Röportaj: Damla Hatipoğlu

Türkiye’de yeni bir mecra olarak bilinen podcast, gazeteciler için olaylarda analizlere, özgür yorumlara ve tartışmalara imkân tanıyor. Bu alanda gazeteci olarak önemli mesafe kat eden kişilerden biri Ozan Gündoğdu. 2021 yılından beri Trend Topic isimli podcasti yapıyor. Ozan Gündoğdu, podcast haberciliğinin Türkiye’deki durumuyla ilgili sorularımızı cevapladı.

Podcast üzerinden habercilik yapmaya ne zaman ve neden başladınız?

Aslında bu konuda pandemi etkili oldu. Tüm gün evde olduğumuz dönemde, acaba ne yapılabilir diye düşünürken böyle bir uğraş, bir podcast yapma düşüncesi oluştu. Ben de 2018, 2019 yıllarından bu yana kafamda tasarlıyordum aslında, pandemi bahanesi oldu bu anlamda. 2021 yılından itibaren bu işi sürdürüyorum.

“Çabalayan ve içerik üreten yok!”

Türkiye’de podcast haberciliği konusunda bir değerlendirme yapabilir misiniz? Dünyadaki örneklere bakarak ne durumdayız?

Yeni doğdu denilebilir. Podcast, sosyal medyanın hızına yetişme çabası içinde olmayan bir mecra. Podcastte canlı yayın yapmamız mümkün değil. Bu nedenle aslında daha önceden hazırlanmış ve dinleyiciye daha sonra ulaştırılan bir yayın yapıyoruz. Sadece podcaste üretim yapan içerikler çok az. Örneğin, kişi Youtube yayını yapıyor ama Youtube yayınlarını podcast olarak da yüklüyor. Ya da televizyon içeriğinin seslerini kaydediyor, onu podcast olarak yüklüyor. Sadece podcast için, podcast mecrasına uygun hale getirilmiş gazetecilik içeriği yok. Batı’da var, çünkü dinleyici sayısı çok daha fazla orada. Türkiye’de maalesef hem podcast bilinirliği az hem de arz yok. Yani çabalayan ve içerik üreten yok.

Radyonun popülaritesini büyük oranda yitirdiği bir dönemde podcast yayıncılığının popüler hale gelmesinin nedeni ne? İkisi arasındaki fark ne sizce?

Benim dinleyicilerimden yaptığım çıkarım, insanların telefon ekranına bağımlılığı çok arttı. Hal böyle olunca ekrana bakmadıkları zamanlar da daha kıymetli hale geldi. Podcast bu imkânı veriyor. Evet, radyoculuk bitti. Canlı radyo yayınları takip edilmiyor, ama insanlar fasulye ayıklarken, spor yaparken ya da araba kullanırken ekrana bakamıyorlar. Bu esnada sadece işitsel duyularıyla bir içeriği tüketmek, belki de onlara heyecan veriyor.

Podcast yayınlarınızın dinleyici kitlesi kimler? Bir etkileşim oluyor mu dinleyicilerinizle?

Evet, oluyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla podcastin bir avantajı da bu. Görüntü olmadığı için, sadece işitsel duyulara hitap ettiği için, dinleyiciyle içerik üreticisi arasındaki ilişki çok daha doğrudan ve samimi oluyor. Çünkü içeriği manipüle eden görüntü yok. Görüntünün olmaması, kişinin dinlerken sanki yanında birisi bir şey anlatıyormuş hissine neden oluyor. Aslında gazeteciyle okuru arasındaki ilişkiden ziyade, daha keyif alan, estetik bir içerik tüketen biriyle kurulan bir ilişki gibi. Daha samimi bir ortam olduğu için ajans diline müsait değil bana kalırsa. Bunu yapanlar da var. Gazetecilik dilinin dışına çıkmayan, ham hakikati sunmak üzere varlar. Bence podcast haberciliği böyle olmamalı. Mümkün olduğunca samimiyeti artırmalı, estetik özeni maksimum seviyede tutmalı.

“Gazetede yazamadığım, televizyonda konuşamadığım pek çok şeyi rahatlıkla podcastte konuşabiliyorum”

Podcast, gazeteciler için bir gelecek vadediyor mu?

Türkiye’de gazetecilik yapıyorsanız, podcast çok daha özgür bir ortam sağlıyor. Çünkü, görüntü olmadığı için trollerin dikkatini çekmiyor. Dinleyiciler büyük oranda seni biliyor ve arayıp buluyor. Gazetede yazamadığım, televizyonda konuşamadığım pek çok şeyi rahatlıkla podcastte konuşabiliyorum. Hem süre kısıtım yok, hem de kötü niyetli insanlardan uzakta bir kapalı odada konuşuyormuş gibi bir rahatlık oluyor. Bu nedenle otosansürümü de kendi adıma daha azalttığımı hissediyorum podcastte. Burada en önemlisi bana kalırsa, görüntü olmadığı için prodüksiyonunun çok ucuz olması. Görüntü olunca prodüksiyon çok daha emek gerektiren bir işe dönüşüyor. Podcast aslında çok basit cihazlarla en etkili sonuçları alabileceğiniz bir yer.

Podcast yayınlarının Amerika ve Güney Kore gibi ülkelerde daha gelişmiş düzeyde olduğu biliniyor. Sizce Türkiye’de şu an bilinirliği daha az olduğu için mi bu alanda kendinizi daha özgür hissediyorsunuz?

Güzel bir soru. Gerçekten de dediğiniz gibi olabilir. Ben podcastte, başlangıçta yavaş yavaş rahat hissetmiştim. Bir süre sonra artık tümüyle rahat hissediyordum. İçimdekileri rahat rahat anlatıyorum. Ama podcast haber olmaya başlasa daha tedirgin olurum.

“Boşa kürek çekiyoruz dediğim çok zaman oldu”

Podcast, gazeteciler için bir gelecek vadediyor mu? Buradan sürdürülebilir bir gelir elde edebilmek mümkün mü?

An itibariyle bu mümkün değil. Podcastten elde edilen gelirle bir aileyi geçindirmek çok zor. Zaten Türkiye’de gazetecilerin buraya yönelmemesinin nedeni de, finansman güçlüğü. Finanse edilmesi çok ama çok zor. Başlangıçta çok küçük bir kitleye hitap ediyorsunuz. O yüzden çok sabır gerektiriyor. Aylarca çok yoğun emek ve neredeyse hiç dinleyiciye ulaşamadan geçen haftalar… İki yıl boyunca uğraştım. Youtube’da insanlar 100 binlerce izleyiciye ulaşırken, ‘boşa kürek çekiyoruz’ dediğim çok zaman oldu. Maalesef finansman sorunu yüzünden ve yoğun emek gerektirdiği için, Türkiye’de gazeteciler bu mecraya çok rağbet etmiyorlar. Türkiye’de podcast bilinmiyor da aynı zamanda. Yani dinleyen de az, ama şunu görüyorum; yaşam tarzında değişme, kentleşme, dijitalleşme, bunların hepsi podcast dinleyici sayısını artırıyor. Dolayısıyla, aslında bir potansiyel var Türkiye’de tüm dünyada olduğu gibi. Belki önümüzdeki dönemde sayı daha hızlı artar.

Teknik olarak iyi bir podcast yayını yapabilmek için neler gerekiyor?

Aslında benim podcastte sevdiğim şey o. Çünkü neredeyse hiçbir şey gerekmiyor. Bir bilgisayara ihtiyaç var. Bence orta düzeyde bir mikrofon, eğer ki gazetecilik yapacaksanız yeterli. Ama daha fazla prodüksiyon içerikli bir şey yapacaksanız iyi bir mikrofon gerekli. Bir de ses kurgusu yapabileceğiniz bir program varsa bu kadar. Bu üçüyle yapılır. Podcast yapmak çok basit, bu da en sevdiğim yönü. Ve her yerde yapılabiliyor. Youtube yayıncısı arkadaşlarım var, onlar eve bağlılar. Ama ben tatilde de podcast yapabiliyorum.

“Gazetecilik öğrencilerine tavsiye: Podcast yapın!”

Podcast’e yönelmek isteyen gazetecilik öğrencilerine neler tavsiye edersiniz?

Mutlaka yapsınlar. Bence beni çok geliştiren bir şey oldu. Meselâ benim podcast serimin formatı şu; bir hafta boyunca konuşulan en önemli olayın arka planını ve bu olayın nelere neden olabileceğini anlatıyorum. Bu arka plan hazırlama süreci seni de entelektüel olarak çok geliştiriyor. Bu nedenle ben bütün gazetecilik öğrencilerine podcast yapmalarını tavsiye ederim. Bu iş zorlu, kan, ter, gözyaşı gerektiren bir iş. Bu zamana kadar çok fazla sayıda arkadaşım podcast yapmaya başladı ve birkaç ay sonra hatta birkaç hafta sonra, ‘bu iş yapılacak iş değil’ diyerek bıraktılar. Trend Topic serisi bugün Türkiye’deki en çok dinlenen haber içerikli podcast içeriği. Buraya gelebilmek için iki yıl uğraştım. Bu iş çok ciddi bir sabır gerektiriyor. Gazetecilik öğrencileri bu sabrı gösterirlerse bence harika bir iş. Ben podcast içeriği ürettiğim için çok mutluyum.