Dijital dünya çocukların hayatlarının merkezi haline geldi
10.06.2022 23:03

Dijital dünya çocukların hayatlarının merkezi haline geldi


Haber Üsküdar - Büşra Kuş

Uzun yıllardır yetişkin bireylerin yaşamında etkin role sahip olan internet teknolojileri, çocuk bireylerin de hayatının bir parçası olmuş durumda. Çocuklarımızın artık dijital dünyadan kopuk yaşamaları pek mümkün değil. Öyle ki, en sık uğradıkları yer, dijital dünyanın kapısı. Çocuk kavramı dediğimiz zaman artık sokaklarda top, saklambaç oynayan, ip atlayan çocuklar gelmiyor aklımıza.

İnternet dünyasında yaşanan hızlı gelişmelerin çocuklara nasıl etki ettiği, çocukların teknolojiyi, sosyal medya platformlarını nasıl kullanacağına dair bilinçli kararlar vermeleri hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Adalet Bakanlığı bünyesinde pedagog olarak görev yapan Ömer Faruk Yamanus, dijital dünya ve çocuk ilişkisi noktasında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Çocukların dijitalin içinde büyümelerini değerlendiren Ömer Faruk Yamanus, internetin ve sosyal medya platformlarının çocukların gelişimindeki rolüne değindi. Çağımızın artık "Dijital Çağ" olarak adlandırıldığını ve bir parçamız haline geldiğini hatırlatarak, 2000 yılından sonra doğan çocukların direkt dijitalin içinde büyüdüklerini söyledi. 2000 yılı öncesi doğan çocukların dijitali sonradan tanıma fırsatı bulduklarını ancak sonrasının teknolojinin en yaygın olduğu, hızlı bir şekilde ilerlediği dönemde doğduklarını ifade etti. Bu kaçınılmaz çağın içerisinde, yaşamımıza sosyal medya dediğimiz platformların girdiğini vurgulayan Yamanus, bu durumun yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkilediğini belirtti.

İnternet ve sosyal medya kullanımı denildiğinde iki ayrı uç ortaya çıktığını söyleyen Yamanus, ortasını bulmanın, sağlıklı kullanımın zorlaştığı dönemde olduğumuzu savundu. Yamanus, “Belki internet, güzel biçimde değerlendirebileceğimiz durumdayken ucu çok açık olması hasebiyle ucu bucağı olmayan yerlere gidebiliyor. Özellikle çocuklar için bu daha da sıkıntılı bir hal almakta. Çocuklar elbette dijitalin içinde büyümeliler. Zaten çağın gereği olarak olması gereken bir durum. Çağa adapte olmalılar. Ancak sağlıklı mı sağlıksız mı dediğimiz zaman, genel olarak sağlıksız bir kullanım görmeye başladık. Dijital dünyaya çok hızlı bir geçiş yaptık. Herkesin eline bilgisayar, telefon, tablet geçti. Evleri işgal etmeye başladı. Bu hızlı kullanım ebeveynlerden çocuklara sirayet etti. Olumlu olabilecek birçok şey yanlış kullanımlarla çocuklarımızı olumsuzluğa itebildi. Adaptasyon sürecinde interneti ve sosyal medya platformlarını güzel biçimde kullanmalılar. Bu kullanım doğrultusunda öncelikli olan ebeveyn eğitimi. Daha sonrasında okul, öğretmen eğitimi" dedi.

"Sanal dünyada olduklarının farkında değiller"

Çocukların hayal dünyasının geniş olmasının, birçok şeye daha geniş perspektiften bakmalarını sağladığını ifade eden Ömer Faruk Yamanus, dijitalin birçok şeyi barındırıyor olması ve hayalini kurdukları geniş dünyalarını önlerine sunması bakımından çocuklarda ufku açabildiğini savundu. Çocukların sanal bir dünya olduğunun çok az farkında olduklarını belirterek, kendilerini bu sanal dünyaya kaptırmalarının bağımlılık halini aldığını söyledi. Özellikle oyunların sürekli çocukları bağlayan bir durum haline geldiğini ifade etti. Yalnızca çocuklarda değil yetişkinlerde de bir oyun bağımlılığı görüldüğünü açıkladı. Sanki gerçekmişçesine sanal dünyaya bağlandıklarını, sanallık ve gerçekliği ayırt edemeyecekleri duruma geldiklerini ifade etti. Çocukların dijital dünyayı nasıl algıladıklarına değinen Yamanus, şunları söyledi: "Yetişkinler dahi tam olarak ayırt edemezken, çocukların bu dünyayı algılayıp sanal olduğuna karar vermelerini çok da bekleyemeyiz. Haliyle çocuklar kolay bağlanıyorlar. Küçük yaştaki çocuklar, bir çizgi film izlediklerinde kendilerini o kahramanın yerine koyuyorlar ya da o kahraman gerçekte varmış gibi hissediyorlar." Özellikle pandemi sürecinde uzun süre evlerinde kalan çocukların daha çok oyun bağımlısı olduklarına işaret eden Yamanus, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuklar bu süreçte, sanal âlemde yaşamlarını sürdürdüler diyebiliriz. İyice sosyal aktivitelerden mahrum kaldılar. Oyun oynarken kaybettikleri farkındalıklarını bitirince geri kazanıyorlar. Sanal âleme girdikleri zaman sanki hiç sanal değilmişçesine yaşamaya çalışıyorlar.”

"Çocukların hayatını olumsuz etkiliyor"

İnternetin ve sosyal medya kullanımının çocuklar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri hakkında bilgiler veren Ömer Faruk Yamanus, çocukların sokak hayatından, arkadaşlıklardan büyük oranda uzaklaştıklarını, yalnızlaşmaya oradan da sanal âlemdeki arkadaşlıklara yönelmeye başladıklarını belirtti. Küçük büyük tüm bireylerin artık mesaj veya arama üzerinden konuşmaya başladıklarını söyledi. Böylece psikolojik olarak, birbirlerinin duygusunu göremeyen insanlar haline geldiklerini vurguladı.

Çocuklar arasındaki akran zorbalığına dikkat çeken Yamanus, sosyal medyanın getirdiği rahatlıkla yan yanayken belki söyleyemeyecekleri şeyleri var olan platformlar üzerinden söylediklerini öne sürdü. Faydalı yönüyle incelediğimizde internet, eğitici veya merak giderici bir mecra iken genel olarak çocukların veya yetişkinlerin vakit öldürdüğü, önemsiz videolar seyrettiği, özendiği bir ortam haline geldiğini dile getirdi. Çocukları yanlış şeylere sevk edip küfür ve hakaret öğrendiklerini bildirerek, “Psikolojik etkilerinin yanında fiziksel etkileri de mevcut. Çocuklar telefona, bilgisayara bağlı hale geldi. Eskiden saatlerce sokaklarda koşturan, top, saklambaç oynayan, ip atlayan çocuklardan bilgisayar başında, internet kafelerden ayrılmayan çocuklar haline geldiler. Aile, arkadaşlık ilişkilerinde birbirinden kopuk, konuşmayı neredeyse unutmuş, karşısındaki bireyle ikili iletişime giremeyen çocuklar ortaya çıkmaya başladı. Genel olarak olumsuz bir etki olduğu kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

"Eğitici içerikler özendirilmeli"

Çocuklar için yapılmış olan eğitici içerik yayınları hakkındaki görüşlerini bildiren Ömer Faruk Yamanus, internet ortamında olumsuz içerikler yer aldığı gibi olumlu içeriklerin de var olduğunu söyleyerek, "Sosyal medya platformlarında güzel paylaşımlarda bulunan, iyi içerikler üretebilen, bu eğitici içeriklere kendisini adamış insanlar, yayınlar mevcut. Çocukların hayal dünyalarını, bakış açılarını, meraklarını geliştiren içerikler var. Sosyal medya aracılığıyla çocuklar, kendilerindeki yeteneklerini fark etmeye başlayabilir, ilgi duydukları şeyleri karşısında görebilir, keşfedemediği ancak içinde var olan arzularını fark edebilirler. Spor, araştırma, çalışma, bilimsel bir deney veya mesleki yönelimlerini içerikler sayesinde bulabilirler. Tabii bu içeriklerin denetlenmesi önemli. Nasıl bir eğitici içerik, gerçekten faydalı mı bunlar takip edilmeli. Çünkü ucu bucağı olmayan bir mecra. Özellikle ebeveynler tarafından bunların araştırılıp seçilmesi gerekiyor” dedi.

"Bünyesinde riskler barındırıyor"

Çocukların internet ortamında karşılaştıkları riskli durumlara dikkat çeken Yamanus, küfür ve hakaret gibi durumları çok sık biçimde görebildiklerini ifade etti. İnsanların agresiflik durumlarını, sinirlilik hallerini ve tahammülsüzlüklerini gördükçe çocuklara da sirayet ettiğini anlattı. Her şeyin hızlı bir akış içinde olduğu bir ortamda büyümeleri nedeniyle sabırsızlık durumuna girdiklerini belirtti. Bir diğer risk olarak pornografik yayınlara değinerek şöyle devam etti: “Her türlü yayına çocuklar çok rahat erişebiliyorlar. Maddi manevi bütün âlemlerini bulandırıyor, bir nevi zehirliyor. Burada iş, yine ebeveynlere ve eğitimcilere düşüyor. Bu şekilde en aza indirebiliriz.”

"Dijitale iten ebeveynler hata ediyor"

Pedagog Ömer Faruk Yamanus, çocuklarını oyalamak adına dijitali özendiren ebeveynler hakkındaki değerlendirmelerini de aktardı. Dijital dünyanın hızla birlikte, sabırsızlığı da getirdiğini vurguladı. “Ebeveynler tahammül edemiyor. Çocuk ağlamasın, hızlı bir şekilde sakinleşsin, kendine meşgale bulsun beni meşgul etmesin, ben kendi işime bakayım diye düşünüyorlar. Çocuğu susturmanın en kısa yolu olarak ellerine telefon, tablet veriliyor. Herhangi bir işini çocuğuyla ilgilenmekten daha önemli gördüğü için dijital ortama itiyor. Elektronik aletler, oyunlar dışında artık hiçbir şey çocuğa fayda etmemeye başlıyor. O anlık bir rahatlık verebilir lakin ilerleyen yıllarda çocuğun bağımlılığı daha kötü sonuçlar doğurabilecek. Çocuğumuzun eğitiminin her şeyin önünde olması gerekir” diyerek sözlerine ekledi.

"Ebeveynlere büyük sorumluluk düşüyor"

Sosyal medya ve internet kullanımı noktasında eğitimin oldukça önemli olduğunun altını çizen Ömer Faruk Yamanus, çocuklara nasıl bir eğitim verilmeli, yetişkinlerin tutumu ne olmalı, çocuklar medyanın zararlarından nasıl korunmalı konusunda önerilerde bulundu: “Çocuklara eğitim verme hususunda ebeveynlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Günümüzde çocuk, doğduğu andan itibaren ebeveynlerinin ellerinde telefon, televizyon, internet görüyor. Bu nedenle ilk görev ebeveynlerin. Nerede, nasıl, niçin kullanılacağını öğrenmek gerekir. Uygun kullanımı öğrenen ebeveynler de bu dijital dünyanın bir eğlence, oyun oynama, vakit geçirme ortamı olmadığını; burada eğitim alabileceğimizi, kendimizi geliştirebileceğimiz içerikler bulabileceğimizi öğretmeleri gerekiyor.”

Yetişkinlerin bu eğitimleri verirken sabırlı olmaları hususunda uyarılarda bulunan Yamanus, okuldaki öğretmenlerine de sorumluluk düştüğünü hatırlattı. Yamanus sözlerini şöyle tamamladı: “Ancak öğretmenlerin doğruya yönlendirmeleri ve davranışlarıyla bunu göstermeleri doğrultusunda ortaya sağlam bir yapı konulabilir. Çocuklar bu sayede sosyal medya zararlarından kendilerini kurtarabilirler. Yetişkinlerin sosyal medyanın her mecrasında gezerken çocuklara ‘Hayır, sen orada gezme, girme, kullanma’ demeleri çocuklara pek de tesir etmeyecektir. Çocuklar, gördüklerini kopyalayabilen, ‘anlamaz, çocuktur’ desek de anlayan bireylerdir. Umarım çocuklar, sosyal medyayı doğru bir şekilde kullanırlar. Umarım dijital dünya, bir nesli yok eden değil de bir nesli kurtarıp geliştiren, ilerletebilen bir hale gelir."