Dördüncü oturumda sanat ve tasarımda dijitalleşme irdelendi
22.10.2020 09:19

Dördüncü oturumda sanat ve tasarımda dijitalleşme irdelendi


Haber Üsküdar - Samet Sağlam, İlayda Savaş, Aysu Vatansever

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 21-23 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 7. Uluslararası İletişim Günleri / Dijital Çağda İletişim Eğitimi sempozyumunun dördüncü oturumunda sanat, teknoloji ve dijitalleşme başlığı altında bildiriler sunuldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasip Pektaş'ın başkanlığında gerçekleşen oturumda Öğr. Gör. İbrahim Tarkan Doğan, Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan, Dr. Öğr. Üyesi Murat Ertürk, Dr. Öğr. Üyesi Özge Sayılgan, Araş. Gör. Burçin Geniş ve Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Nesrin Akören birer bildiri sundu. 

Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın başkanlığını yaptığı oturumda katılımcılar şöyleydi: İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Öğr. Gör. İbrahim Tarkan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan, Sakarya Üniversite’sinden Dr. Öğr. Üyesi Murat Ertürk, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Özge Sayılgan, Üsküdar Üniversitesi Arş. Gör. Burçin Geniş ve son olarak da Maltepe Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Nesrin Akören.

Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın Oturumu başlatmasıyla sözü Okul Öncesi Temel Fotoğraf Eğitiminin Gerekliliği Üzerine İhtiyaç Analizi ve Program Tasarısı Önerisi konu başlığıyla Öğr. Gör. Üyesi İbrahim Tarkan Doğan’a verdi.

Öğr. Gör. İbrahim Tarkan Doğan: "Çocuklara fotoğraf eğitimi verirsek, daha seçici ve bilinçli seçimler yapacaklardır" 

İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Öğr. Gör. İbrahim Tarkan Doğan, okul öncesi dönemde fotoğraf eğitimi konulu bildirisinde çocukların medyaya çok sık maruz kalmaları nedeniyle görsel algılarının geliştiğini söyledi. Doğan, "Bu görsellerin niteliklerini ayırt edebilme, hangi görselin daha nitelikli, hangisinin niteliksiz olduğunun farkına varmaları sağlandığında kendi üretimlerini yaparken daha seçici ve bilinçli olduklarını gözlemleyebilmek mümkün olacaktır" dedi. Tİbrahim Tarkan Doğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Toplam 47 çocuktan oluşan bir çalışma grubu oluşturup, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılında araştırmamızı başlattık. Verilerimizi 60-72 aylık çocukların gelişimsel özelliklerine uygun olarak topladık. Çocuğumuz daha önce hangi cihazla fotoğraf çekti, hiç çekmediyse fotoğraf çekmek isteyip istemediği, fotoğraf makinesi kullanmasını bilip bilmediği, ebeveynin hangi cihazla fotoğraflarını çektiği gibi sorular sorduk. Araştırmanın ikinci aşamasında 47 çocuğa profesyonel makinelerle fotoğraf eğitimi verdik. Temelde hangi düğmenin ne olduğu, kadrajın nasıl ayarlandığı gibi basit öğeleri öğrettik ve sonucunda ilk ve son hallerini görebilmek için basit bir ölçüm tablosuyla ilk çekilen görüntüyle son çekileni karşılaştırdık. Çocuklarımızın etkili sonuçlar aldığını gördük."

Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan: "Günümüzde sanat eğitimini dijitalleşmeden ayrı düşünmek doğru değil"

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan, "Günümüzde sanat eğitimini dijitalleşmeden ayrı tutmak düşünülemez" diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi: "İlk başlığımızı sanat eğitiminde dijital kaynakların kullanımı ve dijital teknolojinin enternasyonu olarak adlandırabiliriz. İkinci bir başlık da sanat eğitiminin içeriğinin dijital teknoloji üzerine yapılandırılmasıdır. Sanat eğitimini, doğası gereği harcanan zamanı, çalışma koşullarını, yatırım maliyetlerini ve çeşitli sektörlerden paydaşları, kalifiye insan faktörü gibi etkenlerin tamamını düşünerek değerlendirmek gerekir." Sanat eğitiminde dijital teknolojinin pahalı olmasının faaliyet bakımından üçe ayrılacağını şu maddelerle açıkladı: "Dijital teknolojik ekipmanlar, kalifiye eğitmenler ve kullanılacak mekân. Bu araştırmada, sanat eğitimlerinde dijitali eğitimlerine dahil edilerek eğitim alan öğrencilerin kariyerleri üzerinde olumlu sonuçlar aldıklarını ifade etti. Sanat eğitiminde dijital kaynakları kullanan okuldan mezun olan öğrencilerin yüzde 95’inin buldukları mesleği bu diplomaya sahip oldukları için bulduklarını söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Murat Ertürk: "Görsel iletişim tasarımcının faaliyet alanı giderek genişliyor"

Sakarya Üniversite’sinden Dr. Öğr. Üyesi Murat Ertürk, Türkiye'de verilen görsel iletişim tasarımı eğitimlerini değerlendiren bir sunum yaptı. "Bugün sizlere uzmanlık ve genellik kavramları üzerinden görsel iletişim tasarım eğitimindeki temel yaklaşımları aktaracağım" diyerek başladığı sunumunda şunları söyledi: "Hepinizin bildiği gibi iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler görsel iletişim tasarımının faaliyet alanını sürekli genişletiyor ve bu eğitimi veren kurumları da verdikleri eğitim üzerinde düşünmeye zorluyor. Bu düşünme eylemleri içinde bazı kılavuzlar yayımlanıyor. Türkiye’de ilk kurulan Görsel İletişim Tasarımı Bölümüne sahip olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne baktığımızda, Bilgi Üniversitesi görsel iletişim tasarımını çoklu ortam, yayın tasarımı, siber kültür, canlandırma, tipografi, fotoğraf ve video, ara yüz ve etkileşim tasarımı, oyun tasarımı, medya sanatları gibi farklı uygulama alanlarıyla bir araya getiren disiplinler arası bir çalışma olarak tanımlıyor." Ertürk konuşmasını şöyle sürdürdü: "Peki tasarımcı adayları her biri tek başına mesleki ağırlığa sahip olan bunca alana hakim olabilir mi? Dört yıllık lisans programında bu alanların tamamını öğretmek mümkün mü. Bu alanda kimlerin ne dediğine baktığımız zaman, Steven Heller'in de söylediği gibi ,'4 yıl gibi bir sürede grafik tasarımda mutlak bir hâkimiyet kazandırdığını iddia eden herhangi bir kişi veya kurum kendileriyle ve diğer herkesle dalga geçiyor' demektir."

Dr. Öğr. Üyesi Özge Sayılgan: "Öğrenciler açık kaynak kodlar hakkında yeterli bilgiye sahip değil"

İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Özge Sayılgan, görsel iletişim tasarımı eğitiminde açık kaynak kod kullanmanın öğrenciler tarafından nasıl algınaldığına ilişkin yaptığı çalışmayı sundu. Sayılgan, "Öncelikle kavram olarak açık kaynak kod deyince ne ifade ediyoruz buna değinmek istiyorum, çünkü bu konuda araştırma yaparken özellikle öğrenciler arasında bir belirsizlik olduğunu fark ettim. Fakat bir yandan da sıklıkla duyulan bir kavram, çok da yabancı değiliz, ancak ne olduğu veya açık kaynak kodunu tanımlarken, tasarım veya iletişim süreçlerinde öğrencilerin nasıl kullanılacağına dair pek çok soru işareti ve belirsizlikle karşı karşıya olduklarını hissettim. Açık kaynak kod kısaca insanların değiştirebildiği ve paylaşabildiği tasarımı herkese açık olan yazılımlar için kullanılıyor. Açık kaynak lisansları kullanıcıların yazılımı kullanması, üzerinde çalışması, değiştirmesi ve diledikleri şekilde dağıtması için tasarlanıyorlar.” Sayılgan sunumunda yaptığı araştırmanın sonuçlarını da paylaştı tasarım okuyan öğrencilerin ağırlıklı olarak Adobe tasarım programını kullandıklarını belirttiklerini ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Nesrin Akören: "Eğitimde sosyal medyadan yararlanmalıyız"

Maltepe Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Nesrin Akören, eğitimde sosyal medyanın kullanımı üzerine bir bildiri sundu. Akören, “Benim konum iletişim aracı olarak sosyal medyanın eğitimde kullanımı. Hepimizin bolca rastladığı bir şey; sistem nasıl işliyor, eğitimde nasıl ilerliyor? Geleneksel medya hepimizin bildiği gibi basın, radyo, televiyon, dergiler gibi basın yayın organlarının tümüne verdiğimiz isim. Sosyal medyanın ne olduğuna gelecek olursak, bireylerin internette birbiriyle yaptığı paylaşımlar sosyal medyayı oluşturuyor. Günde yaklaşık 2 saat 22 dakika sosyal ağlar üzerinde takılıyoruz. Yaklaşık 3.96 milyar sosyal medya kullanıcısı var. Cep telefonlarımıza sosyal medya geldiği zaman sosyal medyanın ne olduğu ortaya çıktı. Sosyal medyayı genç neslin, öğretmenlerin ve firmaların daha çok kullandığı ortaya çıktı. Eğitim için en çok kullanılan platform, Facebook. İnteraktif medya elemanları dediğimiz zaman da şunlardan bahsediyoruz: dijital yazılar, filmler, seslendirme, müzik, animasyonlar. Eğitimde animasyon kullanımı bilhassa uzaktan eğitimde çok önemli, çünkü çocuklara özel çarpıcı değerleri orada sunuyorsunuz. Yabancı olmadıkları bir tarzda veriyorsunuz çünkü bu çocuklar sosyal medyada takılıyorlar ve oyunlar oynuyorlar, Youtube’dan videolar izliyorlar. Animasyona uzak değiller bir şekilde gözlerinin bir kenarından görebildikleri hareketli dokümanla karşılaştıkları için eğitimde animasyona, canlandırmalara yer vermek o anlamda önemli" dedi.