Üsküdar İletişim'de hak haberciliği paneli düzenlendi
Haber-Fotoğraf: Beril Balkan
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü, Yeni Medya ve Gazetecilik Ana Bilim Dalı ve Gazetecilik Kulübü iş birliğiyle, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında, "Türkiye’de Hak Haberciliği: Sorunlar ve Sorumluluklar” başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Panelde, gazeteciliğin sorunları ve sorumlulukları tartışıldı.
Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcı Dr. Öğr. Üyesi Ceren Saran Doğan'ın üstlendiği panelde serbest gazeteci Eda Narin, Bianet muhabiri Hikmet Adal ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Gazetecilik Kulübü Başkan Yardımcısı Kevser Yılmaz, insan haklarının evrenselliği ve korunmasının önemine dikkati çekti ve hak haberciliğinin toplumun bilgiye erişim hakkını güvence altına alan ve insan onurunu haberin merkezine yerleştiren bir gazetecilik yaklaşımı olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Gazeteciler yaptıkları haberlerle hak ihlallerini görünür kılmak zorunda”

Panelde ilk konuşmayı yapan Prof. Dr. Süleyman İrvan, hak haberciliğinin Türkiye’de yeterince yaygınlaşmış bir gazetecilik pratiği olmadığını belirtti. Sadece paratikte değil akademik açıdan da hak haberciliğinin yeterli ilgiyi görmediğini söyledi. İrvan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hak haberciliğini üç başlık altında tanımlayabiliriz. Birincisi, hak ihlallerini görünür kılmak, ikincisi, haberlerde hak temelli bir bakış açısı geliştirmek ve üçüncüsü de haber üretirken bir hak ihlaline sebep olmamak”. Prof. Dr. Süleyman İrvan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istatistiklerinden örnekler vererek Türkiye’den yapılan ihlal başvurularının çokluğunun ülkedeki hak ihlallerinin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. İrvan, “Demek ki ülkede çok sayıda hak ihlali yaşanıyor ve bunların haberleştirilmesi çok önemli” ifadelerini kullandı. Gazetecilik bölümlerinin hak haberciliği konusunda bilinçli öğrenciler yetiştirmelerinin çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Eda Narin: “Tıklanma kaygısı hak haberciliğinden uzaklaşılmasına yol açıyor”
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan ve halen Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstiütüsü Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı öğrencisi olan serbest gazeteci Eda Narin, 2015 yılında başladığı gazetecilik kariyeri boyunca çeşitli medya kuruluşlarında çalıştığını ve sektörün sorunlarını yakından bildiğini ifade ederek, medyada hak haberciliği yapmanın güçlüklerine değindi. Basın İlan Kurumu’nun internet haber sitelerine getirdiği günlük haber kotasının içerik kalitesini düşürdüğünü vurgulayan Eda Narin şunları söyledi: “240 haber girme zorunluluğu varken editörlerden beklenen şey tıklanabilir haberler üretmek oluyor. Bu da hak odaklı habercilikten tamamen uzaklaşılmasına yol açıyor.” Narin, hak odaklı haber yazarken dilin çok önemli olduğunu, toplumsal cinsiyet odaklı bir dil kullanmak gerektiğini ifade etti: “Maruz kalan değil maruz bırakılan demek gerekir. Kurduğumuz dil, hayatta kalanın yeni bir mağduriyet yaşamamasını sağlamalıdır.”
Hikmet Adal: "Hak odaklı habercilik idealizm sayesinde devam ediyor"

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan BİANET muhabiri Hikmet Adal, BİANET gibi hak haberciliği yapan kuruluşların ekonomik sürdürülebilirlik açısından zorluklar yaşadıklarını, ancak idealizm sayesinde ayakta durduklarını söyledi: “Başka bir kurum olsaydı bu kadar dayanamazdım. Bianet, ekonomik sıkıntıları olan bir yer ama mesleği gerçek anlamıyla yapabildiğimiz bir kurum.” Hikmet Adal, Bianet'te hak haberciliği yaparken kelime tercihleri üzerine uzun tartışmalar yürüttüklerini de ekledi. Bazı haber örneklerini aktararak haber dilinin hukuki karşılıklarına dikkat ettiklerini söyledi. Özellikle deprem bölgesinde ve hak ihlallerine dair haberlerde gazetecilere açılan soruşturmaların, dezenformasyon yasasının uygulanma biçiminin habercilik açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Panelde ayrıca Cumartesi Anneleri’nin medya görünürlüğü de tartışma konusu oldu. Konuşmacılar, ana akım medyanın bu haberleri görmemesinin siyasi ve editoryal tercihlerle bağlantılı olduğunu belirttiler. Hikmet Adal, ilk mesleğe başladığında bu eylemi takip eden muhabirlerden biri olduğunu söyleyerek deneyimini paylaştı: “700. haftada müdahale edildiğinde oradaydım. Bugün bu eylemler birçok medya kuruluşunda tamamen yok sayılıyor”.
Konuşmacılar, Türkiye’de hak odaklı gazeteciliğin yaygınlaşması için hem akademik düzeyde hem de medya kuruluşlarında bilinç yükseltici eğitim çalışmalarının artırılması gerektiğini belirttiler.
Panel, öğrencilerin sorularının yanıtlanması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Prof.Dr Süleyman İrvan ve Kevser Yılmaz, katılımcılara teşekkür ve fidan belgelerini takdim etti.


