Tasarım Sohbetleri'nde insan ve tasarım odaklı düşünce konuşuldu
04.06.2021 01:35

Tasarım Sohbetleri'nde insan ve tasarım odaklı düşünce konuşuldu


Haber Üsküdar – Hazal Göksun

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü tarafından ‘Tasarım Sohbetleri: Tasarım Odaklı Düşünme’ konulu webinar gerçekleştirildi. Etkinlikte Tasarımcı Melda Göknel ve Piksel Akademi Eğitmeni Emrah Kozan, tasarım odaklı düşünme konusunu değerlendirdiler.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nün gerçekleştirdiği ‘Tasarım Sohbetleri: Tasarım Odaklı Düşünme’ konulu webinarının konukları Tasarımcı Melda Göknel ve Piksel Akademi Eğitmeni Emrah Kozan oldu. Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş ve Samsun Üniversitesi Öğr. Gör. Sevcan Ekmekçioğlu’nun moderatörlüğünü üstlendikleri etkinlikte, tasarım odaklı düşünme, insan odaklı düşünme, tasarımcının özellikleri konuları irdelendi.

Etkinliğin açılış konuşmasına konukları tanıtarak başlayan Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, ‘‘Birlikte etkinliğin moderatörlüğünü yürüteceğimiz Öğr. Gör. Sevcan Ekmekçioğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunu. Yüksek Lisansı da aynı üniversiteden ve şu anda doktora yapıyor. Aynı zamanda Samsun Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyor. Tasarımcı Melda Göknel, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunu. Barch Akademi’de yüksek lisans yapmış ve MIT’de tasarım odaklı düşünme üzerine eğitim almış, yıllardır farklı tasarım alanlarında tecrübe edinmiştir. Özyeğin Üniversitesi'nde ders vermektedir. Emrah Kozan ise Bilgisayar Programcılığı mezunu ve mezun olduğundan beri medya ve tasarım eğitmenliği yapıyor. Geçtiğimiz aylarda basılan Tasarım Odaklı Düşünce isimli bir kitabı var. Hem yazan hem de farklı konularda eğitmenlik yapan meslektaşımız’’ ifadelerini kullandı.

Melda Göknel: "Strateji geliştirmek için teknolojiye ve insana bakmak gerekiyor"

Melda Göknel tasarım odaklı düşünceyi değerlendirerek, "Ben konuyu tasarımcı gibi düşünme ya da insan odaklı düşünce olarak ele alıyorum. Çünkü odağa insanı aldığımız zaman fırsatları fark edebiliyoruz. insanların ihtiyaç duydukları ve istedikleri şeyleri tasarlayabiliyoruz. Tasarımcı gibi düşünmek çok yeni bir şey gibi görülse de geçmişteki mucitlere baktığımızda insanlar şu anki düzeni oturtmuşlar fakat çok nadirler. Bu kişiler sadece mucit olmakla kalmamış muazzam bir iş zekasıyla insan ihtiyacını ortaya çıkartarak iş zekasıyla da imparatorluklar kurmuşlar. Öncelikle ‘Teknolojide yeni ne var?’ bunu anlamaya çalışın. Çünkü tasarlamak fiili kafanızda bir plan oluşturmak ve bu planın dahilinde adımlar atabilmektir. Bir söz vardır ‘Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu tasarlamaktır.’ Bir tasarımcı olarak ya da iş hayatında geleceği inşa ederek strateji oluşturmak ve buna yönelik tahminler oluşturmak için yine teknolojiye ve insana bakmak gerekiyor" açıklamalarında bulundu.

‘‘Bizim dünyamız eskisi gibi bir dünya değil’’

Tasarım odaklı düşüncenin gerektirdiklerine değinerek sunumuna devam eden Göknel, "İnsanlar zaman içerisinde hemen kolaya alışır. Bunlar insanların tamamlanmamış işleri, gerçekleşmemiş hayalleri ya da çare bulunmamış dertlerinden dolayıdır. Ve bütün bunlar bizim bulunduğumuz dünya içerisinde teknolojiye hemen alışarak normalleştirdiğimiz, davranış olarak beklentimizin de bu kadar basit olması artık normalleşmiştir. Norm dediğimiz noktada tasarımcının dünyası başlar. O yüzden dünyanın içerisinde yaşasak da aslında ‘Müzik değişirse dans değişir’ yani ‘Bizim dünyamız eskisi gibi bir dünya değil’. Artık asker adımları gibi önümüzü görerek yürüyemiyoruz. Burada bir şey oluyor, başka ülkede bir dalgalanma oluyor, müzik değişiyor. Bizim bu yeni dünyaya göre adımlarımızı daha esnek, biraz ileri, biraz geri, döne döne yapmamız gerekiyor ki tasarım odaklı düşünce de bunu gerektiriyor. Peki tasarımcı gibi düşünmek nasıl başlıyor? Hayal gücüyle başlıyor. Çünkü hayal gücü dediğimiz şey bize yıllar boyunca belli dogmalarla birlikte ‘Hayal kurma, gerçekçi ol’ dense de empati dediğimiz şeyin kökeni de hayal gücüdür. Ben eğer, siz bana bir şey anlattığınız zaman sizin dünyanızı göremiyorsam empati de kuramam. Eğer o dünyadaki fırsatları göremiyorsam yaratıcı adım atamam" şeklinde konuştu.

"Asıl olan problemi çözmek değil problemi anlamaktır"

İnsan odaklı yaklaşım nedir? sorusunu insanı anlamak çerçevesinde cevaplayan Melda Göknel, "İnsan odaklı olduğu için insanları anlayarak başlıyoruz. İnsanlarla da kolay anlaşılmıyor. Bu nedenle konuşuruz, gözlemleriz bütün fırsatları yaratmaya çalışırız. Orada fırsatı gördüğümüz zaman gerçek probleme odaklanırız. En altta yatan derde odaklanırız. Ve buna odaklanırken sistemsel düşünürüz, risklerimizi minimalize etmeye çalışırız. Çünkü insanlar karmaşıktır, değişirler ve tahmin etmesi zordur. Bunlardan yola çıkarak sık sık modelleyerek tekrarlarız. Bu da tasarım odaklı düşüncenin insan odaklı yaklaşıma gittiği ortamdır. Yani sıkça yenileme yaparız. Burada asıl olan şey problemi çözmek değil problemi anlamaktır. Çünkü problemin her zaman bir çözümü vardır. Aklımıza bir fikir gelir fakat bir yerden anımsadığımız, birinin bize söylediği bir şey olabilir. Bu da her zaman problemin doğru çözümü değildir. Önce problemi anlarsak onun etrafında birden fazla çözüm bulabiliriz ve bu çözümlerin içerisinde de deneye yanıla en doğrusunu ortaya koyabilme ihtimalimiz olur. Ürünleri insan odaklı yaptığınız zaman sezgisel ürünler olur ve kullanması daha kolay olur, az yer kaplar" ifadelerini kullandı.

Emrah Kozan: "Tasarımı hayatımızın bir parçası olarak görüyorum"

Tasarım algısının problemlerinden bahsederek konuşmasına başlayan Emrah Kozan, "Bence en temel problemlerden birisi bu. Çünkü biz tasarım olgusunu, kültürünü doğru biçimde algılamıyoruz. Sadece görünen, biçimli, duygu çıktısına hizmet eden bir şey olarak algılıyoruz. Ama tasarım çok daha derinlerde, bizim genlerimizde ve derinlere işlemiş bir olgu olarak görülmeli. Tasarım sadece görünen, kullandığımız eşyalar değil. Başlı başına çok farklı noktaya değinen en temel olgu. Ben bir tasarımcının tasarım yaparken öncelikle neyi ne için kullandığından bahsedip ilkel insanların neden mağaralara güzel görseller çizdiğini sorgulayarak bu sunuma başlamak istiyorum. İlkel insanların henüz bir iletişim kaynağı ve dil yokken mağara duvarlarına gördükleri ve keşfettikleri bütün olguları resmettiklerini görüyoruz. Dolayısıyla tasarım bir görselleştirme ve iletişim aracı. İnsanlar bunu hayatın başından beri kullanmaya başlamış. Bu yetenek sayesinde insanoğlu keşfetme ve iz bırakma arzusuyla aslında var oluyor ve bugününü inşa ediyor. Ben tasarımı hayatımızın bir parçası olarak görüyorum. Her gün yaptığımız ve birçok problemi küçük de olsa çözdüğümüz bir nokta olarak görmeye başlıyorum" dedi.

"Duygumuzu, işlevselliğimizi ve hayatımızı tasarımla değiştiriyoruz"

‘Neden tasarım kullanıyoruz?’ sorusunu insanların ilkel zamanlardan beri ihtiyaç duyduğu iletişim olgusu üzerinden cevaplayan Kozan, "İletişim kurmaya çalışıyoruz çünkü bir şeyleri değiştirmek istiyoruz. Duygumuzu, işlevselliğimizi, hayatımızın belli başlı noktalarını tasarımla değiştiriyoruz. Aynı zamanda tasarım bir ihtiyacı da gideriyor. Örneğin ekranda gördüğünüz ‘One Way’ tabelası; beğenin, beğenmeyin her şekilde bir ihtiyacı gideriyor. Birçok insanın kaybolmasının önüne geçiyor. Çevremizde birçok yerde bulunuyor. Bir etkinlik görseli görüyorsunuz, kalkıp buraya geliyorsunuz ve bizlerle tanışıyorsunuz. Herhangi bir markanın indirim görselini görüyorsunuz gidip bir ürün satın alıyorsunuz. Ve size bir deneyim yaşatıyor, özünde deneyim çıktısı yaratıyor. Dolayısıyla çevremizdeki her şeyin bir tasarım olduğunu ve bunun bizim problemlerimizi çözdüğünü görerek işi algılamak çok daha kıymetli olacaktır. Tasarım bir şeyin nasıl göründüğü ya da hissettirdiği değildir. Aynı zamanda bir şeyin nasıl çalıştığıdır" ifadelerini kullandı.

"Tasarım, çözümü çeşitli yöntemlerle bulma sanatıdır"

Tasarım hakkında Kozan, "Tasarım bence bir keşif yolculuğudur ve tasarım süreci insanın etrafında keşfettiği bir ihtiyacı, bir problemi, anlayarak, hissederek ve deneyimleyerek bunun çözümünü çeşitli yöntemlerle bulma sanatıdır. Bu çoğu insanın her gün belki defalarca yaptığı ama farkında olmadığı bir olgu olarak karşımıza çıkabilir. Ve en temelde tasarımcı bir tasarım yaparken problemi anlar, bunun için bir çözüm anlayışına girer ve bir çözüm keşfeder. Bu keşfettiği çözümleri daha sonra üretim bandına kaydeder" açıklamalarında bulundu.