Birleşme, Anadolu basınına vurulan bir darbe mi?
Haber Üsküdar: Bünyamin Aygün
Türkiye’de son yıllarda yerel basında sessiz ama derin bir dönüşüm yaşanıyor. Basın İlan Kurumu’nun öncülüğünde başlatılan “gazeteleri birleştirme” politikasıyla ülke genelinde 50 şehirde yerel gazeteler birleşme yoluna gitti.
Bu sürecin gazeteciliği güçlendirip güçlendirmediğini, birleşmelerin ilk uygulandığı şehir olan Erzurum üzerinden inceledik. Gazetecilik meslek örgütleri, gazete yöneticileri ve muhabirlerin görüşleri, birleşmelerin ekonomik rahatlama ile çok seslilik kaybı arasında sıkıştığını gösteriyor.
Bugün gelinen noktada birleşmeler gazeteciliği gerçekten güçlendirdi mi, yoksa Anadolu basınında çok sesliliğin azalmasına, muhabirlerin işsiz kalmasına ve bağımsızlığın zedelenmesine mi yol açtı? Bu soruların yanıtını, birleşmenin ilk uygulandığı şehir olan Erzurum üzerinden arıyoruz.
Gazete sayısı 16’dan 4’e düştü
Erzurum’da 2012 yılında gerçekleşen gazete birleşmeleri, Türkiye’deki ilk uygulama oldu. Birleşme öncesinde kentte 16 yerel gazete yayımlanıyordu. Milletin Sesi, Haber Doğu, Dava, Olaylara Yorum, Ekspres, Manşet, Albayrak, Sıla, Yeni Kuşak, Ufuk 2000, Göktürk, Erzurum, Palandöken, Zafer, Kurtuluş ve Doğu’dan Doğan Güneş gazeteleri Milletin Sesi, Ekspres, Yeni Kuşak ve Palandöken gazetelerinin çatısı altında birleşti. Birleşme süreci sonrasında el değiştirmeler yaşandı. Günümüzde Erzurum’da Günebakış, Milletin Sesi, Pusula ve Yenigün gazeteleri yayımlanıyor.
Birleşme oldu, güçlenme olmadı
Gazeteleri birleştirme politikası birçok gazetenin kapanmasıyla sonuçlandı. Ancak beklenen olumlu tablo ortaya çıkmadı. Ne tirajlar arttı ne reklam gelirleri yükseldi ne de niteliksel olarak güçlü bir yerel basın yapısı oluştu. Aksine, çok sayıda gazeteci işsiz kaldı. Erzurum’da 16 yerel gazete, dört gazete çatısı altında toplandı. Basın İlan Kurumu birleşmeyi kamuoyuna teşekkür ilanıyla duyurdu
BİK, Erzurum’u pilot il seçti
Ocak 2012’de Erzurum’da yayın yapan 16 yerel gazete, dört ana gazete çatısı altında birleştirildi. Basın İlan Kurumu’nun yönlendirdiği süreçte amaç, dağınık yapıyı toparlamak, artan maliyetleri düşürmek ve gazetelere ekonomik anlamda nefes aldırmaktı. Birleşme modelinde eski imtiyaz sahiplerinin önemli bir bölümü yeni kurulan şirketlerde ortak olarak yer aldı. Böylece hem yayınların devamlılığı hem de sektör içindeki dengelerin korunması hedeflendi. Beklenti, Erzurum yerel basınının daha güçlü, sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasıydı. Dönemin Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, 2012 yılında yaptığı açıklamada Erzurum’daki birleşmeyi “Yerel basının geleceği açısından tarihi bir adım” olarak nitelendirmiş, Kurtuluş Savaşı’nın başladığı şehirlerden biri olan Erzurum’un bu değişim ve dönüşüme öncülük etmesini “anlamlı” bulduğunu ifade etmişti. Atalay, birleşmeyle birlikte Erzurum’da daha güçlü bir medya yapısının kurulacağını, daha iyi habercilik yapılacağını, resmi ilan ve özel sektör ilan pastasının büyüyeceğini ve bu modelin diğer illere örnek olacağını vurgulamıştı.
Aradan geçen yıllar sonunda tablo beklendiği gibi şekillenmedi. Gazete sayısı azaldı ancak tirajlar, reklam gelirleri ve okur desteği istenen seviyeye ulaşmadı. İstihdam daraldı, çok seslilik zayıfladı. Erzurum modeli, kağıt üzerinde güçlü bir yapıyı hedeflerken pratikte yerel basının yapısal sorunlarını tek başına çözmeye yetmedi ve bugün hâlâ “model mi, kayıp mı?” sorusuyla tartışılmaya devam ediyor.
Sonuç beklentiyi karşılamadı
Birleşme sonrası yapılan değerlendirmeler, gazete sayısının azalmasına rağmen satış, okur sayısı ve yayın kalitesi açısından beklenen sıçramanın yaşanmadığını ortaya koydu. Bazı gazetelerde kısmi iyileşmeler görülse de genel tablo değişmedi.
“Erzurum modeli” tartışması
Bu uygulama daha sonra başka iller için de örnek gösterildi ve “Erzurum modeli” olarak anılmaya başlandı. Ancak sektörde, birleşmenin tek başına çözüm olmadığı görüşü ağır bastı. Uzmanlara göre sorun yalnızca gazete sayısının fazlalığı değil, okur desteğinin zayıflığı ve yerel reklam pastasının darlığıydı.
Erzurum modeli çöktü mü?
Amaç, “ekonomik olarak ayakta kalamayan yerel gazeteleri kurtarmak, güç birliği sağlamak ve daha nitelikli yayınlar üretmek” şeklindeydi. Peki ne kadar başarılı olundu? Bunun için Erzurum yerel basınında bir araştırma yaptık.
Birleşmeyi zorunlu bir ekonomik adım olarak savunan Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Türkez, “16 gazeteden dörde düşmek mali açıdan nefes aldırdı ama 16 sesin dört sese inmesi demokrasi açısından ciddi bir kayıp” derken, sürecin içinden konuşan Pusula Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Sevda Güneş İncesu, “Ekonomik rahatlamaya rağmen rekabetin ve çok sesliliğin zayıfladığını” söylüyor. Birleşmeler sonrası uzun bir süre işsiz kalan serbest muhabir Cem Bakırcı ise tabloyu tek cümleyle özetliyor, “Gazeteler birleşti ama bağımsız gazetecilik zedelendi” diyor.
"Erzurum’da 16 ses varken 4 ses kaldı"
Basın İlan Kurumu’nun gazeteleri birleştirme politikasını yakından izleyen Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Türkez, sürecin ne tamamen doğru ne de tamamen yanlış olduğunu söylüyor. Türkez’e göre asıl sorun, birleşmenin nasıl yönetildiği ve sonrasının nasıl kurgulandığı. “Erzurum’da 16 gazete vardı ama ekonomik olarak ayakta değillerdi” diyen Türkez, resmi ilan pastasının çok sayıda gazete arasında bölünmesinin ciddi bir kriz yarattığını vurguluyor. Bazı gazetelerin yalnızca ilan alabilmek için varlığını sürdürdüğünü, muhabirsiz ve ajans haberleriyle yayın yapıldığını belirtiyor. Birleşmeyle birlikte gazete sayısının 16’dan 4’e düşmesi, ekonomik rahatlama sağlasa da yerel medyada çok sesliliği daralttı. Türkez, “16 ses varken bugün 4 ses kaldı. Bu demokrasi açısından ciddi bir kayıp” diyor.
"İstihdam eridi, kalite tartışılır hale geldi”
Birleşmenin en somut sonucu istihdamda görüldü. Türkez’in verdiği örneğe göre, birleşme öncesi 16 gazetede ortalama yedişer kişi çalışıyordu. Bugün ise dört gazetede yine yaklaşık yedişer kişi var. Toplam istihdam bariz biçimde azaldı. Türkez, birleşmenin bazı gazetelerde kalite artışı sağladığını kabul ediyor. Özellikle Pusula gazetesini örnek göstererek, sahaya çıkan, gerçek anlamda gazetecilik yapan ekiplerin oluştuğunu söylüyor. Ancak yerel basının Basın İlan Kurumu ilanlarına bağımlı olmasının editoryal bağımsızlığı zedelediğine dikkat çekiyor.
Türkez sözlerini şöyle tamamlıyor: “Birleşme sürecinin gözden kaçan bir başka sonucu ise yerel basındaki yapısal kırılma oldu. Erzurum’da yayın yapan 16 gazetede yaklaşık 120 olan çalışan sayısı, birleşme sonrası dört gazetede 30’lu, 40’lı rakamlara düştü. Her ne kadar bazı yayın organlarında daha profesyonel haber merkezleri kurulmuş olsa da çok sayıda muhabir ve gazeteci sektör dışına itildi. Öte yandan, Basın İlan Kurumu’nun internet haber siteleri için getirdiği ziyaretçi kriterleri de Anadolu’da ayrı bir baskı unsuru yarattı. Bu kriterlere ulaşmak küçük ve dağınık yapılar için neredeyse imkânsız. Birleşmenin bu yönüyle dijital alanda daha güçlü ama daha az sayıda yayıncı yaratmayı hedeflediği belirtiliyor. Ancak bu durum, yerel basının resmi ilanlara bağımlılığını azaltmak yerine, bağımlılığı daha da artıyor.”
“Yerel basın birleşti, rekabet zayıfladı”
Birleşme sonrası ayakta kalan ve Erzurum merkezde, ulusal gazetelerden daha fazla bayi satışına sahip olan Pusula gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Sevda Güneş İncesu, gazete birleşmelerinin ekonomik açıdan önemli bir rahatlama sağladığını ancak sahadaki rekabeti ve yayın çeşitliliğini belirgin biçimde zayıflattığını söylüyor. İncesu’ya göre birleşme öncesinde Erzurum’da yalnızca haber başlıklarında değil, dağıtımdan reklama kadar birçok alanda kıyasıya bir rekabet vardı, bugün ise bu rekabet büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda.
İncesu, birleşme sürecinde gelinen noktayı anlatırken, Basın İlan Kurumu’nun Anadolu’daki yapılanmasına da dikkat çekiyor. Birleşme öncesinde BİK’in Erzurum’da doğrudan bir yapılanmasının bulunmadığını, resmi ilan süreçlerinin valilikler üzerinden yürütüldüğünü hatırlatan İncesu, “Erzurum’da 16 yerel gazete vardı. Her gün yeni bir gazete çıkıyordu. Yeni çıkan gazetelerin yasal bekleme süreleri dolduğunda ilan verme zorunlu hale geliyordu. Hatta aynı kişinin birden fazla gazetesi olabiliyordu. Bu tablo sürdürülemez hale gelince Basın İlan Kurumu, yerel basını ortaklık esasına dayalı bir birleşme modeline yönlendirdi” diyor.
Birleşme sürecinde Pusula gazetesinin ortaya çıkışının kritik bir kırılma yarattığını vurgulayan İncesu, bu dönemi Erzurum basını açısından bir dönüm noktası olarak nitelendiriyor. Birleşme sonrası bazı gazetelerin ilan hakkını Pusula’ya devrettiğini, bazı gazete hissedarlarının da aynı çatı altında toplandığını belirten İncesu, “Birleşmeyle birlikte Pusula, Günebakış, Yenigün ve Milletin Sesi aynı yapı içinde faaliyet göstermeye başladı. Bu yönüyle sistem, ekonomik açıdan çalıştı” değerlendirmesini yapıyor.
Ulusal basından daha çok satıyor
Bugünkü tabloya dair somut veriler de paylaşan İncesu, Pusula gazetesinin 25 kişilik bir ekiple çalıştığını, günlük ortalama 4 bin 500 tiraja ulaştığını ve yalnızca Erzurum’da değil, Doğu illerine de dağıtım yaptığını söylüyor. İncesu, “Erzurum’da ulusal gazetelerden daha fazla bayi satışı yapıyoruz. Sahadayız, her gün bayilerdeyiz” diyerek birleşme sonrası güçlü birkaç yapının öne çıktığını ifade ediyor.
Ancak İncesu’ya göre birleşme sürecinde yaşanan en önemli sorunlardan biri denetim eksikliği. Ekonomik rahatlamaya rağmen sağlıklı ve güçlü bir yapı kurulamadığını belirten İncesu, “Hâlâ kâğıt üzerinde eleman çalıştırma meselesi var. Denetim yeterli olmadığı için istihdam ayağı zayıf kalıyor. Bu sorun birleşmeyle birlikte tamamen ortadan kalkmadı” diyor. Birleşmenin bedelinin ise açık olduğunu vurgulayan İncesu, “16 gazete varken haber anlamında da reklam anlamında da ciddi bir rekabet vardı. Basın İlan Kurumu bu yükü taşıyamıyordu, bu doğru. Ama birleşmeyle birlikte sahadaki rekabet zayıfladı. Reklam alacak mecra sayısı düştü. Benzer bir model şimdi internet haber siteleri için de uygulanıyor ve dijital medyada da aynı sorunlar yaşanıyor” sözleriyle tabloyu özetliyor.
Bağımsız gazetecilik zedelendi
Gazete birleşmelerine en sert eleştirilerden biri serbest muhabir olarak çalışan Cem Bakırcı’dan geldi. Bakırcı, birleşmeleri gazetecilik açısından “olumsuz” buluyor. Ona göre birleşmeler, haber üretiminde patronaj ve ilan baskısını artırdı.
Cem Bakırcı, bağımsız çalışmanın kendisi için daha yararlı olduğunu dile getirerek, “Birleşme sonrası ‘Bu haber yayımlanır mı, bu ilanı etkiler mi?’ kaygısı gazeteciliğin ruhuna zarar vermeye başladı. Ücret adaletsizliği, düşük maaşlar ve güvencesiz çalışma koşulları birleşmelerle daha görünür hale geldi. Birleşme kâğıt üzerinde güç birliği gibi dursa da pratikte gazetecilerin pazarlık gücünü zayıflattı ve yerel basını tek bir gelir kaynağına daha fazla bağımlı hale getirdi” dedi.
Erzurum örneği, gazete birleşmelerinin ekonomik açıdan kısa vadeli bir rahatlama sağladığını ancak uzun vadede çok seslilik, istihdam ve bağımsızlık açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu gösteriyor. Birleşme tek başına çözüm değil. Asıl ihtiyaç, yerel basını gerçekten ayakta tutacak, gazeteciliği güçlendirecek yeni ve bağımsız bir model.

