tarihçiler, coğrafyacılarla savaş içindeydi. Ama burada ‘Nasıl ekip çalışması uygulayacağım?’ sorusuna cevap buluyorsunuz. Bu semiyotik kareyi müzik alanında kullanan öğretmenlerimiz de mevcut” dedi.

“Hakikatı konuşmalı ve güçlendirmeliyiz”

Dr. Maureen Ellis, “Biz eğitimciler olarak eğer değişim yaratmak ve insanların düşüncelerini dönüştürmek istiyorsak onların davranışlarının itici gücü olan metaforlara bakın. Onların diline ve söylemine bakın” diyerek sözlerine şöyle sürdürdü: “Akademisyen olarak hakikati konuşmalı ve güçlendirmeliyiz. İster öğrenciler için ister kendimiz için daha büyük sosyal hareketlilik yaratmalıyız. Tabii şimdi insanlar bizim gücümüz yok diyebilir. Tabii ki gücümüz var. Ünlü eleştirel yazar Michel Foucault bize bilginin güç olduğunu söylüyor. Diğer bir ünlü eleştirel yazar Pierre Bourdieu ise bize belki finansal gücümüz olmasa bile sembolik ve kültürel sermayemiz olduğunu söylüyor.”

“Medyada sahte haberler var”

Dr. Maureen Ellis, medyadaki sahte habelerle ilgili olarak da şunları söyledi: “Medyada sahte hesaplar, yalan haberler, komplo teorileri var. Biz öğrencilere medya becerileri kazandırıyoruz. Medya okuryazarlığı çok önemli, aynı zamanda onların medyalarını da dışlamıyoruz. Ben twitter bilmiyorum, facebook kullanmıyorum demiyoruz. Çünkü öğrenciler bunları kullanıyorlar. Çok güçlü araçlar bunlar. Tanıtmak istediğimiz daha önemli amaçlar, büyük hedefler, dünyayı ilgilendiren olaylar içerisinde kullanılır. Çoğu düşünür de bunları söylüyor.” 

Emre Kızılkaya: "İletişim öğrencileri Shannon-Weaver modelini iyi öğrenmeli"

Ana konuşmacılardan Emre Kızılkaya, konuşmasına iletişimcilerin aşina olduğu Amerikalı matematikçiler Shannon ve Weaver modeline değinerek başladı. Kızılkaya, modelin Shannon'un yüksek lisans tezinde ortaya konduğunu, yüksek lisans seviyesinde tarihin yazılmış en iyi akademik tezi olarak kabul edildiğini, Google Analytics’te bu teze 20 binin üzerinde atıfta bulunulduğunu söyledi. Türkiye’de eğitim sisteminin bilimsellikten giderek uzaklaştığını ifade eden Emre Kızılkaya, “Shannon’un ‘İletişim, tüm bilimlerin en matematikselidir’’ tezini çoğu kez üstünde durmadan geçiyoruz. Bu da ne yazık ki eğitim sistemimizin bilimsellikten giderek uzaklaşılmasıyla sonuçlanıyor’’ ifadelerini kullanarak İletişim bilimine gerektiği değerin verilmediğini belirtti.

Dış dünyayı algılamamızı sağlayan en önemli iki etkenin ses ve renk olduğunu vurgulayan Kızılkaya, “Duyma ve görme duyu organımızın yardımıyla algılayabiliyoruz. Bu da bizlerin daha iyi iletişim kurmamızı sağlıyor’’ şeklinde sözlerine devam etti. Emre Kızılkaya, sesin ilk kez kusursuz şekilde üretilmesi ve çoğaltılmasının 1982’de CD’nin çıkmasıyla gerçekleştiğini ve böylece seslerin dijital olarak kayededilmeye başladığını vu bunun da dijitalleşme açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

"Mobil devrim ile hayatımız kolaylaşmaya devam edecek"

Veriyi, bilgiyi depolamak ve sonraki kuşaklara ulaştırmak için CD’nin önemli olduğunu dile getiren ve bunun dijital ortamda oldukça az bir boyut kapladığına değinen Kızılkaya, CD’nin bulunmasının mobil devriminin ayak sesi olduğunu da ekledi. 2001 yılında 3G ile başlayan fakat Türkiye’ye gelişi biraz gecikmeli olsa da  2007-2008 yılında klavye ihtiyacı olmadan dokunmatik ekranlı telefonlarla gelişen ve zirve noktasını 2011’de sosyal medya platformu olan Facebook’un 1 milyar kullanıcıya ulaşmasıyla mobil devrimin kendinden fazlasıyla söz ettirmeye başladığını söyledi. 

"Gazetecilikteki kâr oran gittikçe azalıyor"

Gazeteciliğin giderek dijital ortama taşındığını, bu dijitalleşmeyle birlikte kâr oranlarının da giderek azaldığını dile getiren gazeteci Emre Kızılkaya, mesleğin giderek daha fazla dijitalleşeceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yıllar önce ABD’de gazete sahibi olmak darphane sahibi olmak kadar değerliydi. 1980’li yıllarda bu durum Türkiye’de de hemen hemen aynı seviyedeydi. Fakat teknolojinin gelişmesiyle bu durumda büyük bir değişiklik gözlemleniyor. Gazetecilikteki kâr oranları gittikçe azalıyor ve gazetelerin kapanmasının sebebi olarak da reklam vericilerin sosyal platformlara yönelmesini söyleyebilirim."