15. Oturumda, uzman görüşleriyle ‘’Dijital Çağda Sanat ve Sanal Gerçeklik’’ konusu ele alındı.
23.10.2020 20:15

15. Oturumda, uzman görüşleriyle ‘’Dijital Çağda Sanat ve Sanal Gerçeklik’’ konusu ele alındı.


Haber Üsküdar - R. Tunahan Latifoğlu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 21-23 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 7.Uluslararası İletişim Günleri / Dijital Çağda İletişim Eğitimi sempozyumunun 15. oturumunda dijital çağda sanat konulu bildiriler sunuldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş’ın yönettiği oturumda Derya Aydoğan, Huri Özbayram, Özge Aydoğan, Dr. Öğr. Üyesi Ruhcan Akil ve Dr. Öğr. Üyesi Sadi Kerim Dündar birer bildiri sundu.  

Derya Aydoğan: "Sanal gerçeklik kısmına bakıldığında sentetik bir dünyaya insan daldırma olarak görüyoruz"

Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Derya Aydoğan, "Sanal Gerçeklik Kapsamında Sanat" başlıklı sunumunda bilgisayar tabanlı yeni gerçekliklerin ortaya çıkmasıyla birlikte gerçek gerçeklik adı altında yeni bir belirtece ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Aydoğan, sanal gerçekliğin sanatla olan ilişkisine bakıldığında yeni dünyalar keşfetme, bulunulan ortamın ötesini yaşama, merak gibi duyguların sanatın dinamik bir yapıda olmasını sağladığını, İnsanların eski dönemlerden beri sanatı yansıtma duygusuyla yaptıklarını, 2 boyutlu düzlemden daha çok boyutlu düzleme nasıl ulaşabiliriz gibi konuların, sanal gerçeklik teknolojisiyle mümkün hale geldiğini, teknoloji ve düş gücünü kullanarak bilgisayar ortamıyla üretilen ortamlara dalabilme gücüne ulaştığını belirtti. Alımlayıcı açısından sanata bakıldığında pasif bir konumdan aktif bir konuma geçişin görüldüğünü ifade eden Aydoğan, sanatçı açısından imkânların artmasıyla uzmanlık alanlarının çeşitlendiğini ve farklı uzmanlık alanlarıyla işbirliği yapabilmenin mümkün hale geldiğini vurguladı. 

Huri Özbayram: İlk insanların mağara duvarlarına çizdiği resimler hareketli görüntünün ilk örnekleri arasındadır"

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden Huri Özbayram, "Animasyon Sinemasının Doğuşuna Tarihsel Bir Yaklaşım: Öncü İsimler" konulu sunumuna hareketli görüntü tarihine ilişkin bilgi vererek başladı. Özbayram, zamanla çizim tekniklerinin, renklendirmelerin ve teknolojinin ilerlemesiyle animasyonun eğlence sektöründe yer aldığını ve sonrasında sinematografinin icadı ile sinema tarihinde ilerlemeye devam ettiğini söyledi. İlk animasyon filmlerinde genel olarak geometrik şekillerin kullanıldığını ve karton kağıtlar üzerine yapıldığını, saydam film tabakalarının bulunmasıyla bunların üzerine çizilmeye başlandığını, zamanla projeksiyon hızının artmasıyla filmlerin renklendirme kalitesinin de arttığını belirtti. Özbayram, "Kendi sanat okulunu açarak kendi animatörlerini yetiştiren ilk şirket Disney'dir. Disney uzun bir süre dijitalleşmeye dirense de 2005 yılında ilk bilgisayar animasyonunu gerçekleştirmiştir" dedi. 

Özge Aydoğan: "Tiyatro bireysel ve toplumsal fikir aktarım ortamı, yansıtma ve canlandırma sanatıdır.” 

Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Özge Aydoğan, "Tiyatro Sanatında Sanal Gerçeklik Teknolojisi" konusunu ele alan bir bildiri sundu. Seyircinin inanmasını sağlamak tiyatroda çok önemli olduğu için daha gerçekçi yaklaşımların keşfedilmeye çalışıldığını, her dönemde teknolojik gelişmelerden yararlanıldığını, çağımızda ise sanatın niteliğini bozmadan kullanıcıya ulaşma bakımından yeni bir teknoloji olarak ele alınabilecek sanal gerçeklik uygulamasının tiyatro sanatına da farklı bir boyut getirdiğini belirtti. Özge Aydoğan, "Yeni gerçekliklerin özündeki deneyimleyiciyi içine alma eğilimi tiyatro sanatının gerçekçiliği yakalama, seyirciyi kurgusallığa kaptırma dürtüsüyle eşleşir" dedi.‘’Yeni gerçekliklerden yararlanmanın tiyatro sanatını beslediğini vurgulayan Aydoğan, "Sanatın içeriğini bozmadan, temel yapı taşlarını yerinden oynatmadan bu birlikteliğin sağlanması için neler yapılması gerektiği de düşünülmelidir" dedi. diyerek sözlerine devam etti.

Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş: "Sergi ziyaretlerinin asıl amacı orijinal eserleri görmektir"

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, "Sanat Deneyiminde Online Sergiler, Eser, Sanatçı, İzleyici Etkileşiminin Deneyim Tasarımı Açısından İncelenmesi" başlıklı sunumunda, sanatçının üretim süreci sonucunda ortaya çıkardığı eserle ilişkisine bakıldığında, eserin üretildiği zamana bağlı tarihsel değerlerin yanında birçok etkenin bu eserin oluşumunda etkili olduğunu belirtti. Postmodernizmle birlikte sanatçı ve izleyicinin birbirine daha çok benzemeye başladıklarını ve çok daha yakın ilişki içerisine girerek iletişime daha fazla ihtiyaç duyulan bu çağda sanat yapıtının birleştirici gücünün yadsınamaz olduğunu ve bu ilişkinin hem sanatçı hem yapıt hem de izleyici açısından faydalı kullanımının katılımla sağlanabileceğini söyledi. Hatice Öz Pektaş konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sergilerde çalışmalarının tümü ziyaretçi odaklıdır. Sergi ziyaretlerinin asıl amacı orijinal eserleri görmektir. Müzelerimizde teşhir edilen, depolarda korunan eserlerin envanterlerinin ve katalog bilgilerinin görüntüleri ile beraber bilgisayar ortamına aktarılıp, ziyaretçilere ve araştırmacıların hizmetine elektronik ortamda sunulması sanal sergileme olarak adlandırılır." Öz Pektaş, bildiri kapsamında Haziran 2020’de gerçekleştirilen Engarvist Uluslararası Online Baskıresim Bienali’ne katılan sanatçılar, izleyiciler ile bienal küratörünün görüşlerine başvurduğunu ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Ruhcan Akil: “Dijital resim sanat tasarım ve yeni medya sanatını geleneksel sanatlardan ayıran en temel değişim ve en temel özellik etkileşimdir

İstanbul Gedik Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ruhcan Akil, "Dijital Çağda, Dijital Sanatlarda ve Resimde, Özgünlük Sorunsalı: Eser mi? Ürün mü?’" konulu bir sunum yaptı. Ruhcan Akil, postmodernizm sürecinde tasarım ve uygulamaların çoğaltılabilir bir teknolojiyle üretilmesinden kaynaklanan yaygınlaşmanın demokratikleşme olarak nitelendirilebildiğini, ortaya çıkan çalışma veya tasarım özgün mü değil mi sorusunu gündeme getirdiğini belirtti. Ruhcan Akil şunları söyledi: "Postmodernizmle birlikte eser kavramı yerini iş, proje, ürün kavramına bırakmıştır. Bu aşamada, özgünlük tartışmasına bağlı olarak; eser mi, ürün mü, yoksa iş veya proje mi tartışması sürmektedir. Bu gelişme, dijitalleşme sürecinin bir sonucudur." Burada temel sorunun yaratıcılığa dayalı çalışma yapmak olduğunu belirten Ruhcan Akil, günümüzde yapay zeka ve algoritmaların kendi başlarına uygulama ve tasarım ürünlerini ortaya çıkarabildiklerini söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Sadi Kerim Dündar: "Gerçekliğin özüne sadık kalarak farklı gerçeklikleri deneyimlemeyi sağlayabiliriz"

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Sadi Kerim Dündar, "Tekstil ve Moda Tasarımın Dijitalleşen Yaşamdaki Rolü" başlıklı sunumunda şunları söyledi: "Fiziksel dünyaya ait dijital atmosfer görünür ve belirgin olmakta, fiziksel dünyanın etrafını kaplamaktadır. İnsan sanal olan dijital atmosfer içerisinde yeni bir yaşam inşa etmekte, yeni kimlikler oluşturmakta, yeni alışkanlıklar edinmektedir. Fiziksel dünyaya ait sosyal etkileşimlerini teker teker dijital dünyadaki yaşantısına göç ettirmektedir. Dijital dünya çerçevesinde yeni bir ekonomik ve sosyal düzen doğmaktadır. Dijital dünya alternatif değil, göç edeceği yeni yuvasıdır. Yarattığı sanal evreni insan kendi tasarlamaktadır. Hükmünün elinde olduğu yeni bir ekosistem oluşturmaktadır." Dündar konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gerçekliğin özüne sadık kalarak farklı gerçeklikleri deneyimlemeyi sağlayabiliriz. Tasarım uygulaması sonuç odaklı olmaktan süreç odaklı olmaya doğru ilerlemektedir. Tasarım süreci büyüyen formlara doğru dönüşmektedir." Yapay zekanın yeni çağın üretim teknolojisi olduğunu da vurgulayan Dündar, yapay zekayla anlaşabileceğimiz tek evrensel dilin matematik olduğunu belirtti.