Dr. Scott Doebler, 300 yıllık İspanyol efsanesine belgelerle meydan okudu
Haber Üsküdar: Busenaz DEMİRAY
Üsküdar Üniversitesi tarafından organize edilen Entangled Histories (İç İçe Geçmiş Tarihler) seminer serisinde konuşan Wyoming Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Scott Doebler, 1697’deki İspanyol işgalinin Maya toplumunu ortadan kaldırmadığını belirtti. Doebler, yerli toplulukların orman ekosistemiyle geliştirdiği ilişkiler sayesinde siyasi ve toplumsal varlıklarını sürdürdüklerini anlattı.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi ile Queen’s University Belfast akademisyeni Dr. Elisa Ramazzina’nın birlikte organize ettiği uluslararası Entangled Histories (İç İçe Geçmiş Tarihler) seminer serisi, Maya uygarlığının sömürge dönemindeki tarihine ışık tutan önemli bir sunuma ev sahipliği yaptı. ABD’deki Wyoming Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Scott Doebler, 5 Kasım 2026 Perşembe günü çevrim içi gerçekleştirilen seminerde, “Genç Orman: Ağaçlık Tampon Bölgeler, Yerli Halkların Direnci ve 18. Yüzyıl Maya-Karayip Sınır Bölgelerinde Çok Türlü Topluluklar” başlıklı çalışmasını sundu.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ile Medya ve Kültürel Çalışmalar ve Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programlarının himayesinde yürütülen seminer serisinde Dr. Doebler, 1697 yılında İspanyol kuvvetlerinin Tayasal’ı ele geçirmesinin ardından Maya toplumunun ortadan kalktığı yönündeki yaygın tarihsel anlatıyı sorguladı. Araştırmasının özellikle günümüz Guatemala’sının kuzeyindeki Petén bölgesine odaklandığını belirten Doebler, Yucatan, Tabasco, Chiapas ve çevre bölgelerle kurulan ilişkilerin de bu tarihin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
“1697, tamamlanmış bir fetih değildi”
Dr. Doebler, İspanyol kuvvetlerinin 1697’de Tayasal’ı ele geçirmesinin bütün Maya topluluklarının kontrol altına alındığı anlamına gelmediğini söyledi. Ona göre İspanyollar yalnızca tek bir Maya yerleşimini yağmalamış, bölgedeki çok sayıda topluluk ise savaştan etkilenmeden, mülteci olarak ya da kendi tercihleriyle yeni İspanyol varlığından uzaklaşarak yaşamlarını sürdürmüştü. Doebler, bu nedenle söz konusu dönemi kesin bir son olarak değil, büyük bir yıkımın ardından ormanın yeniden canlanmasına benzer bir dönüşüm süreci olarak değerlendirdi.
Sunumda “genç orman” kavramını açıklayan Doebler, Maya toplumlarının eski siyasi ve toplumsal düzenlemeleri yeni koşullarla bir araya getirdiklerini belirtti. Maya ormanlarında kullanılan “mehen kash” veya “kabal kash” ifadelerinin genç ormanı tanımladığını aktaran araştırmacı, yaşlı ormanla yeni bitki örtüsünün bir arada bulunmasının 1697 sonrasındaki toplumsal yapıyı anlamak için de bir benzetme sunduğunu kaydetti.
“Arşiv belgeleri yerli yaşamının sürdüğünü gösteriyor”
Doebler, Guatemala ve İspanya arşivlerinde yaptığı incelemelerde, işgal sonrasında ormanlık alanlarda bağımsız biçimde yaşamaya devam eden yerli topluluklara ilişkin izler bulduğunu anlattı. 18. yüzyılın ilk yıllarında Petén’e gelen İspanyol görevli Nicolas de Lisaraga’nın kayıtlarında 40’tan fazla özerk topluluğun yer aldığını belirten Doebler, bu toplulukların İspanyol garnizonuna karşı farklı tutumlar sergilediklerini söyledi. Lisaraga’nın kayıtlarının abartılı olabileceğine dikkat çeken araştırmacı, diğer belgelerin de ormanda yerli nüfusun varlığını desteklediğini ifade etti.
Doebler, 1706 tarihli bir kayıtta 2 bin Mopan Mayasının Petén’den Guatemala’ya uzanan yol yakınında kendi seçtikleri bir alana yerleşmeyi kabul ettiklerinin aktarıldığını paylaştı. Ayrıca ormanda gizli yerleşimlere, tarım alanlarına, ev yapımında kullanılan palmiye yapraklarına ve yerli toplulukların yürüttükleri ticaret güzergâhlarına ilişkin kayıtların bulunduğunu belirtti. Kakao ve achiote gibi orman ürünlerinin kolonyal bölgelere taşındığını, bu ürünlerin metal aletlerle takas edildiğine dair belgeler olduğunu söyledi.
“Tarım ve çoklu tür ilişkileri öne çıktı”
Sunumda Maya topluluklarının kullandığı kesme-yakma tarım yöntemi de ele alındı. Doebler, çiftçilerin belirli alanlardaki bitki örtüsünü temizleyip yaktıktan sonra farklı ürünleri birlikte yetiştirdiklerini, birkaç hasat döneminin ardından arazinin yeniden ormana bırakıldığını anlattı. Bu yöntemin toprağa besin kazandırdığını ve bitki çeşitliliğini desteklediğini belirten Doebler, meyve ağaçlarının kuşları, arıları ve maymunları çekerek ekolojik ilişkilerin sürmesine katkıda bulunduğunu ifade etti. Araştırmacı, bu uygulamaları insanlarla insan dışı türler arasındaki karşılıklı ilişkileri içeren “çoklu tür yetiştiriciliği” çerçevesinde değerlendirdi.
Doebler, 18. yüzyılda Maya yerleşimlerinin daha kırsal ve görünürlüğü düşük aile grupları etrafında örgütlendiğini, aynı dönemde ormanların da genişlediğini söyledi. Polen verileri ve dönemin kolonyal anlatılarının, daha önce yerleşim ve tarım alanı olan bölgelerde bitki örtüsünün yeniden yayıldığına işaret ettiğini aktardı.
“Karayip sınırındaki baskılar toplulukları iç bölgelere itti”
Doebler’e göre İngiliz oduncuların Belize kıyısındaki faaliyetleri, Miskito denizci topluluklarının baskınları ve İspanyol yönetiminin yerli nüfusu yeniden yerleştirme girişimleri, Maya topluluklarının yaşam alanlarını etkiledi. Yerli halkların bir kısmı kıyıdan ve Petén’deki İspanyol garnizonundan uzaklaşarak ormanların daha derin kesimlerine çekildi. Bu gelişmeler, sömürge arşivlerinde yerli nüfusun görünürlüğünü daha da azalttı.
Doebler, İspanyol garnizonunun küçük ve yalıtılmış yapısına rağmen yerli liderlerin bölgedeki günlük yaşamda önemli ölçüde özerk hareket ettiklerini vurguladı. Sunumunu, arşivlerdeki sessizliğin bölgede insan bulunmadığının kanıtı olarak görülemeyeceğini belirterek tamamlayan Doebler, olgunlaşan ormanların ve yerli toplulukların birlikte şekillendirdiği tarihsel sürecin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Seminer, soru-cevap bölümüyle sona erdi
Not: Bu haberin hazırlanmasında yapay zekâ uygulamalarından yararlanılmıştır.
