Doç. Dr. Gül Esra Atalay: Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır
13.11.2020 10:34

Doç. Dr. Gül Esra Atalay: Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır


Haber Üsküdar - Esma Helen Sarıgül

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay ile akademisyenlik mesleğini konuştuk. 41 yaışnda olan Gül Esra Atalay, 2016-2017 eğitim yılından bu yana Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ders veriyor.

Akademisyenlik mesleğini neden tercih ettiniz, mesleki gelişiminizdeki aşamalardan bahseder misiniz?

Okumayı araştırmayı sevdiğim için ve topluma faydalı olabileceğim bir alan olduğunu düşündüğüm için bu mesleği tercih ettim. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Üniversiteden sonra çevirmenlik, gazetecilik yaptım. Özel bir şirkette yöneticilik yaptım. Bir yandan da yüksek lisansa başladım ve bitirdim. Yüksek Lisans eğitimimden sonra deneme amaçlı doktora sınavlarına girdim. Kazanacağımı düşünmüyordum, çünkü sadece 3 kişi alınıyordu ve birçok kişi başvurmuştu. Bir yerlerde asistanlık pozisyonunda olanların ya da üniversite ile bağlantısı olanların kazanabileceğini düşünmüştüm ama öyle olmadı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Gazetecilik doktora programına 2009 yılında kabul edildim. Doktoraya başladığımda oğlum henüz 40 günlüktü ve anneliği ve doktorayı birlikte yürütmek çok zor oldu. Ama şimdi dönüp bakınca iyi ki o zorluklara göğüs germişim diyorum. 2013 yılının sonunda doktorayı bitirdim ve daha sonra bir vakıf üniversitesinde işe başladım. 2016 yılında Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geldim ve hala burada çalışıyorum. 2020 yılının Nisan ayında da İletişim Çalışmaları alanında Doçentlik unvanını aldım.

Branşınız nedir ve bu alanı tercih etmenizdeki etkenler nelerdir?

Branşım iletişim. Lisans eğitimim sosyoloji üzerineydi ve burada okurken daha çok iletişim sosyolojisi alanının ilgimi çektiğini fark ettim. Medyanın gücü ve toplum üzerindeki etkisi ilgimi çekmişti. Hâlâ da bu konulardaki akademik merakım sürüyor.

Akademisyenliğin avantaj ve dezavantajları nelerdir sizce?

Akademisyenlik sürekli güncel kalmanızı sağlayan bir meslek. Sürekli bir şeyler öğreniyor, kendinizi yeniliyor, yerinizde saymıyorsunuz. Gençlerle, öğrencilerimizle birlikte olmak bizim de ruhumuzu besliyor, onların dinamizmleri bize de enerji veriyor, ruhumuz yaşlanmıyor. Elbette aynı zamanda prestijli bir meslek. Toplumda saygı duyulan bir alan, akademi. Öte yandan dezavantajlarına gelirsek, işinizin hiç bitmemesi gibi bir durum var. Mesaim bitti artık eve gidip başka şeylerle ilgileneyim diye bir durum yok. Akademisyenlik bir yaşam tarzı; o nedenle herkesin uyuduğu, eğlendiği, dinlendiği zamanlarda da biz makale okuyoruz, kitap yazıyoruz, ders hazırlıyoruz. Türkiye’de akademisyenliğin gelirleri de düşük. Bunca eğitimden sonra sektörde çok daha fazla kazanıp daha rahat bir hayat sürmek mümkünken akademide emeklerinizin karşılığı maddi değil manevi oluyor genelde. Öğrencilerimiz üzerine iyi bir etkimizin olması, bizden öğrendiklerini kullanabilmeleri, bir yerlere gelebilmeleri bizi mutlu ediyor.

Bir kadın olarak, size göre kadınların akademide en çok karşılaştığı zorluklar nelerdir? Akademideki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Kadınlar akademide birçok zorlukla karşılaşıyor. Özel yaşamla iş yaşamı arasındaki dengeyi kurabilmek zor. Çünkü kadınların çok fazla sorumluluğu var. Öte yandan, 'cam tavan' denilen, kadınların yüksek pozisyonlara çıkmasını engelleyen görünmez bir duvar bu sektörde de var. Yine ne yazık ki taciz gibi şeyler de yaşanıyor. Bu konuda şanslıyım, çünkü şu ana kadar çalıştığım iki kurumda da böyle durumlarla karşılaşmadım. Üstelik Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi kadınların sayıca ağırlıkta olduğu ve kadın bir dekana sahip bir fakülte.

Mesleğinizin en sevdiğiniz yanı nedir?

Bu mesleğin en güzel yanı insanlara faydalı olmak. Mezun olan bir öğrencim gelip de sizden öğrendiklerimi şurada kullandım, şu pozisyonda iş buldum gibi şeyler söyleyince çok mutlu oluyorum.

Araştırmalar pandemiden en çok kadın ve çocukların etkilendiğini gösteriyor. Bildiğiniz üzere evler home ofislere ve okullara dönüştürüldüğü için bu durumdan en çok etkilenenler de çalışan anneler oluyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Evet, pandemi çalışan anneler için hayatı çok zorlaştırdı. Çocuk bakımı ne yazık ki kültürel olarak neredeyse tamamen anneye bırakılmış bir görev ve pandemide çocuklar evde, anneler evden çalışıyor. Ev işi ve dışarı işi birbirine girmiş durumda. İş ve ev hayatının birbirinden ayrılması sanayi devrimiyle birlikte olmuştu. Pandemiyle tekrar ev ve iş bir araya geldi. 24 saat çalışıyormuşuz gibi bir durum oluştu.

Sizin için pandemi süreci nasıl geçiyor ve online ders sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu anda biz her gün mesaiye geliyoruz. Evde değiliz artık. Fakat derslerin çoğu online. Benim derslerim uygulama içermeyen, teorik dersler olduğu için online olarak da aynı şekilde anlatabiliyorum, bu açıdan bir sorun yok. Fakat sınıfta yürüye yürüye, öğrencilerimle yüz yüze iletişim kurarak ders anlatmayı da çok özledim. Yüz yüze iletişimin yerini hiçbir şey tutamaz. Öte yandan, sınıfta ders anlatırken hiç sesi soluğu çıkmayan öğrencilerin online derslerde daha aktif bir şekilde derse katılması da söz konusu olabiliyor. Online eğitimin böyle avantajları da var.

Akademide kariyer yapmak isteyenler için neler tavsiye edersiniz?

Akademide kariyer yapmak için iki şart var: Bir, hangi alandaysanız o alanda meraklı olmak ve sürekli okumak, araştırmak kendini geliştirmek; İki, yabancı dil. Yabancı dili iyi olmayan biri akademide yol alamıyor.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Teşekkür eder, sağlıklı günler dilerim.