Prof. Dr. Süleyman İrvan: Gazetecilik günümüzde üç derin kriz yaşıyor
11.05.2024 00:21

Prof. Dr. Süleyman İrvan: Gazetecilik günümüzde üç derin kriz yaşıyor


Haber Üsküdar

İstinye Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen uluslararası sempozyumunun davetli konuşmacılarından olan Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazeteciliğin yaşadığı krizleri ve çözüm yollarını anlattı.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan, İstinye Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından "Geleceğin Medyası" teması ile düzenlenen 4. Uluslararası Medya ve Toplum Sempozyumu’nun davetli konuşmacıları arasında yer alarak gazeteciliğin bugünkü durumu ve geleceği üzerinde değerlendirmelerde bulundu.

“Gazetecilik günümüzde üç derin kriz yaşıyor”

Prof. Dr. Süleyman İrvan, konuşmasında, gazeteciliğin günümüzde tiraj ve finansman krizi, güven krizi ve kimlik krizi olmak üzere üç derin kriz yaşadığını anlattı. Prof. İrvan şunları söyledi: “Bu krizlerden ilki, basılı gazetelerin yaşadığı tiraj krizidir. Tirajlar her geçen yıl düşüyor ve basılı gazeteler birer birer kapanıyor. Bu krizi en şiddetli biçimde hisseden ülkelerden biri de Türkiye. TÜİK tarafından hazırlanan Yazılı Medya İstatistiklerine göre, gazeteler son 10 yılda yüzde 65 tiraj kaybetti. Ulusal gazetelerin günlük tirajlarındaki düşüş ise yüzde 75’i buldu. Basılı gazetelerde tiraj krizi yaşanırken, internet medyasında da finansman krizi söz konusu. İnternet medyası büyük ölçüde Google, Facebook, Instagram, X gibi büyük teknoloji şirketlerinin insafına terkedilmiş durumda. Reklam gelirlerinde aslan payı bu şirketlere gidiyor, haber medyası da reklam gelirlerinden pay kapıp yaşamaya çalışıyor.”

“Türkiye’de medyaya duyulan güven dünya ortalamasının altında”

Gazeteciliğin yaşadığı ikinci krizin güven krizi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleyman İrvan şunları ifade etti: “Oxford Üniversitesi ve Reuters Enstitüsü tarafından hazırlanan Dijital Haber Raporu 2023’e göre Türkiye’de medyaya duyulan güven yüzde 35 olarak görünüyor. Bu oranlar dünya ortalamasının 5-6 puan altında yer alıyor. Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi medyanın kutuplaşmış yapısıdır. Dördüncü güç işlevi görmesi gereken medya bu işlevini yerine getiremiyor.”

“İnternet öncesi dönemde gazeteciyi tanımlamak daha kolaydı”

Gazeteciliğin yaşadığı üçüncü krizin kimlik krizi olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Açıkçası internet öncesi dönemde gazeteciliği tanımlamak daha kolaydı. İnternet ve sosyal medya ile birlikte yeni gazetecilik pratikleri ortaya çıktı ve haliyle gazeteciliği eski klasik anlamıyla tanımlamak yetersiz kalıyor. Eline her cep telefonu alan gazeteci değildir elbette ancak cep telefonuyla gazetecilik yapana da gazeteci demek zorundayız. Her sokak röportajı yapan da gazeteci değildir ancak güncel konularda halkın görüşlerini alan sokak röportajcılarını neden gazeteci saymıyoruz? Televizyon haberleri için sokak röportajı yapana gazeteci, Youtube kanalı için sokak röportajı yapana gazeteci değildir mi diyeceğiz?”  

“Basılı gazetecilikte ısrar etmenin anlamı yok”

Gazeteciliğin yaşadığı krizlerden çıkış yolları konusunda da görüşlerini ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan şunları söyledi: “Artık anlaşıldı ki basılı gazeteciliğin sonuna geldik. Er ya da geç gazeteler kâğıt baskılarını sonlandıracaklar. Çünkü ne okuyan kaldı basılı gazeteleri ne de ekonomik açıdan sürdürülebilir durumdalar. Şimdi dijital gazeteciliği daha iyi yapmanın yollarını aramalıyız. Türkiye’de Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan ve reklam desteğiyle basılı gazeteler bir müddet daha varlıklarını devam ettirecekler gibi görünüyor. Ancak, resmi ilanlara bağımlı gazetecilik sürdürülebilir değil.

“Big Tech şirketleri medyaya telif ödemeli”

Google, Facebook gibi teknoloji şirketlerinin gazeteciliği sömürdüklerini ve reklam gelirlerinin çok büyük bölümünü kendilerine ayırdıklarını vurgulayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, şu görüşleri dile getirdi: “2019 yılında Avrupa Birliği Dijital Telif Hakları Yasası’nı kabul etti. Bu yasa kapsamında Google AB üyesi Almanya, Fransa, Macaristan, Avusturya, Hollanda ve İrlanda’daki 300 medya kuruluşuyla anlaşmalar yaparak telif ödemeye başladı. 2020 yılında Avustralya, Haber Medyası Pazarlık Yasası’nı kabul etti. Bu yasa ile Google’ın medya kuruluşlarına ödeme yapmadan haber paylaşması yasaklandı. 2023 yılında Kanada, Çevrim İçi Haberler Yasası’nı kabul etti. Bu yasa kapsamında Google her yıl Kanada haber medyasına 74 milyon dolar ödeme yapacak. Benzer anlaşmaların Türk medyasıyla da yapılması gerekiyor.”  

“Alternatif finansman yolları bulunmak zorunda”

Türkiye’de medyanın giderek küçülen resmi ilan ve reklam pastasından pay kapma yarışında olduğunu söyleyen Prof. İrvan, bu yapının hem bağımlılığı artırdığını hem de sürdürülebilir olmadığını belirtti. İrvan, “Bunun yerine alternatif finans modelleri denenmeli. Bazı bağımsız haber sitelerinin kullandığı fon destekli yapı da fon desteği bitince krize yol açıyor. Ücretli abonelik başta olmak üzere birden çok finansman modeli ile gelirler artırılabilir” dedi.

“Farklı gazetecilikler de denenmeli”

“Türkiye’de gazeteciliğin en önemli sorunlarından biri, haber kalitesinin düşük olmasıdır” diyen Prof. İrvan, “Osmanlı dönemindeki vilayet gazeteciliğinden gelen devlet gazeteciliği anlayışı bir biçimde devam ediyor. Yerel gazeteler yerel iktidarın haberleriyle doludur. Halkın sorunlarına ve çözümlere çok az yer veriliyor. Seçkin odaklı, otorite odaklı bu gazetecilik anlayışında halk yoktur. Halk gazetede, haber sitesinde kendisini görürse, önemsendiğini görürse, gazetecilik sayesinde sorunlarının çözüldüğünü görürse haber için ödeme yapabilir, gazeteciliğe sahip çıkabilir” şeklinde konuştu.

“Yapay zekâ ciddi bir tehdit oluşturuyor”

Yapay zekâ teknolojilerinin gazeteciliğin geleceğinde daha önemli bir rol oynayacağını vurgulayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, şunları söyledi: “Yapay zekâ, başlıktan içeriğe kadar haberlerin otomatik olarak oluşturulmasında kullanılıyor. Yakın gelecekte içeriğe uygun haber videoları da üretebilir. Ben, yapay zekâ teknolojilerinin gazetecilik mesleği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu düşünüyorum. En azından yakın gelecekte iki soruna yol açacak gibi görünüyor. Birincisi, var olan gazeteci işsizliğini daha da artıracak. İkincisi de ciddi etik sorunlar yaratacak.”