Yaşar Özer: Podcast’i radyonun kuzeni gibi görüyorum
29.03.2025 13:38

Yaşar Özer: Podcast’i radyonun kuzeni gibi görüyorum


Röportaj: Yağmur Aydın

Günümüzde podcast yayıncılığı, geleneksel medyanın yanında güçlü bir alternatif olarak kendine yer buluyor. Hem haber tüketim alışkanlıklarını değiştiriyor hem de habercilere yeni anlatım olanakları sunuyor. Peki, Türkiye’de podcast haberciliğinin durumu ne? Radyo ile podcast arasındaki temel farklar neler? Yapay zekâ ve yeni teknolojiler bu alana nasıl etki ediyor? Uzun yıllardır medya sektöründe çalışan ve kısa bir süre önce podcast yayıncılığına adım atan gazeteci Yaşar Özer ile bu konular üzerine konuştuk.

Kendinizden biraz bahseder misiniz? Podcast yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Adım Yaşar Özer, 15 yıldır medya sektöründe çalışıyorum. Bu sürede internet haber sitesi, aylık yayınlanan denizcilik dergisi ve haber televizyonu gibi birçok medya organında çalıştım. Podcast yayıncılığı benim açımdan çok yeni diyebilirim. Yakın zamana kadar sadece dinleyiciydim. Bir ay oldu henüz. Kuzenim 90’lı yıllarda radyo programcısıydı. Bu yüzden küçük yaşlardan itibaren mikrofona bir şeyler anlatmak aşina olduğum bir durum. Zaten çalıştığım kanalda da yıllardır seslendirme yapıyorum. Bir noktada “neden podcast de olmasın ki?” demiş bulundum ve başladım.

“Podcast haberciliği Türkiye’de güçlü bir alternatif”

Türkiye’de podcast haberciliği konusunda bir değerlendirme yapabilir misiniz? Türkiye’nin durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bence çok güzel işler var. Bazılarını ben de takip ediyorum. Tabii haberde hâlâ ana akımın hakimiyeti sürüyor. Ancak podcast farklı arayışı olan insanlar açısından çok güzel bir çıkış noktası bence. Bir de ülkenin gündemini ve maruz kaldığımız enformasyonu göz önünde bulundurunca gelişmeleri podcast’ten dinlemenin dinlendirici bir yanı da var bence.

“Podcast, günümüz tüketim alışkanlıklarına daha uygun”

Radyo’nun popülaritesini büyük oranda yitirdiği bir dönemde podcast yayıncılığının bu kadar popüler hale gelmesinin nedeni nedir? İki mecra arasındaki farklar nelerdir?

Podcast’i radyonun kuzeni gibi görüyorum ben. Teknik farklar dışında mantık aynı sonuçta. Bir de podcast günümüzün içerik tüketicisi açısından daha mantıklı. Sonuçta size bir saat dayatmıyor. İstediğiniz bölümü istediğiniz saatte girip dinleyebiliyorsunuz. Bu yüzden nasıl dijital platformlar çıkış yakaladıysa podcast de zamanın ruhuna daha uygun diyebiliriz. Radyo için de yıllarca bitiyor yorumları yapılıyordu ancak insanlar hâlâ dinliyor. Başka bir şey yaparken dinleyebiliyor olabilmek de önemli bence. Pek çok şeye aynı anda yetişmemiz gereken bir çağdayız. Bedeninizi çalıştırmanız gereken bir işte, uzun yolda ya da yürüyüş yaparken hem radyo hem de podcast’in önemli bir alternatif olduğunu düşünüyorum. Tabii podcast pandemideki kadar dinlenmiyor haliyle ama yine de bilinen kişilerin ve formatların ayda iki milyon gibi çok ciddi bir dinleyici sayısı olabiliyor. Bu anlamda da umut verici.

“Gazetecilik öğrencileri beklememeli!”

Podcast haberciliğine yönelmek isteyen gazetecilik öğrencilerine neler tavsiye edersiniz?

Bence kesinlikle beklemesinler. Bir mikrofon ve bir bilgisayarla bile yapabildiğiniz bir yayıncılık türü neticede ve en önemlisi üretime dair kasınızı çalıştırıyor. Burada hedef çok büyük kitlelere ulaşmaktan ziyade kendinizle ilgili olmalı. Her türlü kazan kazan durumu olabilir. Belki podcast formatınızla iyi bir şeyler başarırsınız. Olmadı iş hayatına atılırken referans gösterebileceğiniz canlı bir şey olur elinizde. Bir haber merkezinde çalışmak istiyorsunuz meselâ. O fırsat geldiğinde karar verecek kişiye gösterebileceğiniz bir örnek olacak elinizde. Bu anlamda da önemli bir hazırlık süreci olabilir.

Haber podcast’leri hazırlarken hangi formatı tercih ediyorsunuz? (Örneğin, tek sunucu anlatımı, röportajlar, tartışmalar vb.) Bu tercihinizin sebebi nedir?

Haber için tek bir anlatıcının olduğu tarzı tercih ediyorum ama dediğim gibi daha yeni başladım podcast yayıncılığına. Çalıştığım TV kanalında yaptığım işlerin podcast versiyonu gibi oluyor genelde, tabii daha canlı ve daha doğal bir anlatım gerekiyor. Görüş olacaksa da ses olarak görüşü alıp kurguda işlemeyi daha makul buluyorum. Bence kilit rol anlatıcıda bitiyor. İnsanların duymak istediği bir ses kalitesi ve anlatım biçimi oluyor ya da bir yerden sonra ona aşina oluyorlar. O yüzden tek sunucu anlatımı bana daha sıcak geliyor. Tabii işimiz gereği görüş almak önemli. Görüşü de sunucu aktarabilir neticede ama ses olarak eklemek daha iyi oluyor bence.

“Podcast’ler, yavaş gazeteciliği yaygınlaştırıyor”

Podcast’lerin haber alma alışkanlıklarını nasıl dönüştürdüğünü düşünüyorsunuz? Podcast’ler insanları geleneksel haber kaynaklarından uzaklaştırıyor mu?

Uzaklaştırdığını düşünmüyorum. Bence podcast’ler haber alma anlayışına şık bir pencere açtı ve yavaş gazeteciliği yaygınlaştırdı. Ülkemizin gündemi gereği ana akımda derinlemesine bir şeyler bulmak zor olabiliyor. Haber merkezleri de sürekli bir yarış halinde zaten. Sıcak haber hep ön planda. Ancak “ben soğuk bir yerden derinlemesine bir şeyler dinlemek istiyorum” derseniz podcast çok ideal. Mesleğim dışında vatandaş olarak ben de o taraftayım. O yüzden önemsiyorum. Bir de sadece haber değil herhangi bir konuda istediğiniz şeyi bulabiliyorsunuz. Güzel araştırmalar, derinlemesine incelemeler, verimli bir ortam sunuyor.

“Yapay zekâ, Podcast yayıncılığında ses kalitesini artırıyor”

Yapay zekâ ve yeni teknolojiler podcast haberciliğini nasıl etkiliyor? Gelecekte bu alanda ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Kaliteli bir ses elde etmek için çok verimli olabiliyor. Benim zaten kullanabileceğim bir ortam ve teçhizatım var ama özellikle yeni başlayacaklar için Adobe Podcast çok kullanışlı bence. Biz de kullanıyoruz bu arada. Sadece podcast değil TV için bir şey hazırlarken de faydalı oluyor. Örneğin ses veya görüntülü bağlantı, bir görüş aldınız ama ses kaliteli değil. Büyük ölçüde toparlayabiliyorsunuz. Geleceğe dair bu anlamda bir beklentim yok, zaten o kadar hızlı ki sadece maruz kalıp uyum sağlıyoruz. Tabii faydalı bir şey ise