
Televizyon anlatısında suç ve sapmanın sosyolojik yansımaları kitap oldu
Haber Üsküdar
Üsküdar Üniversitesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı'nda Şeyda Bilgin tarafından Doç. Dr. Cem Tutar danışmanlığında hazırlanan tez çalışması, İkinci Adam Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. “TELEVİZYONDA SUÇ VE SAPMANIN TEMSİLLERİ: Kentsel Mekânla Etkileşimle Realite Programların Sosyolojik Dinamikleri” adlı kitap, televizyon anlatılarında suç ve sapmanın temsillerini eleştirel teori perspektifinden ele alıyor.
“TELEVİZYONDA SUÇ VE SAPMANIN TEMSİLLERİ: Kentsel Mekânla Etkileşimle Realite Programların Sosyolojik Dinamikleri” adlı kitap, televizyon anlatısının toplumsal işlevlerini ve suç olgusunun kentsel mekânla ilişkisini derinlemesine analiz eden kapsamlı bir akademik çalışma olarak raflardaki yerini aldı.
Şeyda Bilgin: “Televizyon, suç ve sapmayı toplumsal boyutlarıyla inşa ediyor”
Kitabın yazarı Şeyda Bilgin, çalışmasında endüstrileşme süreçlerinin ürünü olan kentsel mekânların, toplumsal yaşamın örgütlendiği alanlar olarak günümüzdeki önemine dikkat çekiyor. Gelişmekte olan ülkelerde kentsel alanlar ve taşra yaşamı arasındaki geçirimlilik ilişkisinin arttığını belirten Bilgin, kentleşme ve kentlileşme süreçlerindeki aksaklıkların gündelik yaşamı şekillendirdiğini ifade ediyor. Televizyonun bu bağlamda suç ve sapma niteliği taşıyan olaylara geniş yer verdiğini belirten Bilgin, çalışmasında Müge Anlı ile Tatlı Sert programından seçilmiş iki vakayı Nitel İçerik Analizi yöntemiyle inceleyerek televizyon anlatısının örtülü mesajlarını deşifre ediyor. Araştırma, suç olgusunun bir anlatı türü olarak kentsel mekânla ilişkili olduğunu ve televizyonun bu anlatı türünü dramatik kalıplarla şekillendirerek toplumsal denetim aracı olarak işlev gördüğünü ortaya koyuyor.
Doç. Dr. Cem Tutar: “Televizyon, sosyal etiketlemenin aracı haline geliyor”
Tez danışmanı Doç. Dr. Cem Tutar ise kentsel mekânlar ve iletişim araçlarının modernleşme ve endüstrileşme süreçlerinin bir ürünü olarak birbirleriyle ilişki halinde olduğunu vurguladı. Kapitalist üretim süreçleri sonucunda endüstriyel toplumların kentsel alanlarda yaşamaya başladığını belirten Tutar, televizyonun sadece teknik bir araç olmadığını, aynı zamanda sosyo-kültürel bir form olarak hayatı anlamlandırma şeması sunduğunu ifade etti. Televizyonun suç ve sapma olaylarını ekrana taşırken bu olayları yeniden inşa ettiğini belirten Tutar, televizyon programlarının olayların sosyo-ekonomik ve kültürel nedenlerinden çok sansasyonel ve seyirlik tarafına odaklandığını dile getirdi. Bu durumun televizyonu, toplumsal yaşamda suç ve sapmanın azaltılmasına yönelik yapıcı eleştiriler getirmekten uzaklaştırıp, sosyal etiketlemenin bir aracı haline getirdiğini vurguladı.