Erasmus için gittiği Polonya'dan apar topar dönmek zorunda kaldı
16.06.2020 19:31

Erasmus için gittiği Polonya'dan apar topar dönmek zorunda kaldı


Haber Üsküdar - Yalçın Korkmaz

İstanbul Ticaret Üniversitesi öğrencisi Kaan Kılavuz, Erasmus için gittiği Polonya’da koronavirüs salgını sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kendilerinden önce Polonya’ya giden Türk vatandaşlarının söylediklerinden etkilenen Kaan Kılavuz, Polonya'da hasta olmaması gerektiğini defalarca duyduğunu ifade etti.

Bugün (16 Haziran) itibarıyla 30 binin üzerinde vaka sayısıyla dünyada 37. sırada bulunan Polonya’da salgın sürecini yaşayanlar sadece Polonyalılar değildi. Erasmus için yıllardır çabalayan ve sonunda hayallerine ulaştığını düşünen Kaan Kılavuz da, Erasmus eğitimi için gittiği Polonya’da sancılı süreci yaşayan insanlardan biri oldu.

"Daha vakaya rastlanmamıştı!"

Salgının merkezi olan Çin’den, Avrupa’ya virüsün yayılmasını uç bir fikir olarak gördüğünü söyleyen Kaan Kılavuz, "Erasmus için Polonya’ya gittiğimde ne Polonya’da ne de Türkiye’de vakaya rastlanmıştı. O dönemler virüs herkes tarafından biliniyordu, ama daha Avrupa’ya yayılmamıştı. Çin’de vakalar ciddi bir seviyedeydi; ancak Çin’in coğrafi konumunu düşündüğümüzde salgının bize ulaşması uç bir fikir olarak düşünülüyordu. O yüzden Polonya’ya ilk gittiğimizde herhangi bir önlemle karşılaşmamıştık ve açıkçası bizim aklımızda da önlem almak gibi bir düşünce yoktu. Ancak Polonya’ya gittikten bir hafta sonra orada ilk vaka resmi olarak açıklandı ve iş o zaman ciddiyete bindi" dedi.

“Gözümün önündeki örnekler, salgını ciddiye almış insanlara benzemiyordu”

Polonya’da kimsenin maske taktığını görmezken, piyasada maske krizinin yaşandığını aktaran Kaan Kılavuz, "Vakaların açıklanmasına rağmen insanların yüzlerinde maske ya da koruyucu siperler bulunmuyordu. Ancak marketlerde reyonlar boş, eczaneler ve hastaneler ise dolmaya başlamıştı. Türkiye’de olduğu gibi dezenfektan ve maske bulamıyorduk. Sokaklarda kimsede maske ya da siperlik görmezken, bu ürünlerin piyasada zor bulunmasını bir türlü anlayamıyorduk. O zamanlar tüm dünyada bu durumun ciddiye alındığını düşünmüyordum. Çünkü gözümün önündeki örnekler, salgını ciddiye almış insanlara benzemiyordu. Toplamda 14 gün kalabildim orada. Ben döndükten sonra oradan fazla haber alamadım, ancak tanıştığım insanlar orada durumun kötü olduğunu dile getiriyordu” ifadelerini kullandı.

"Bu konu hakkında bizi rahatsız etmeyin"

Kaan Kılavuz konsoloslukla yaşadıkları sorunları anlattı. Kılavuz, “Bilmediğiniz bir ülkede tek başınıza kalmak pek tercih edilebilecek bir şey değil. Bu süreç içerisinde ailem ve okulumla iletişimi hiç koparmadım. Sürekli onlarla “Ne yapabiliriz?” diye iletişim halindeydik. Farklı bir ülke ve ilk defa gittiğim bir yer olduğu için büyük umutlarla Polonya Türk Konsolosluğunu da aradım. Salgının pandemi olarak tanımlandığı bir dönemde ülkemin konsolosluğunu aramak ve yardım istemek normal bir şeydi. Yardım istediğimizi ve ülkemize dönmek istediğimizi söyledik, ancak bizimle ilgilenmediler bile. Hatta bu konu hakkında kendilerini aramamamız gerektiğini, bu konuyla ilgilenecek kişilerin kendileri olmadığını söylediler. Biraz sancılı bir süreçti. Hayal kırıklığına uğramış ve yalnız bırakılmış gibi hissettim.”

"Türk vatandaşları bize paniğe soktu!"

Kendilerini salgından çok orada yaşayan Türk vatandaşlarının paniğe soktuğunu söyleyen Kaan Kılavuz, "Orada bizden daha önce giden Türk vatandaşları bizi paniğe soktu. Çünkü bize dediklerine göre, Polonya sağlık sistemi berbat bir durumdaydı. 'Burada hasta düşseniz bile size bakmazlar. Burada hastalanmamaya bakın' dediler. Söylenenler ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemiyorum. Çünkü orada net bir fikir kazanacak kadar uzun bir süre kalmadım. Ancak Polonya televizyon kanallarında ve çevremde söylenenlerle kendim durumu kısa sürede anlamaya çalıştım. Sonuç olarak, ben de Polonya’nın sağlık sisteminin iyi olmadığını düşünmeye başlamıştım” dedi.

“Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?”

Son seferler düzenlenirken ülkeye geri dönüş yaptıklarını zanneden Kaan Kılavuz, "Bu süreçte Türk Hava Yolları (THY) ek seferler düzenledi. İlk düzenlenen sefere ne ben ne de arkadaşlarım bilet alabildi. Ancak bilet alamamamızın nedeni tamamen kendi hatalarımızdan kaynaklanan bir durumdu. İkinci kez düzenlenen sefer için zor olsa da biletimizi alabildik. Düzenlenen ikinci seferde bilet fiyatları neredeyse iki katına çıkmıştı. THY, bilet aldığımız ikinci seferi bize, son sefer şeklinde aktarmıştı. O yüzden normalden daha bir panik hali içerisinde aldık biletlerimizi. Ancak biz Türkiye’ye döndükten 12 gün sonra bir sefer daha düzenlediler. Anlayışla karşıladık, çünkü ikinci sefer için bilet alamamış vatandaşlarımızın olduğunu düşündük. Ancak bizden sonra düzenlenen seferde biletler normal fiyatlara inmişti. Yani bizim iki katı ödediğimiz biletlere, normal bilet fiyatında sahip oldular. O zaman biz neden iki kat bilet fiyatı ödedik? Biz bu ülkenin vatandaşı değil miydik? Bu durum için şikayette bulunduğumuzda ulusal ajans kaybımızı karşıladı. Böylelikle geç de olsa mağduriyetimizden kurtulduk” diye açıkladı.

“Toplasanız 4-5 gün okula gidebildim"

Kaan Kılavuz, Polonya'da çok az süre kaldığını şöyle ifade etti: "Virüs vakaları Polonya’da görülmeye başlayınca, uzaktan eğitim başladı. Zaten orada toplasanız sadece 4-5 gün okula gidebilmişimdir. Önlem bakımından gereken önlemleri aldıklarını düşünüyorum. Zaten Türkiye’de nasıl toplu alanlar kapatıldıysa, Polonya’da da toplu alanlar kapatılmaya başlanmıştı. Kendime ekstra bir şeyler katmak için gittiğim yerden, aileme kavuşma mutluluğuyla döndüm. Bu da benim şansıma olmuş bir şey.”

“Kendi kendimizi karantinaya aldık”

Yurda geri dönüşte yaşadıklarını da anlatan Kaan Kılavuz, "İstanbul’a gelirken, aklımda hep beni sancılı bir sürecin beklediği vardı. Ancak uçaktan indiğimde havalimanında beklediğim önlemlerin alınmadığını gördüm ve sanki normal bir seyahatten dönüyormuş gibi hissettim. Sadece bize bir kağıt verildi ve o kağıtta hastalık belirtileri taşıyıp taşımadığımız soruldu. Geldiğim sürede havalimanında sadece bir termal kamera vardı. Bir termal kamera ile hastalar yakalanabilir miydi, bilemem. Beni karantina altına almadılar, çünkü geldiğimde Türkiye’de vaka sayısı azdı. Kendi kendimizi karantinaya aldık. Geldikten bir gün sonra aile hekimim tarafından aranıldım ve bana durumumu sordular. 14 gün boyunca her gün belirli saatlerde beni aradılar ve kontrol ettiler” dedi.