Ankara Etnografya Müzesi'ni sanal ortamda gezdik
04.12.2020 14:11

Ankara Etnografya Müzesi'ni sanal ortamda gezdik


Haber Üsküdar- Sefa Mert Kahraman

Covid-19 nedeniyle dışarıya çıkamamak gezmeyi seven biri olarak canımı çok sıkıyor. Yine sıkıldığım günlerden birinde kendi kendime ‘neden sanal tur yaparak bir yerleri gezmiyorum ki?’ dedim. Hemen sonra bilgisayarımı açtım ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı sanal turlardan Ankara Etnografya Müzesi’ni gezmeye başladım. Bu gezi için yaptığım hazırlıkları uzun uzun anlatmayı çok isterdim ama yaptığım tek şey bilgisayarımı açmak oldu. Ben sanal tur yaparak gezdim ama, tedbirini alarak gitmek isteyen olursa müze ziyarete açık durumda. Giriş ücreti 14 Türk Lirası. Gördüklerimi anlatmadan önce size müzeyle alakalı biraz bilgi vereyim. Müze binası Cumhuriyet döneminin önemli mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından çizilmiş ve müteahhidi de Nafiz Bey. Müze Ankara Altındağ’da bulunuyor ve Kurtuluş Savaşı’nda Cuma namazlarının kılındığı eski adı ‘Namazgâh Tepesi’ olan yerde kurulmuş. Başlarda Arkeoloji Müzesi olarak kullanmayı düşünseler de sonra Resim Heykel Müzesi olarak kullanıma açmışlar. Müze hakkında genel bir bilgi sahibi olduğumuza göre içinde neler var haydi biraz da onlara bakalım.

Müzenin bahçesinde size böyle büyük bir Atatürk Heykeli hoş geldin diyor. Bu heykel İtalyan heykeltıraş Pietro Conanica tarafından yapılmış ve 1927 yılında bugünkü yerine koyulmuş. Açıkçası bu heykelin heykeltıraşın Atatürk sevgisi nedeniyle yapıldığını düşünmüştüm ama Atatürk’ün ufka doğru at koştururkenki heykelinin anlamı, Türk Milletinin ufkunun açık olduğunu vurgulamakmış. Bahçede böyle güzel bir heykel görmek hele ki anlamını da öğrendikten sonra içeride neler olduğuna dair merakımı daha da arttırdı ve burada çok fazla beklemeden içeri girdim.

Atatürk'ün naaşı 1938'den 1953 yılına kadar burada tutulmuştu

Burası müzede en çok beğendiğim yer diyebilirim. İçeri girdiğim gibi dikkatimi bu Atatürk Anıtı çekti. Ankara Etnografya Müzesi’nin belki de en önemli özelliği Atatürk’ün naaşının 1938’den 1953 yılına kadar burada tutulmuş olması. Naaşın burada tutulması için iç avlunun çatısı kapatılmış ve havuz bahçeye taşınmış. 1953 yılında Anıtkabir’in yapımının tamamlanmasıyla sembolik bir kabir haline gelen kabrin başına da ‘’Burası 10.11.1938 tarihinde sonsuzluğa ulaşan Atatürk’ün 21.11.1938 tarihinden 10.11.1953 tarihine kadar yattığı yerdir.’’ yazılı bir mermer yazıt yerleştirilmiş. Anıtın etrafı da çeşitli Atatürk fotoğraflarıyla donatılmış.

Kıyafet Salonu'nda geleneksel kıyafetler var

Bu kısmın adı Kıyafet Salonu. Burada Anadolu’nun çeşitli yörelerinden derlenmiş halk giysileri, süs eşyaları, ayakkabı, takunya örnekleri var.  Sağ tarafta görünen eşyanın adı Macun Hokkası. Osmanlı Dönemi’nde yapılmış ve üç parçadan oluşuyor. Bu salonu igezdiğinizde Türk tarihinin ne kadar eskiye dayandığını fark ediyorsunuz. Burada el işlemesi eserler bulunuyor. Buradaki eserler geçmişten günümüze kadar korunmuş. Burada ipek, atlas, kadife, çuha, keten ve pamuklu kumaşlar üzerine işlemeli motifler, yöresel elbiseler, cübbeler, başörtüler gibi eşyalar bulunuyor.

Dokuma Eserler Salonu'nda halı ve kilim örnekleri bulunuyor

Dokuma Eserler Salonu isimli bu salonda 18-20. yüzyıl arasındaki dönemde Anadolu’daki halı ve kilim işlemeciliği hakkında detaylar bulunuyor. Eserler müzeye Sivas, Ladik, Uşak, Konya, Kars illeri ve Gördes, Milas, Kula’dan getirilmiş. Halı ve kilimlerde hayvan, çiçek ve motif figürler bulunuyor. 

Sünnet salonu Anadolu'nun sünnet geleneğini yaşatıyor

Burası da Türk Kültürü’nü tamamen hissettiren bir diğer salon. Bu salonun adı Sünnet Odası ve Anadolu evlerindeki sünnet odaları gibi dizayn edilmiş.

Çini ve Cam Eserler Salonu süsleme sanatını gözler önüne seriyor

Çini ve Cam Eserler Salonu’ndan itibaren müze başka bir havaya bürünüyor. Bu salonda Selçuklu’dan başlayarak Anadolu’daki süsleme sanatına ait eserlere görüyorsunuz.  Ben görünce hayran kaldım ve bu odayı uzun bir süre inceledim.

Ahşap Eserler Salonu'nda tahtlar, sandukalar bulunuyor 

Burası da müzenin son salonu olan Ahşap Eserler Salonu. Bu salonda 3. Keyhüsrev’in Tahtı, Ahi Şerafettin Sandukası, Taşhur Paşa Camii Mihrabı ve Merzifon Çelebi Sultan Medresesi’nin Kapısı sergileniyor. 

Gezimizin burada sonuna geliyoruz. Size elimden geldiğince müzeyi ve içindeki eserleri anlatmaya çalıştım. Evimize kapanmak zorunda kalmadığımız ve özgürce gezebildiğimiz günlerde bu müzeyi fiziksel anlamda da gezebilmek dileğiyle.