Üsküdar İletişim'de Kant ve medya etiği konuşuldu
30.10.2026 17:40

Üsküdar İletişim'de Kant ve medya etiği konuşuldu


Haber-Fotoğraf: Seren Şeyma DEMİRHAN- Zeliha DEMİR

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde İletişim ve Etik dersi kapsamında, Dr. Öğr. Üyesi Koray Kırmızısakal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen buluşmaya Dr. Öğr. Üyesi Umut Eldem konuk oldu. Kant’ın ahlak ve aydınlanma anlayışını günümüz medyasıyla ilişkilendiren Eldem, algoritmik yönlendirmelerin ve duygulara seslenen haber sunumlarının bağımsız düşünme üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilen buluşmada, Kant’ın felsefesi üzerinden medya etiği, eleştiri hakkı ve düşünce özgürlüğü ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi Koray Kırmızısakal’ın moderatörlüğünde öğrencilerle bir araya gelen Dr. Öğr. Üyesi Umut Eldem, Kant’ın “Aydınlanma Nedir?” metni ve ahlak felsefesindeki temel kavramlardan hareketle günümüz iletişim ortamını değerlendirdi.

Buluşmanın açılışında Kırmızısakal, önceki derste Kant’ın düşüncelerine ilişkin bir giriş yaptıklarını belirterek Eldem’in Kant, Hegel ve ahlak felsefesi üzerine çalışmalarına değindi. Davetini kabul ettiği için Eldem’e teşekkür eden Kırmızısakal, sözü konuğuna bıraktı.

Aydınlanmanın temelinde kendi aklını kullanma cesareti var

Kant’ın aydınlanma anlayışını açıklayan Eldem, bireyin kendi aklını kullanmaya cesaret etmesinin önemini vurguladı. İnsanların nasıl yaşayacaklarını, neye inanacaklarını ve nasıl düşüneceklerini başkalarından öğrenmeye alışmasının, kendi kararlarını verme becerilerini sınırlandırabildiğini söyledi.

Bu yönlendirmelerin günümüzde farklı biçimlerde sürdüğünü belirten Eldem, sosyal medya platformları, algoritmalar ve büyük dil modellerinin insanların tercihleri üzerindeki etkisine değindi. Hangi konulara ilgi gösterileceğinin ve hangi içeriklerin tüketileceğinin giderek bu yapılar tarafından yönlendirilebildiğini anlattı.

Başkalarının talimatlarını izleyerek yaşamanın rahatlık sağlayabildiğini ifade eden Eldem, Kant açısından olgunlaşmanın kişinin kendi düşüncelerinin ve yaşamının sorumluluğunu üstlenmesiyle ilişkili olduğunu belirtti.

Eleştiri hem bir hak hem de bir ödev

Aydınlanmanın yalnızca bireysel bir süreç olmadığını söyleyen Eldem, insanların kendi düşüncelerini başkalarıyla paylaşmasının önemine dikkat çekti. Düşüncelerin kamusal alanda dile getirilmesi, tartışılması ve eleştirilmesinin bu sürecin bir parçası olduğunu anlattı.

Kant açısından eleştirinin hem bir hak hem de bir ödev olduğunu belirten Eldem, bireylerin karşılaştıkları görüşleri kendi akıllarını kullanarak değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti. Başkalarının söylediklerini tekrar etmenin veya her söyleneni doğru kabul etmenin, bağımsız düşünmenin gelişmesi için yeterli olmadığını vurguladı.

Eleştirinin önünün açılmasının toplumsal bir sorumluluk da taşıdığını belirten Eldem, insanların ancak akıllarını kullanabildikleri bir ortamda düşünme ve değerlendirme becerilerini geliştirebileceklerini söyledi.

Haber sunumlarında duygusal yönlendirmeye dikkat

Medya etiğini manipülasyon kavramı üzerinden değerlendiren Eldem, haber bültenlerinde kullanılan müziklerin ve duygusal anlatımların izleyicinin olayları değerlendirme biçimini etkileyebildiğini belirtti. Haberin belirli bir duygu eşliğinde sunulmasının, izleyiciyi olay üzerine düşünmekten çok belli bir tepki vermeye yönlendirebildiğini anlattı.

Sosyal medya akışlarında da benzer bir durumla karşılaşıldığını ifade eden Eldem, kullanıcıların kısa aralıklarla üzüntü, sevinç ve öfke gibi farklı duygular arasında geçiş yaptıklarına dikkat çekti. İçeriklerin hızlı tepki vermeye ve paylaşmaya yönelten yapısının, sakin biçimde düşünmeyi zorlaştırabildiğini söyledi.

Eldem, “Akıl sahibi olmak, aklını doğru kullanmak biraz konularla, meselelerle mesafe alabilmeye bağlı” diyerek olayları değerlendirebilmek için düşünmeye zaman ayırmanın önemini vurguladı.

Yalan ve manipülasyon kişinin karar verme sürecini etkiliyor

Yalan söylemenin ve kandırmanın neden ahlaki bir sorun oluşturduğunu Kant’ın yaklaşımıyla açıklayan Eldem, yanlış bilgilendirilen kişinin normal koşullarda tercih etmeyeceği bir davranışa yönelebileceğini belirtti. Bu nedenle kandırmanın, kişinin kendi aklını kullanarak karar vermesine müdahale ettiğini ifade etti.

Manipülasyonun da benzer biçimde bireyin bağımsız değerlendirme yapmasını engelleyebildiğini söyleyen Eldem, insanların doğru bilgiye ulaşabilmesinin ve kendi kararlarını verebilmesinin korunması gerektiğini vurguladı.

İnsanların amaçlarına saygı gösterilmeli

Kant’ın ahlak felsefesindeki “iyi irade” ve “ödev” kavramlarına değinen Eldem, ahlaki davranışın yalnızca kişisel çıkar elde etmek amacıyla açıklanamayacağını belirtti. Bir davranışın doğru olduğu için tercih edilmesinin, iyi irade anlayışındaki önemini anlattı.

İnsanın kendi amaçlarını belirleyebilen bir varlık olduğunu ifade eden Eldem, başkalarının da kendi yaşamlarına yön verebilmesine saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi. İnsanların yalnızca başkalarının hedeflerine hizmet eden araçlar olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Çalışma yaşamından örnek veren Eldem, bir kişinin bir kurumun amaçlarına katkıda bulunurken kendi amaçlarını gerçekleştirebileceği koşullara da sahip olması gerektiğini belirtti. Kurumlardaki eleştiri kültürünün ve çalışanların düşüncelerini dile getirebilmesinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Eleştiri hakkı insan onuruna saygıyla kullanılmalı

Eleştiri özgürlüğünün başkalarının haklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyleyen Eldem, kişinin düşüncelerini açıklarken diğer insanların onuruna ve özgürlüğüne saygı göstermesi gerektiğini belirtti. Nefret içeren söylemlerin bu çerçevede değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.

İnsanların farklı yaşam tarzlarına, tercihlere ve değerlere sahip olabileceğini hatırlatan Eldem, birlikte yaşamın temelinde bu farklılıklar içinde birbirlerinin özgürlüğünü gözetmenin bulunduğunu anlattı. Kendi seçtiği hayatı yaşamak isteyen bireyin, başkalarının da aynı isteğe sahip olduğunu dikkate alması gerektiğini ifade etti.

Ekonomik kaygılar otosansüre yol açabiliyor

İfade özgürlüğü ve eleştiri hakkının kullanılmasında toplumsal koşulların belirleyici olduğunu belirten Eldem, baskı ve sansürün yanı sıra ekonomik güvencesizliğin de insanların düşüncelerini açıklamasını zorlaştırabildiğini söyledi.

İşini kaybetmekten kaygı duyan bir kişinin, karşılaştığı sorunları dile getirmekten kaçınabileceğini ifade eden Eldem, otosansürün kimi zaman geçimini sürdürme zorunluluğuyla ilişkili olduğunu anlattı. Bu nedenle insanların özgürce konuşabilmesinin yalnızca bireysel cesaret üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Eleştiriye verilen tepkinin, içinde yaşanılan düzeni anlamak açısından önemli olduğunu belirten Eldem, insanların görüşlerini paylaştıklarında baskıyla mı yoksa saygıyla mı karşılaştıklarına bakılması gerektiğini söyledi.

Sosyal medya hem olanak hem de risk taşıyor

Sosyal medyanın insanların düşüncelerini paylaşabildiği ve tartışmalara katılabildiği bir kamusal alan oluşturduğunu ifade eden Eldem, bu özelliğin önemli bir olanak sunduğunu belirtti. Ancak aynı platformların algoritmik akışları ve duygusal tepkileri öne çıkaran yapıları nedeniyle riskler de taşıdığını söyledi.

Kullanıcıların sürekli değişen içeriklere ve duygulara kapılmasının, kendi değerlendirmelerini yapmalarını zorlaştırabileceğini anlatan Eldem, sosyal medyanın sunduğu ifade olanağı ile yönlendirme gücünün birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguladı.

Akademisyenlerin sorumluluğuna da değinen Eldem, eğitim ortamlarında öğrencilerin kendi akıllarını kullanmalarına olanak tanınmasının önemini belirtti. Öğrencilerin yalnızca kendilerine söylenenleri tekrar etmesi yerine soru sorabilecekleri, görüş geliştirebilecekleri ve eleştirilerini paylaşabilecekleri bir ortam oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Öğrenciler niyet ve sonuç ilişkisini sordu

Konuşmanın ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde öğrenciler, ahlaki davranışlarda niyetin ve sonucun rolü, eleştiri hakkının sınırları ve Kant’ın farklı topluluklara ilişkin görüşleri hakkında sorular yöneltti.

Niyet ve sonuç ilişkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Eldem, Kant açısından bir eylemin ahlaki değerlendirmesinde o eyleme yol açan düşüncenin ve gerekçenin önem taşıdığını anlattı. Bir kişinin doğru bir amaçla harekete geçmesine rağmen hedeflediği sonuca ulaşamayabileceğini belirterek başarısızlığın, yapılan davranışın ahlaki değerini tek başına ortadan kaldırmadığını ifade etti.

Buluşma, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından teşekkür ve alkışlarla sona erdi.