Sessiz çığlıkları duymak: Mor Çatı ve kadın dayanışması
Haber Üsküdar: Zeren Akçubuk
Erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasının simgelerinden biri olan Mor Çatı, yıllardır Türkiye’de bağımsız bir kadın sığınağı olarak umut olmaya devam ediyor.
Türkiye’de erkek şiddetine karşı yürütülen mücadelede önemli bir yere sahip olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, sadece kadınlara barınma sağlayan bir yer değil; aynı zamanda onların güçlenmesine, kendi hayatlarını yeniden kurmasına ve kararlarını özgürce alabilmesine destek olan bir dayanışma mekanı olarak öne çıkıyor. 1990 yılında bir grup feminist kadın tarafından kurulan Mor Çatı, Türkiye’de bağımsız kadın sığınağı modelinin ilk örneklerinden biri olarak, bugün de benzer oluşumlara ilham vermeyi sürdürüyor.
Mor Çatı, dayanışma temelli bir mücadele yürütüyor
Mor Çatı gönüllüsü Ceren Hanım, vakfın devlet sığınma evlerinden farkını şu şekilde dile getiriyor: “Mor Çatı’da kadınların ve çocuklarının kalış süresine dair katı bir üst sınır koymuyoruz. Devlet sığınaklarında belli süreler ya da kurallar bulunabiliyor; örneğin gece saatlerinde sokağa çıkma ya da telefon kullanımı gibi konularda kısıtlamalar olabiliyor. Biz, kadınların özgürlük alanlarını daraltacak bu tür uygulamalara yer vermemeye çalışıyoruz. Kadının ve çocuğunun ihtiyacına göre süreyi ve süreci birlikte planlıyoruz.”
Çocuklar ve trans kadınlar için kapsayıcı bir sığınak
Mor Çatı’nın bir diğer önemli farkı, çocuklara ve trans kadınlara yaklaşımında ortaya çıkıyor. Bazı uygulamalarda 12 yaşını geçen erkek çocuklar anneleriyle birlikte kalamazken, Mor Çatı’da 18 yaşına kadar tüm çocuklar anneleriyle kalabiliyor. Ayrıca Mor Çatı, geçiş sürecini tamamlayan ya da halen geçiş sürecinde olan trans kadınlara da kapılarını açıyor. Böylece toplumda dışlanma riski taşıyan ve savunmasız bırakılan kesimler için güvenli bir alan yaratılıyor. “Toplumsal cinsiyet kimliği nedeniyle dışlanan kadınlar için Mor Çatı, yalnızca bir sığınak değil, yeni bir başlangıç imkânıdır” diye ekliyor Ceren Hanım.
Psikolojik ve sosyal destek sağlanıyor
Cderen Hanım, “Mor Çatı’da her kadın ve çocuk, bir sosyal çalışmacı ile birlikte sürecini planlıyor. Psikolojik destek ise ihtiyaç dahilinde veya talep doğrultusunda sağlanıyor. Mor Çatı gönüllüleri kendilerini hiçbir şekilde kadınlardan üstün ya da kurtarıcı olarak konumlandırmıyor; aksine kadınların yanında, eşit bir dayanışma hattı kurmaya çalışıyor. Kadının kararlarına saygı duyuyoruz. Boşanmak istese de istemese de, tekrar dönmek istese de, ona olası riskleri anlatıyor ve tüm süreçlerde yanında oluyoruz. Ancak asla yargılayıcı bir dil kullanmamaya özen gösteriyoruz” diyor.
Şikayet süreçlerinde Mor Çatı desteği
Mor Çatı gönüllüsü Ceren Hanımın aktardığına göre, bazı kadınlar şiddet şikayetleri sırasında polislerin yetersiz bilgileri ya da taraflı tutumları nedeniyle zorlanabiliyor. Bu noktada Mor Çatı aktif bir destek sağlıyor. Kadınlar bilgilendiriliyor, hakları hatırlatılıyor ve gerektiğinde görevli personelle doğrudan iletişim kuruluyor. Böylece kadınların şiddetten korunma ve adalet arayışı süreci daha güvenli hale getirilmeye çalışılıyor
Erkek şiddetinin kaynağı: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği
Mor Çatı’nın yayımladığı rehberlerde ve eğitim materyallerinde, erkek şiddeti yalnızca bireysel değil toplumsal bir mesele olarak ele alınıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, şiddetin temel kaynaklarından biri olarak görülüyor. “Kadın olarak hepimiz şiddet yaşama riski altındayız. Eğitimimiz, yaşımız, maddi durumumuz ne olursa olsun sırf kadın olduğumuz için şiddete uğrayabiliyoruz. Bunu bilerek dayanışmamızı kuruyoruz” sözleriyle şiddetin yapısal boyutuna dikkat çekiyor Ceren Hanım.
Kadınların sessiz yardım çığlığını duyalım
Son günlerde ülkede yaşanan olaylar, bir gerçeği bir kez daha görünür kıldı: İmdat çığlığı her zaman bağırarak değil, sessizce de kopuyor ve bu sessizlik, çoğu zaman en yüksek yardım çığlığına dönüşüyor. Ancak ne yazık ki bu çığlık, her zaman duyulmuyor. Bu işaret, özellikle şiddet mağdurlarının failin yanında olduğu anlarda dikkat çekmeden yardım istemesi için geliştirilmiş bir yöntem. Ancak bu çağrının işe yarayabilmesi için yalnızca onu yapanın değil, onu görenlerin de ne anlama geldiğini bilmesi gerekiyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor. Çünkü çoğu zaman bu işaret fark edilmiyor ya da ne ifade ettiği bilinmediği için karşılıksız kalıyor. Oysa bu küçük hareket, bir hayat ile ölüm arasındaki fark olabilir.
Uluslararası yardım çağrısı işareti yapan bir kadın gördüğümüzde öncelikle bunun bir sessiz yardım çağrısı olduğunu unutmamamız gerekiyor. Böyle bir durumda sakin ve hızlı bir şekilde destek ekipleriyle iletişime geçmemiz önem taşıyor.
Bir kadının içine kapanması, çevresiyle iletişimini azaltması, sürekli tedirgin olması ya da kararlarını özgürce verememesi, aslında yardım istemenin farklı bir yolu olabilir. Ancak bu sinyaller çoğu zaman en yakınları tarafından bile fark edilmez ya da maalesef ki en yakınları tarafından çoğu zaman baskılanıp normalleştirilebilir.
Mor Çatı gibi dayanışma mekanizmalarının önemi tam da burada ortaya çıkıyor. Çünkü bu yapılar yalnızca kapısını çalan kadınlara değil, aynı zamanda henüz o kapıyı çalmaya cesaret edememiş olanlara da bir umut ışığı oluyor. Kadınların yargılanmadan dinlenebileceği, kendi kararlarını verebileceği ve güçlenebileceği bir alan yaratmak, şiddetle mücadelede en kritik adımlardan biridir. Şiddetle mücadelede yalnızca kurumların değil, toplumun da sorumluluğu büyüktür. Sessiz kalanları fark etmek, yargılamadan dinlemek ve destek olabilmek, gerçek dayanışmanın temelini oluşturur.
