Prof. Dr. Süleyman İrvan: "Medya şiddet haberlerini sorumlu biçimde vermek zorunda"
Haber: Kadir AYHAN
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın konuk olduğu ve Sputnik Türkiye platformunda canlı yayınlanan “Serhat Ayan ile Yeni Şeyler Rehberi” programında, son günlerde okullarda artış gösteren şiddet olayları ve bu olayların medyadaki yansımaları ele alındı. Şiddet haberlerinde kullanılan dilin toplumsal etkileri ve medya sorumluluğu çok boyutlu şekilde tartışıldı.
Süleyman İrvan: "Haberin veriliş biçimi çok önemli"
Programa konuk olarak katılan Prof. Dr. Süleyman İrvan, şiddet içerikli haberlerde kullanılan dil ve haberin sunuluş biçiminin büyük önem taşıdığının altını çizdi. İrvan, “Bu olayların bizi ilgilendiren asıl kısmı medyanın konuyu nasıl haberleştirdiği konusudur. Bu bir kere habercilik açısından bakıldığında haber değeri yüksek bir olay. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde gördüğümüz bu tür olayların ülkemizde gerçekleşmesi beklenmedik bir durum. Yani bizde bu tür saldırılar çok beklenen saldırılar değildi. Bu olayın temelinde sosyal medyanın, dijitalleşmenin ve yeni kuşağın yetişmesi gibi bir çok faktör değerlendirmeye alınıyor. Bunlarla aynı zamanda olayların abartılarak verildiğinde ne gibi sonuçlar doğurabileceğine ilişkin de kaygılar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla aslında çok boyutlu biçimde düşünülmesi gereken, haber değeri yüksek diye büyütülerek verilmemesi gereken bir olayla karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
"Saldırı anını gösteren videoların yayımlanması çok yanlıştı"
Konuşmasına gazetecilerin sorumluluklarını hatırlatarak devam eden İrvan, “Gazeteciler aslında çok zor bir görevi de yerine getiriyorlar. Haberi sorumluluk içinde vermek ve doğru vermek gerekiyor. Tabii burada uzmanlara belki daha fazla danışmak gerekiyor. Mesela medya kuruluşlarının çoğunda aslında bir psikolojik danışman yok. Videoların gösterilmesi çok yanlıştı, çünkü travmatik bir şey. Burada birileri öldürülüyor veya yaralanıyor. Görüntülerin de yaratacağı travma var. Onun ötesinde görüntüler teşvik edici ve öğretici olabilir. Yani başka gençler üzerinde de olumsuz bir etki yaratabiliyor. Aynı şeyin tekrarlanma ihtimali artıyor. Zaten Amerika'da benzer bir olayın örnek olduğu da konuşulanlar arasında. Sonuçta böyle bir boyutu var olayın" dedi.
"Elinde cep telefonu olan herkes birer yayıncı"
Serhat Ayan'ın, "Eskiden 90'larda, medya bütün haberleşmenin yüzde 80-90'ını karşılıyordu ama günümüzde, yüzde 20'sini bile karşılayamıyor. Neden? Çünkü sosyal medya diye bir şey var. Aslında biz burada editörü olan, genel yayın yönetmeni olan, muhabiri olan medyayı konuşurken diğer tarafta hiçbir yerle bağlantısı olmayan birilerinin sırf daha fazla tık alma adına tuhaf haberler ve videoları dolaşıma soktuğunu görüyoruz. Belki biraz bu konuya da eğilmek gerekiyor" şeklindeki yorumuna karşılık veren Süleyman İrvan, "Habercilik günümüzde inanılmaz bir boyuta ulaştı. Artık herkes haberci oldu. Olaya tanık olan ve elinde bir cep telefonu olan herkes aslında birer yayıncı. Dolayısıyla tabii ki bu tür durumlar için topluma bu mesajı da vermemiz gerekiyor. Aslında bu mesajı geleneksel medya üzerinden verebiliriz, sosyal medya üzerinden de verebiliriz. İnsanların bu tür durumlarda ne yapması gerekir, nasıl davranmaları gerekir, mesela paylaşımlarını nasıl yapmaları gerekir konusunda toplumun aydınlatılması gerekiyor. Yani insanların uyarılması gerekiyor çünkü bu tür durumlarda maalesef çok sayıda soruna yol açabilecek paylaşımlar görüyoruz” dedi.
